27 Nisan 2012

Doping!

Yeni gözdem oluyor kendisi. Yapımında emeği geçen herkese buradan en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum...

He bu arada bu vesileyle Afyon'daki vatandaşlara "Nazdorovya" diyorum. Afiyet olsun.

23 Nisan 2012

Bravo gençler


Mehmet Topuz, maç sonrası Melo'yla dalga geçmek amacıyla köpek taklidi yapıyor.

Miroslav Stoch, kendi formasıyla değiştirdiği Galatasaray formasını götünün içine sokuyor.

Bravo gençler, tam da mensubu olduğunuz camiaya yakışan hareketlerde bulundunuz. Helal olsun.

Maçla alakalı hiç bir şey söylemeyeceğim; Sir Alex Ferguson'un meşhur bir lafı var "İstatistik mini etek gibidir, çoğu şeyi gösterir ama asıl olanı gizler" Bu lafın üstüne söyleyecek başka bir cümle yok.

Maç sırasında Fatih Çalışkan isimli bir renkdaşımız kalp krizi geçirip vefat etmiş. Allah gani gani rahmet eylesin. Ne diyeyim bilmiyorum. Birileri, birilerinin götünü kurtarmak için sikindirik bir olay icat ediyor, biz de bu senaryoyu izliyoruz işte.

Bu play off'u çıkartanların da, Fenerbahçe'nin balının da, Galatasaray'ın şansının da toptan amına koyayım.

21 Nisan 2012

Yazık Ettin...



Manchester City altyapısında yetişen, 1 sezon Norwich City'ye kiralandıktan sonra son durağı olan Sheffield United'a transfer olan Ched Evans "tecavüz" suçundan 5 sene mahkum edildi.

Olay geçen Mayıs ayında City altyapısında beraber oynadığı Clayton McDonald'ın bir kızla sokakta bulup, birşeyler atıştırıp otel odasında ilişkiye girmesiyle başlıyor. Bu olayın üzerine Evans da onlara katılıyor. Aslında kız 19 yaşında, yani yasalara göre ilişkiye girmesinde bir problem yok. Olayın patladığı nokta kızın aşırı derecede sarhoş olması ve bu iki gerizekalının telefonla "homemade" denemeleri. Kız ise çok sarhoş olduğu için hiçbirşey hatırlamamakta, sabah kendini çırılçıplak halde bir otel odasında bulunca dava açmış.

Yargıç "Kız otele geldiğinde sex yapılamayacak kadar kötü durumdaymış (sarhoş) bunu farketmeniz gerekiyordu" demiş. Yani olay tamamen tecavüz formuna giriyor bu durumda.

Mahkemede McDonald affedildikten sonra gözyaşlarını tutamayan Evans kendisine verilen 5 yıllık cezayı duyunca salya sümük olmuş. Yargıç "Aslında çok iyi bir kariyere doğru yol almaktaydın" diyerek olayı daha da dramatik hale getirmiş.(Evans Sheffield formasıyla bu sezon  37 maçta 30 gol ve 13 asist gibi hayvani bir performans sergilemişti)

Cezanın verildiği gün Sheffield United resmi sitesinden Evans'ın avukatları davayı bir üst mahkemeye taşıyacaklarını bildiren bir açıklama yapmışlar.

Şimdi biz ne desek suç. İngiltere gibi sex, eğlence, threesome gibi olguların normal gündelik şeyler olduğu bir yerde tecavüz suçundan yargılanıp 5 sene ceza alabilmek için ya çok yetenekli olmanız ya da aynı oranda gerizekalı olmanız lazım. Evans gerizekalı olan kısımdan gibi görünüyor.

Bir de bu olay Türkiye'de olsa ne olurdu diye düşünmeden edemiyor insan. 5 maç ceza verirlerdi, tahkim 3 maça düşürürdü, kızı otobüste döverlerdi neden içki içip erkeklerle otele gidiyosun diye. Adamlara en çapkın erkek plaketi verilirdi. Hayat mutlu mesut devam ederdi herhalde...

Bizde kıza, babası oğlu birlikte tecavüz etti, yetmedi paramparça ettiler çöpe attılar. Çocuk zar zor bulundu, devlet büyükleri kızı suçladı, olayı yapanlardan baba serbest oğlu çocuk mahkemesinde yargılandı. Aradaki farkı siz düşünün işte. Adamlar futbolcularını sadece kız kendinde olmadığı için 5 sene hapise göndermeye çekinmezken biz neler yapıyoruz. Daha çok fırın ekmek var yiyeceğimiz çook...

16 Nisan 2012

Söyleyin Biz de Bilelim !

Dadandığı günden tutuklandığı tarih olan 3 Temmuz'a kadar itina ile Türk Futblunu götüne sokup çıkaran Aziz Yıldırım ve şurekası bayrağı bildiğiniz gibi yine kendi türevi olan Yıldırım Demirören'e devretti. Y.Demirören ve ekibi de büyük titizlikle aynı operasyona tam gaz devam ediyor. Emeklerini takdir etmek lazım, haklarını verelim.

Şike yok diyemeyip, sahaya yansımamış diyebilmek için insanın yüzündeki astarın kaç kat olması gerekiyor ben bilemiyorum artık, kararını siz verirsiniz. Kendi elit dediği kulübünü UEFA ve FIFA karşısında savunamama acizliği hangi kelimelerle açıklanabilir ? Adamlar madem yok savunun diyor, etik kurulu çıkıp bir açıklama yapıp gönderemiyor...

Hani yazsam 36 cilt kuşe kağıda ansiklopedi çıkar bu olaylardan, öyle şike kitabı falan değil. Türk futbolu sanki Güney Amerika ülkeleri gibi oldu. Herşey kim vurduya gidiyor. Şike soruşturmasında göz altına alınan adam diğer gün hülle gibi satılıyor, maçta şike yaptığı anlaşılan oyuncu ülkeden kaçıyor "Ferrari" (akıbeti hala belli değil, cezası vs vs.), yurt dışına satılan oyuncu şike olabilir diyor (Lugano)... Bizimkiler hala neresinden kurtarabilirizin derdinde...

Bu akşam da ırkçılıkla pek uzak olmayan Emre (şu anki takım arkadaşı Yobo'ya Newcastle'da oynadığı dönemde ırkçılık yaptığı için yargılanmıştı) çıkıp Zokora'ya lanet zenci diyor. Bunun üzerine olanları yazıyorum...

-Biri çıkıyor olayda tahrik var diyor.
-Biri çıkıp pişmiş kelle gibi zenci hakaret değil diyor.
-Biri çıkıp ceza verilsin, ülkeyi terketsin diyor ama yayınlandığı kanal tekrar yayınından o bölümü kesiyor.
-Biri çıkıp saha içerisinde barışmışlar ama diyor.
-Devletin yayın organı antu sitesi gibi "şike şike" diye başlık atabiliyor...

Bu ülkede ne serbest, ne yasak söyleyin biz de bilelim.

Şike serbest, teşvik serbest hatta şimdi ırkçılık da serbest ama kalecinin penaltı atması etik değil.. Çıkarın şu futbolu götünüzden artık, yeter yalama oldu, futbol da siz de...

9 Nisan 2012

The Extraordinary Competition !


34 maçlık normal lig maratonu bitti. Normalde 9 farkla şampiyonduk dememde bir sakınca yok herhalde. Gerçi bu nereden geldiği belli olmayan Play-Off uygulaması olmasaydı birçok takım kendini böyle salmazdı.

Mesela Lider Galatasaray'la 4. Beşiktaş arasındaki puan farkı 22. 4. Beşiktaş ile küme düşen Samsunspor arasında 19 puan fark var... Play-Off sisteminin takımları nasıl rahatlattığının bir örneğidir bu. Eminim Play-Off falan olmasaydı Galatasaray yine açık ara şampiyon olurdu ama bu derecede puan farkları olmazdı. Çünkü Fenerbahçe ve Trabzonspor yapabileceklerinin en iyisini yaptılar. Tarlalar düzgün sulanmayınca artık anca bu kadar...

34 haftanın Galatasaray değerlendirmesi de çok basit ve ortada. Muslera,Elmander, Selçuk, Melo, Ujfa ve Semih'in olağanüstü, Eboue,Emre,Engin,Hakan Balta'nın iyi performansları ve Fatih Terim'in 2. gelişinde yaptığı hataların yanından bile geçmemesiyle gelen büyük değişimi. Ve belki de en önemlisi, yapılan 13 transferden en az 9'unun mükemmel uyum sağlayarak oluşturduğu takım olgusu... Arda'nın takımdan ayrılışının büyük katkısı olduğunu düşünüyorum bu takım olma konusunda. Neyse o ayrı bir ihanet, sonra yazarız onu da...

Lig için sıradışı kelimesi aslında ne kadar uygun bilemiyorum ama Aziz Yıldırım ve şurekasıyla beraber Yıldırım Demirören'in Türk futbolunu ortaklaşa götlerine sokup çıkardıklarını rahatlıkla söyleyebilirim.

UEFA ve FIFA'nın gözünde şike yapmakla suçlanan bir kulübün kişilik olarak bile şaibeli başkanını TFF'nin başına getirmek, şike yaptığı kesinleşen ama götünü kurtarmak için "sahaya yansıma" gibi saçma bir olayı utanmadan dillendiren bir kurum, Avrupa'ya 5 sene gitmeyiz ne olacak diyebilen bir beyin takımı vardı bu sene piyasada. Ciddi anlamda sıradışı bir durum aslında. Adamlar da haklı bir yerde, gidiyorlar da ne oluyor ? Sanki bana her sene CL UEFA kupası alıp geliyorlar, gitmeyiz olur biter, en azından ülke puanları sabit kalır...

Şimdi de Play-Off fikstürü çekildi. Görünüşe bakılırsa Galatasaray şanslı görünüyor. İlk hafta deplasmanda Egemen ve Almeida'dan yoksun Beşiktaş'la sonra da Arena'da Fenerbahçe'yle oynuyoruz ve ayrıca Trabzonspor'la ilk deplasmanımız seyircisiz. Bu iki maçı kazandığımız anda olay biter bence. Kadıköy'de alkışlarlar herhalde artık, stadı yakmadan önce tabi...

Paylaş