28 Ocak 2011

Beşiktaş ve Seyrantepe !




Beşiktaş'ın Fi Yapı İnönü Stadı'nı büyütmek için yaptığı başvuru bu hafta içinde kabul edildi. İşin detayını çok bilmiyorum ama televizyona çıkan bir iki Beşiktaş yöneticisi 40000 kişilik bir stadın yapılacağından bahsettiler.

Fenerbahçe, Galatasaray hatta Kayserispor bile yeni bir stada sahipken Beşiktaş'ın da yeni bir stadının olması elzemdir. Aslında Galatasaray'la beraber çoktan bunu gerçekleştirmiş olmaları gerekiyordu, geç kaldılar birazcık.

Benim bahsetmek istediğim şey Beşiktaş'ın yeni stadının inşaatı süresince Seyrantepe'de maçlarını oynama isteği. Normal olarak baktığınızda "armut piş ağzıma düş" mantığıyla Seyrantepe'de maç yapmak istemeleri çok normal. Açılışta yaşanan siyasi rezaletten sonra başbakan denen kişinin çıkıp "stad zaten devletin" sözleri Beşiktaş yönetimini cesaretlendirmiş olsa gerek.

Ama herşey kağıt üzerinde olduğu gibi gerçekleşemiyor malesef ;

1 - Stadın 49 yıllık kullanım hakkı Galatasaray'a Ali Sami Yen Stadı'nın üst kullanım hakkı karşılığında verilmiş durumda. Beşiktaş'ın burada ne hakkı var ?

2 - Bu stadın inşaatı süresince, bu stadla yatıp kalkmış herşeyini bu stadın inşaat sürecine harcamış Galatasaray taraftarı var ortada. O stadda en ufak bir koltuk kırma olayında bile kendi taraftarını boğazlama konumuna gelen bu grup olası Beşiktaş'ın stada gelmesi durumunda ne yapar bilemiyorum.

3- Biz Olimpiyat Stadı çilesini çekerken, taraftar evine dönemezken, soğukta karda o yolu aşındırırken Avrupa maçlarını İnönü'de oynama isteğimize olumsuz yanıt veren Beşiktaş yönetimi hiç utanmayacak mı acaba ?

4- "Ama stad zaten devletinmiş yeaaa" diyen Beşiktaş taraftarına son sorum, İnönü stadı kimin ?

Olmaz bu işler, Galatasaray yönetimi bir rezaleti daha kaldıramaz. Yeterince rezalet çıkardılar, Polat yolda yürüyemez yemin ederim. Beşiktaş taraftarına da tavsiyem bu hafta İBB maçında yolları iyi ezberlesinler, ihtiyaç duyacaklar önümüzdeki sene...

26 Ocak 2011

2011/2012 Forma Tasarımları #1

Adidas ile sözleşmenin fesh edilmesi benim gibi azılı bir Adidasçı'nın bile hoşuna gitti. Senelerdir cıvıtılan forma tasarımlarından sonra beklenen bir olaydı aslında. Antalya ile oynanan kupa maçında Servet'in formasında logonun olmaması bana göre bardağı taşıran nokta oldu, başka bir neden gelmiyor aklıma bu fesihin nedeni olarak.

Ben yeni sponsorun Nike olmasını bekliyorum. Hatta kulübün Adidas'a ödeyeceği fesih bedelini falan da Nike vermiş deniyor. Bir kaç güne çıkar bunun kokusu zaten.

Nike ile anlaşmaya yakın olduğumuzu düşündüğümden, bu firmanın kalıbıyla yeni 2 forma tasarlayayım dedim. Devamı da gelecek bu formaların tabii ki, uğraşmak hoşuma gidiyor böyle şeylerle.


22 Ocak 2011

Bir Allah kuruşumuz yok ama allahın aslanıyız !!!









Adnan Polat'ın Arena'da taraftarı ezip Tayyip'e çektiği yalakalık ıslıklı protesto edildi.

Hemde Taksim'de Fenerlisiyle, Beşiktaşlısıyla, Adana Demirsporlusuyla ve adını sayamadığım diğer takımların taraftarlarıyla birlikte.

Sanırım Türkiye'de sağduyu gelişiyor.

21 Ocak 2011

Bağımsız Galatasaray Taraftarları !

İlan bugün Fanatik gazatesinde arka sayfada yayınlandı, burada da paylaşmak lazım diye düşünüyorum.

BASIN VE KAMUOYUNA DUYURUDUR
15 Ocak 2011 Cumartesi akşamı, uzun yıllardır beklediğimiz yeni stadımıza kavuşmanın heyecanını, gözbebeğimiz Ali Sami Yen Stadını terkedip, Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena'ya taşınmanın buruk sevincini tattık.

Tarihimizin mihenk taşlarından biri olacak o gecede yaşananları takip eden bazı hadiseler, Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena'nın açılış kutlamalarını gölgelemiştir.

Bu sebeple, müşterek olarak Galatasaray Kulübü taraftarlığından başka hiçbir kurum, grup, örgüt, kişi, veya siyasi hareket ile ilişkisi olmayan bağımsız vatandaşlar ve taraftarlar olarak kamuoyuna seslenmeyi görev sayıyoruz.

15 Ocak 2011 gecesi Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın stada girişi anons edildiğinde, taraftarımızın bir bölümü kendisini alkışlamış, diğer bir bölümü de ıslıklamıştır. Söz konusu tepki, medeniyet sınırları içerisinde kalmış, her hangi bir kötü söz içermemiştir. Tepkilerin boyutunun en üst noktaya çıktığı an, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) başkanı Sayın Erdoğan Bayraktar'ın, merhum başkanımız Özhan Canaydın'ı, geçmiş yönetimlerimizi ve Galatasaray camiasını kabul edilemez bir üslupla eleştirerek, tüm Galatasaray taraftarları, kulüp ve kongre üyelerini ağır şekilde tahrik ettiği konuşmasıdır.

16 Ocak 2011 günü Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Sayın Adnan Polat, protestocuları yönetim olarak "Galatasaraylı kabul etmediklerini" söyleyerek stadyumda bulunan Galatasaray taraftarlarına ağır şekilde hakaret etmiştir. Ayrıca protestocuları emniyet ile birlikte tespit ederek stada almayacaklarını söyleyerek onları tehdit etmiştir.

Yukarıda özetlenen hadiselerin ışığında Bağımsız Galatasaray Taraftarları olarak aşağıdaki tespit ve taleplerimizi kamuoyuyla paylaşırız:

* Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının mevcut ya da muhtemel iktidar organlarını övme, eleştirme ve protesto etme hakları, altında Türkiye'nin de imzası bulunan uluslararası sözleşmeler ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın teminatı altındadır.

* Önemle ifade etmek gerekir ki, siyasi liderler bireylerin gündelik yaşamlarına doğrudan etki eden kararların mimarlarıdırlar ve övgüye de eleştiriye de hazır olmalıdırlar.

* Galatasaray taraftarlarının bu protesto sebebiyle devlet kademesi, medya organları ve Galatasaray Yönetimi tarafından hakarete maruz bırakılmasına, tehdit edilmesine ve baskı altına alınmasına Galatasaray Spor Kulübü ve kamuoyu seyirci kalmamalıdır.

* Söz konusu gecede yapılan protestolar neticesinde ortada kamera kayıtlarıyla tespit edilecek bir suç unsuru ve buna bağlı suçlular yoktur. İstanbul Emniyeti'nin güvenlik kaynakları suçla bağlantılı olmayan eylemlerin tespiti için seferber edilemez.

* Galatasaray Başkanı Adnan Polat ve Yönetim Kurulu üyeleri Galatasaray taraftarlarına karşı yapılan tehdit ve hakaretlere karşı kayıtsız kaldıkları gibi, söz konusu eylemleri gerçekleştirenlerle söylem birliğine giderek bulundukları mevkiye ihanet etmişlerdir. Bahsi geçen şahıslar Galatasaray camiasından ve taraftarlarından özür dilemeli ve derhal istifa etmelidirler.

* Galatasaray Kulübü Kongre Üyeleri , Başkan Adnan Polat ve yönetimini kınamalı, haklarında gerekli disiplin cezalarını uygulayacak süreci hemen başlatarak sorumluluklarını yerine getirmelidirler.

* TOKİ Başkanı Sayın Erdoğan Bayraktar, haddini aşan ve tahrik edici konuşması sebebiyle tüm Galatasaraylılardan özür dilemelidir.

* Protesto eden Galatasaray taraftarlarına medya aracılığıyla ve alenen ağza alınmayacak küfürler ve hakaretler savuranlar, onları "nankörlük", ve "teröristlik" ile itham edenler hakkında gerekli yasal işlemler Galatasaray Kulübü ve taraftarlarınca müşterek olarak başlatılmalıdır.

* Bağımsız Galatasaray Taraftarları olarak, Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena'nın Galatasaray Kulübüne kazandırılması adına çalışan herkese sonsuz müteşekkiriz. Emeği geçen bütün kişiler ve kurumlar teşekkürü ve saygıyı hak etmektedir.

* Ali Sami Yen Spor Kompleksi'nin yapımıyla ilgili, tarafımızdan teşekkürü öncelikle hak edenler, stadın her köşesine emeklerini harcayan işçilerdir. Stadın yapımına ilişkin katkısı olanlara teşekkür edilirken hayatlarını kaybeden işçilerin anılarına saygı sunulmamış olması üzüntü vericidir.

* Tüm Türkiye'yi defalarca gururlandırmış, ülkenin adını tüm dünyaya duyurmuş kulübümüz, bu tesisleri ve çok daha fazlasını sonuna kadar hak etmiştir. Camiamızın, bu tesisle ilgili hiçbir kuruma veya şahsa en ufak bir borcu yoktur. Unutulmamalıdır ki; Galatasaray Spor Kulübü, arazisi son derece değerli olan Mecidiyeköy'deki Ali Sami Yen Stadyumu üst kullanım hakkı ile birlikte Seyrantepe'deki yaklaşık 384 dekar arazinin 264 dekarlık üst kullanım hakkından feragat etmiştir. Bu arazilerin ihalelerinden devlet ciddi bir kazanç sağlamıştır ve sağlamaya da devam edecektir.Ayrıca bu kazancın yalnızca bir bölümü Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena'nın yapımı için ayrılmıştır.

* Konumu ne olursa olsun, hiçbir kişi veya kurum Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena'nın Galatasaray'a kazandırılmasını kişisel bir lütuf olarak gösteremez.

* Bu tesislerin Galatasaray Spor Kulübü'ne söz verildiği gibi teslim edilmesinin, şartnamelerle belirlenmiş taahhütlerin eksiksiz olarak yerine getirilmesinin sonuna kadar takipçisi olacağız.



Bağımsız Galatasaray Taraftarları

18 Ocak 2011

Sizi sevenleri üzdünüz baba....


Millet, Adnan Polat'a çok pis dalasım var ''Sen kimin evinden kimi kovuyorsun arkadaş?'' sözleri beraberinde.
Metin Oktay, bizi sevenleri üzmeyelim baba, diye boşuna dememiş. Kemikleri sızlıyordur sayenizde.
Samiyen'den ayrılmasaydık da Arena pişkinl(lik)erini görmeseydik.

Hani bir bestemizde diyordu ya ''Elveda Sami Yen, bir gün geri geleceğiz yeniden''
Aga, geri gelelim...

16 Ocak 2011

Hadsizler...



Dün akşamki olaylar hakkında ben de bir kaç kelam edeyim dedim...

Açılışın yaklaşmasıyla birlikte çekindiğim noktalardan biriydi başbakanın yuhlanma ihtimali... Son geldiği Galatasaray maçı Ali Sami Yen'de oynanan Hamburg maçıydı ve iyi hatırlıyorum kendisi stada geldiğinde skor 2-0'dı. Daha sonra 3 gol yiyip elenmiştik, neyse hatırlamayayım o lanet geceyi...

Malum stad inşaatının bitmesine kısa bir süre kala televizyon kanallarına çıkan Gsgm Müdürlüğü makamında oturan kişi başbakana bayağı bir yalakalık yapmış, tek teşekkür edilecek kişinin başbakan olduğunu, o olmasa bu stadın bitireleyemeyeceğini söylemişti. Bu açıklamadan sonra bir teşekkür etme hastalığıdır aldı başını gitti... Başbakanın illa ki emeği vardır, yok demiyorum. Ancak o stadın inşaat parasını kendi cebinden vermiş gibi hava yaratılması başından beri benim midemi bulandıran bir noktaydı. Kaldı ki Galatasaray, o stadyum için İstanbul'un göbeğinde çok değerli bir noktada bulunan Ali Sami Yen Stadı arazisinin kullanım hakkını devlete geri iade etmişti. Devletin buraya yapılacak olan iş merkezlerinden elde edeceği rantı da hesaplamaya benim matematiğim elvermez. Ve bunların karşılığında da devlet yeni bir stad yapacaktı, üstelik Mecidiyeköy'deki arazinin değerinden çok daha aşağı bir meblaya.

Stadyumun inşaatı bir çok kez durdu. Başbakanın talimatı ile inşaat işini Toki aldı ve bundan sonraki süreç gayet hızlı akmaya başladı. Öyle ya demirleri dahi pas tutan, işçilerinin parası ödenmediği için yarıda kalan bir beton yığını vardı ortada ve böyle bir kaos ortamından cayır cayır çalışılan bir inşaat haline gelmişti Aslantepe.

Kuşkusuz tüm Galatasaraylılar'ın heyecan ve merakla beklediği açılış maçının Ajax ile oynanacak olması beni sevindiren bir noktaydı, sevdiğim bir takımdı Ajax. Önce bu oynanacak açılış maçının şifreli bir kanal olan ve para karşılığında satın alınan Euro Futbol isimli kanalda yayınlanacağı açıklandı. Bir kaç gün önceden çıkan bu haber benim gibi stada gidemeyecek olan tüm Galatasaraylılar'ı üzmüştü. Herkes, D-Smart kutusunu geçtim, bir halta yaramayan ve parayla yayın yapan bir kanalı izleme imkanına sahip değildi. Bu açıdan bakıldığında benim bütün şevkim baştan kırıldı zaten, evimde LigTV var ve ben hiç bir ehemmiyeti olmayan sıradan bir maçı izlemek için kahve aramak zorundaydım. Hoş, kahve falan aramadım hatta internet olmasa umrumda bile olmazdı açılış maçılış. Kulüp zaten açılış maçının yayınını paralı kanala satarak taraftarına ne kadar değer verdiğini gösterdi cümle aleme...

Açılıştaki olaylara geçelim. Başbakan'ın, Cumhurbaşkanı ve bakanların stada gelişinin anons edilmesi yuhlanmadı dün akşam. Öncelikle bunu belirtelim. Hoş, günlerdir yapılan yalakalıklar insanların sabrını taşırdı ama bu özel bir geceydi ve tatsız olay olmaması gerekirdi. Ancak mikrofonu eline alan Toki başkanı Erdoğan Bayraktar beyefendi, açtı ağzını yumdu gözünü... Yemek yerken izledim olanları, önce kendisinin söylediklerini duyunca kulaklarıma inanamadım. Resmen Galatasaray Spor Kulübü'nü itin götüne soktu. Bunun karşılığında taraftarın zaten kopma noktasına gelen sinirleri daha fazla dayanamadı ve olması gereken şekilde ıslıklarla tepki verildi. Olaylar bunun sonrasında ilginç bir hal aldı.

Gelelim o olaylara... Bu ıslıklamalar sonrası Başbakan, Cumhurbaşkanı, Bakanlar, Adnan Polat ve diğer kulüp başkanlarının stadı terketmesiyle olay değişik bir akış izledi... Akabinde,  iktidar partisine mensup kişiler Twitter hesapları üzerinden Galatasaray taraftarına o stadı size kim yaptı ulan sefiller, şerefsizler, nankörler diye hakaretler yağdırmaya başladı. Hadsizliğin geldiği son noktada, benim iğrenerek okuduğum, şaşırdığım, kanımın donduğu bir başka konuşma daha geldi, adını anmak istemediğim bir müdür sıfatlı beyefendi, alenen açık bir şekilde Galatasaray taraftarına orospu çocuğu muamelesi yapıyor, "babası belli değil bunların" gibi bir devlet görevlisinin ağzına yakışmayacak şeyler yazıyordu... Ağız ishali buymuş demek. O stadı siz değil, Raşit Ek, Gökhan Yavuz gibi ekmeği için, Özhan Canaydın gibi sevdiği takım için canını verebilecek adamlar yaptı. Ve siz başkalarının eteğini öpmekten o inşaata canını veren bu insanların adını dahi anmadınız.

Şaşkınlıkla izliyordum olanları... Toki başkanı itin götüne sokmuş taraftarı, taraftar da tepkisini vermiş. Bu doğaldır. Hatta tepki verilmemesi demek midesizlik demekti bana göre. Galatasaray taraftarı gereken tepkiyi göstererek kendine yakışanı yapmıştır, ancak kendini bağımsız olarak gören, son zamanlarda sadece rant peşinde koşan sözüm ona taraftar oluşumunun web sayfasından bol yağlı, vıcık vıcık bir açıklama geldi. Neymiş yapılanlar doğru değilmiş, başbakanın stadda emeği varmış, özür diliyorlarmış bla bla bla... Bu sözüm ona "taraftar" oluşumu son zamanlarda Galatasaray'ı falan bırakıp kendine taraftar olmuş durumda. Zaten stadın açılış maçında açılan ve tarihe geçecek olan pankartta Galatasaray adı yerine ultrAslan yazması da gelinen noktayı gösteriyor. Hatta daha ilk maçta, kendilerine daha rahat hoplayıp zıplama imkanı veren açılır kapanır koltukların üzerinde tepindiler, maç bittikten sonra çekilen şu fotoğrafta kırılan koltuklar gözüküyor net bir şekilde. Bir de bunu savunanlar var... Sizler, artık kendi çıkarınız peşinde koşmaktan Galatasaray'a zarar veriyorsunuz. Bir an evvel kendi kendinizi yok etmeniz dileğimdir. Yürüyedur gibi bir grubun kendini fesh edip uA'nın halen ayakta durması da ayrı bir tartışma konusudur zaten... Rahmetli Alpaslan Dikmen'in ölümünden sonra kendini kaybeden bu oluşum, dün akşam olayın tamamen bokunu çıkarmıştır. Unutulmamalıdır ki o stadın parası Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının parasından kesilen vergilerle yapılmıştır ve bu, hiç kimse tarafından rant aracı olarak kullanılmamalıdır. O kırılan koltuklar da bir kişilik göstergesidir, aynadır bana göre. Bütün bunların dışında dediğim gibi kimseye bağımlı olmayan hür Galatasaray taraftarı kendine yakışanı yapmış ve kendini dokunulmaz gören kişilere gerektiği şekilde haddini bildirmiştir.

Tüm bu yaşananlardan sonra tribün dergi forumlarında yazan bir Fenerbahçe taraftarının bakış açısı her şeyi açıklıyor aslında. Dostu da düşmanı da iyi bilmek lazım...




Ekleme: Kulüp bir açıklama yapıp özür dileyecekmiş, ben özür falan dilemiyorum ve kimseye de benim adıma özür dileme hakkını vermiyorum.

Şaka Değil Gerçek !

Şu videoda dinleyeceğiniz açıklama bu akşam gerçekten yapıldı...




Bu açıklamanın yapılmasına izin veren başta Adnan Polat olmak üzere, geri kalan bütün siyasetçiler, peşkeşçiler ve başkan dışında kalan aciz yöneticilerin Allah Belasını Versin !

Varyap-Uzunlar ve onun misali birçok hükümet yanlısı firmaya peşkeş çekilen bir stad inşaatı var ortada. Sırf isimleri duyulsun diye boş teklif zarfları gönderenlerden, yeterliliği olmadığı halde en iyi teklifi yapan firmalara kadar uzanıyor bu kervan.

Toki denen adi kurumun başkanı da çıkıp Galatasaray için kira hükümlülüklerini yerine getiremeyen aciz kulüp benzetmesini rahatlıkla yapabiliyor işte. Sonra o kulübün başkanı da tepki veren taraftarı suçluyor. Söyleyin bakalım kim Galatasaray'ı seviyor, kim koltuğu seviyor, kim şerefsiz, kim şerefli...

15 Ocak 2011

Bugün


Açıkçası hep imkansız diye düşünmüştüm. Zaten çoğu kimse de Ali Sami Yen'den çıkıp başka bir stada gitmeye sıcak bakmıyordu. Malum, Olimpiyat Stadı rezaleti hala hafızalardan silinmemişti.

Rahmetli Özhan Canaydın Ali Ağaoğlu gibi televizyon televizyon gezip "Buraya 52000 kişilik stad yapacağım, yanında yaşam alanları olacak, villalar yapacağım. Olmaz dediler yaptım olacak" demeseydi belki de şu anda bahsettiği proje bitmiş olabilirdi. Stadın tapusunu almayı geçtim, üst kullanım hakkını bile zor alabildik, iyi niyetinden şüphem yok ama en büyük zararı oldu belki Özhan Başkan'ın Galatasaray'a...

Atlatın onca badirelere, önüne koyulmaya çalışılan onca taşa rağmen Türkiye'nin en modern stadı sonunda en azından maç oynanabilecek hale getirildi. Eksikleri yok mu ? Tabi ki var ama olur o kadar, önemli olan en kısa sürede onları tamamlayabilmek. Üstü açılır kapanır mekanizma da halledilecek diyorlar, eh bekleyelim bakalım.

Ali Sami Yen'den ayrılırken ne kadar üzüldüysek, bugün yeni stadımızın açılışına o kadar seviniyoruz. Ali Sami Yen'de maraton tribünü hariç her tribünde maç izleyebilmiş olmak benim şansım. O havayı da soludum, umarım en yakın zamanda Aslantepe'nin de havasını soluma şansı yakalarım. Fakat Hababam Sınıfı'nda Mahmut Hoca'nın dediği gibi. "Okul sadece dört yanı duvarla çevrili, tepesinde dam olan yer değildir. Okul her yerdir" Ali Sami Yen için de bu geçerli. Bu taraftarın, bu takımın olduğu her yer Ali Sami Yen'dir.

Nasıl ki 3000 km ötede gurbetçilerimiz Westfalen'i Ali Sami Yen yaptılarsa, Aslantepe de Ali Sami Yen'dir. Herkese hayırlı olsun...

7 Ocak 2011

Efes Pilsen olayı...



"Tütün ve alkollü içkilerin satış ve sunumuna ilişkin esas ve usüller hakkındaki yönetmelik" TBMM'de kabul edilmiş... Buna göre Efes Pilsen ve içerisinde herhangi bir içki markası geçen kulüp isimleri isimlerini değiştirmek zorunda, hemen değil 1 yıllık uyum süreci içerisinde olacakmış bu olaylar...

Efes Pilsen Türkiye'nin en başarılı Basketbol kulüpleri arasındadır şüphesiz. Avrupa'da ve Türkiye'de bir çok şampiyonluğa imza atmış güzide bir camia. Ama gelin görün ki, memleketi yöneten adamlar her şeyi halletmiş bir bu kusur kalmış gibi "içkilerde sporu çağırıştıran isim, logo vesaire olmayacak" diye yasa çıkarıvermişler.

Gelelim geyik muhabbetine... Şimdi ben alkolü severim, içince mülayimötesi bir adam olurum. Gıkım çıkmaz. Efes'in tombul şişesini elime aldığımda "ulan Efes Pilsen diye basketbol takımı var lan" demişliğimde yoktur zati. Ya da Efes Pilsen basketbol takımının adını duyunca dinden çıkmam... Bu yasanın çıkarılış amacını çözebilmiş değilim o sebepten. Allah'a şükür alkolüm dışında kötü alışkanlığım yoktur, alkolü de tek başıma almayı sevmem zaten. İlla muhabbet edecek biri olacak yanımda...

Ben bir süre içki toptancılığı ile uğraştım. İzmir'de gezmediğim Tekel bayisi kalmadı desem yalan söylemiş olmam. Balçova'dan Urla'ya Çeşme'den Seferihisar'a Ödemiş'ten Kiraz'a; Bayındır, Tire v.s gidip toptancılık yapmışımdır. Bu piyasayı yakından takip eden biriyim. Bu işi yapabilmek için önce TAPDK (Tütün alkol piyasası denetleme kurulu) onaylı Toptan/Perakende satış belgesi almanız gerekiyor. Bu belgenin senelik ödenen uçuk diyebileceğimiz bir harcı ya da vergisi var, ne derseniz deyin işte.  Sonra kendi aracınızla toptan satış yapabilmek için Karayolları'ndan K Belgesi almanız gerekiyor. Bunun da senelik vergisi var. Daha bitmedi, belediyeden çalışma ruhsatı, emlak vergi beyannamesi  cart curt derken bir bakıyorsunuz ki kar oranınız hepten düşmüş. Muhasebe bedeli, vergisi, kirası derken kar oranı yerle bir olmuş zaten.

Bira hariç tüm alkollü içeceklerde gördüğümüz TAPDK bandrolünün (yanlış bilgi vermek istemem kesinlikle, eğer doğru hatırlıyorsam) içkinin fiyatını neredeyse 2'ye katladığını söylemem gerek. Sigaralarda da bu böyle. Bu bandrol içki üzerinde yer almadığı zaman mesela bir şarabı satan önce bakkala, sonra toptancısına büyük miktarda ceza kesiliyor.

Bunları neden yazdım? Bunları yapan bir devletin amacı ne olabilir? "İnsanları içkiden, sigaradan uzak tutmak, soğutmak" olabilir mesela...

Ülkemizde İslam dinine mensup insanların sayısı çok fazla, diğer dinlere mensup insanlar devede kulak kalır yani. Evet İslamiyet'te alkol haram olabilir ama, maliyeti 3 kuruş olan bir şeyden 5 kuruş vergi almak aba altından soygun değil midir? Bunun içerisinde yukarıda saydığım belgelerin falan da gideri var. Toptancının, perakende satan marketin, bakkalın ödediği vergileri de sayarsak insanlar içkiden kazandığı paranın yarısından fazlasını devlete vergi olarak ödüyor.

Efes Pilsen örneğinde olduğu gibi yapılanların tümünde sözde insanları alkolden uzak tutmak, soğutmaktır sözde amaç. "Aman içki haram, sonra cehennemde yanarız mazallah" gibi düşünen adamların çıkarttığı bir yasadır bu kısaca özet geçecek olursak. İnsanlarımız da zaten koyun olmuş, içki haram ya hani içince ebediyen cehennemde yanacağız, sokakta x bir kişiye sorsan hemen bu olanların hepsine "ne güzel işte" diye cevap verir. Küçükken bir arabam vardı benim. O arabayı bir  anahtarla kurardım anahtarı ne kadar çevirirsem arabanın tekerleği o kadar dönerdi. Bir gün o anahtarı kaybetmiş günlerce ağlamıştım. Şimdi baştakiler o anahtarla milleti kurmuş istediği gibi oynatıyor. Olur da o anahtarı kaybederlerse benim çocukken ağladığım gibi ağlayacaklar o da belli olan bir şey zaten.

Benim çok sevdiğim bir cümle var, böcek olmayı kabul edenler ezilince şikayet etmemeliler diye, hah işte o televizyonlarda çıkıp ağlayanlar var ya onların çoğu böcek olmayı kabullenmişler işte. Misal referandumdan önce  Ankara BB'nin verdiği iftar yemeğinin amacının ne olduğu belliydi. O yemeği yedikten sonra sıçmayacak mısın arkadaşım sen, o zaman o yemeği yedin diye kurdurmayacaksın kendini oyuncak gibi, o yemeği sıçacağını unutmayacaksın yerken...

Sizlere alkolsüz, sigarasız, haramsız hayırlı günler dilerim inşallah... Hayırlı Cumalar... Gideyim de akşam için Efes tombul şişemi de alayım, yarın Cumartesi ya... Efes Pilsen basketbol takımını kurtarırım ben kafayı bulunca... Sözlerime son vermeden Efes'ten bir ricam olacak. Şu Dark'ın tombul şişesini yapın kurban olayım. Yapın da hayat bayram olsun...

Evet evet tam olarak istediğim bu işte... Hem Pilsen yazmıyor bunda bak, dinden çıkmayız...

6 Ocak 2011

Ali Sami Yen Forması


  



Sırttaki eşşek kadar Ülker yazısı olmasa alırdım. Ama almayacağım.

Çok beğendiğimi belirteyim ama...

Hagi'den Sonra Gelen Yabancı Solaklar

Sırasıyla yazıyorum.

Pavel Horvath
Gustavo Victoria
Felipe
Revivo
De Boer
Carrusca
Heinz
Santos
Jo
Insua
Culio

Sıralamada ufak hatalar olabilir ama bu adamlar Hagi'den sonra Galatasaray'a gelen yabancı sol ayaklı oyunculardır. Hepsi için yazılacak en az birer sayfa yazı var ama uğraşmak istemiyorum açıkçası. Siz söyleyin bu oyuncular Galatasaray'a ne kattılar, ne aldılar götürdüler ?

Bana sorarsanız zararları faydalarından fazla. İçlerinde tutma ihtimali olanlar da salak saçma sebeplerden postalandılar, bir kısmı da sene sonunda postalanacak. En başta Felipe, Victoria, Jo, Santos...

Stad açılışına Culio ve Kazım ile giriyoruz, umarım stadı açıp defolup gider hepsi. Getirenler de gelenler de. Culio artık Galatasaray'ın oyuncusu, destek vermemiz lazım diyenler de siktirsin gitsin. Benim tuttuğum Galatasaray bu kadar rezil yönetilmiyor, içine sıçılmıyor !

5 Ocak 2011

Güzel


Kim yaptıysa eline sağlık.

Bizim Cüneyt de "Gs Store'da kelepçe satışları ne zaman başlıyor" diye soruyordu dün Twitter'da..

Kelimeler Kifayetsiz




Ne söylesek az Kazım transferi için. Bırakın Türkiye'yi, Dünya futbolunda en nefret ettiğim en antipatik oyuncudur kendisi. Fenerbahçe'de oynamasının bununla zerre alakası yok.

Bugüne kadar Fenerbahçe yönetimini maymun eden, adı futboldan çok skandallarla anılan, taraftara - gazetecilere açık seçik küfür eden, taraftara orasını burasını gösteren bir adam Kazım. Lafa gelince 600 yıllık Mekteb-i Sultani'ye dayanan kulübümüz diye lafa başlamayı bilenler nasıl olur da bu transferi gerçekleştirir anlamak mümkün değil.

Bugüne kadar Özhan Canaydın tarihin en kötü başkanı diye düşünürdüm ama bu sene itibariyle Adnan Polat rahmetliyi tahtından etti. Teker teker kıyaslama yapmaya gerek yok, herkes neler yaşandığını zaten biliyor.

Kazım transferi özelinde ise az birşey daha yazacağım. Dediğim gibi Fenerbahçe'den gelmiş olması hiç önemli değil. Bu taraftar Servet'i, Revivo'yu, Balic'i, Tomas'ı kabul etti, Servet hariç üçü de Fenerbahçe için önemli oyunculardı hem de. Ama Kazım'ın Fenerbahçeli olmasından öte daha büyük sorunları var. Yukarıda da dedim, adam taraftarının anasına aleni küfür eden bir adam. Şimdi onun gelişini savunanlara TT Arena'da aynısını yaparsa hiç konuşmasınlar o zaman.

Hagi ısrarla istemiş bir de Kazım'ı, ben onu adam ederim demiş. Burası adam olmayanları adam etme yeri mi acaba ? Keita, Jo, Gio, Misimovic, Elano, Lincoln... Bu adamlara yapılanları görünce aslında bize en yakışan adamın Kazım olduğuna inandırıyorum kendimi.

Adnan Polat ne kadar başkansa Hagi de o kadar teknik direktördür. Daha söyleyecek söz yok.

3 Ocak 2011

Necati Rezaleti


Necatiyi çok severim benim hemşerimdir, kardeşini de iyi tanırım. Bu yazacaklarımın da onun şahsıyla hiçbir alakası yoktur peşin peşin diyeyim.

Necati biliyorsunuz bundan 5 sene önce Galatasaray'ın kilit oyuncularından birisiydi. Tekniği mükemmel olmasa da oyun zekasıyla Galatasaray'da kısa sürede kendini kanıtlamıştı. Hem de Ümit Karan, Hasan Şaş ve Hakan Şükür gibi takımın abileri! varken. Ama sonra ne oldu bilinmez Necatinin katli bir celsede onaylandı. Kimi çıktı havaalanında kavga etti taraftarla dedi, kimi özel hayatı ve eşinden dem vurdu, kimi de Hasan Şaş'la saha içinde ettiği ufak tefek tartışmalar hazırladı sonunu dedi. Ama ne yönetimden ne de Necati tarafından kimse çıkıp adam akıllı sebebini söylemedi.

27 yaşında, bir forvet oyuncusu için en olgun çağında oradan oraya gönderildi. Sözde yapılacak olan Özer Hurmacı transferinin bonusu olarak ilk Ankara'ya, sonra İBB'ye sonra da Sociedad'a kiralandı. Bu süre zarfında ise Necati konusu hiç sorulmadı kimseye. Necati'ye zorla verilen 10 numaranın uğursuzluğundan mıdır bilinmez yok edildi çocuk.

Şimdi de çıkmışlar 31 yaşına gelmiş Necati'yi sırf Hagi istiyor diye geri alacaklar. Madem bu kadar disiplinsiz, madem en iyi oynayacağı çağda itin götüne sokuyorsun bir adamı da neden geri çağırıyorsun şimdi ? İBB'de yarım sezonda 12 maçta 11 gol atmış adamı Sociedad'a niye gönderdiniz? Çok mu değerli Hagi sizin gözünüzde ? Neymiş bu Hagi teknik direktörlüğü biz anlayamamışız. Bir kalemde Misimovic'i silen Hagi, bir kalemde yönetimin sildiği Necati'yi geri aklayabiliyor.

Necati'nin üzerine havaalanında taraftar salan yönetimin benim gözümde Samandıra çıkışında Rüştü'yü dövdüren Aziz Yıldırım'dan farkı yoktur. Şimdi gidin sarılın Necati'ye geriye, hoşgedin diyebilecek yüzünüz varsa tabi. Ama Necati'ye de helal olsun, o kadar Fenerbahçeli'yken bile çıkıp tek kelime etmedi yönetim hakkında, hem de adamın futbol hayatını bitirmeye kastetmişlerken.

Yerin dibine batmışsın Adnan Polat, bari Galatasaray'ı kullanma...

Ps: Coca Cola Kazım olayına ise hiç değinmiyorum, gerçek olmamasını temenni ediyorum çünkü !

Paylaş