29 Ekim 2010

Kutlu olsun...


Cumhuriyetimizin 87.yılı kutlu olsun. Nice 87 senelere...

"Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."

Işıklar içinde uyu Ata'm...

27 Ekim 2010

Özledim lan seni şuursuz...


"Fırtına gibi gelip geçmek" diye bir deyim vardır. Cassio Lincoln de öyle geçti hayatımızdan... İlk maçında Çaykur Rize'ye 25 metreden öyle bir çakmıştı ki "tamam, işte yeni Hagi'mizi bulduk" demiştik. Çünkü öyle bir oyun oynamıştı ki amiyane tabir ile Olimpiyat Stadı'nın çimleri ağlamıştı...

Günlerden bir gün, Lincoln disiplin abidesi Feldkamp tarafından "antrenmanlarda disiplinsiz davrandığı" gerekçesiyle Hakan Şükür ile kadro dışı kalıyor ve Bjk derbisini Numaralı'da yanyana izlemek zorunda kalıyordu. Kim derdi ki, o beraber maçı izlediği adam kendisinin kuyusunu kazacak... Günler geçiyor Lincoln'un takım içinde huzursuzluklar çıkardığı, deplasmanlara gitmek istemediği yazılıp çiziliyordu. Duraklama evresinden sonra, bir son dakika golüyle Anıl'ın tabiri ile "Comeback" gerçekleştiriyordu, hem kendi için hem Galatasaray için... Bataklığa dönen 19 Mayıs stadında "bataklıkta açan bir çiçek" oluyordu Lincoln. Hakkında çok şey söylendi, efendim Florya'nın suyu kireçliymiş de, Lincoln saçlarını şaşal suyuyla yıkıyormuş.(!) İnişli çıkışlı performansında ayakkabılarının dahi etkisi olduğunu düşünmeye başlamıştık, beyaz Adidas F50+ krampon ile başlayan Galatasaray kariyeri Adidas Adipure Black ile devam ediyor "lan Lincoln beyazları giysen coşacaksın" diye abuk cümleler dahi kuruyorduk...

Kendisi adına çalkantılı geçen ve Galatasaray'ın şampiyon olarak tamamladığı sezonun ardından Almanya'da Kayserispor ile oynanan Süper Kupa maçında içine kapanık, soğuk halleriyle herkesin dikkatini çekiyordu, belliydi huzursuz olduğu...

Michael Skibbe'nin gelişiyle kendini buldu Lincoln. Tek başına maçlar aldı, Ankaragücü'ne 5 dakikada atılan 3 golün asisti Lincoln'e aitti. Sami Yen'de yeniden "Lincooooln Lincoooollnn" sesleri yankılanmaya başladı, Trabzonspor'a, Hacettepe'ye, Gaziantepspor'a şahane goller attı... Trabzonspor'a attığı golden sonra korner bayrağını söküp akabinde 2.sarıdan atılması da ilginç bir anektoddu. Belki de başına ilk defa böyle bir şey geliyordu, hoş gol attıktan sonra tribünlere koşmanın yasak olduğu bir memlekette buna şaşırmamak gerek... Hacettepe maçında sektirdiği top haftalarca konuşuldu, yaptığının ayıp, karşısındakini küçük düşürmeye yönelik hareketler olduğunu söyledi herkes, Erdoğan Arıca bu hareketler sayesinde hayatında yapamayacağı sükseyi yaptı futbol piyasasında...

Skibbe sonrası Bülent Korkmaz döneminde kendisinin suyu kaynamaya başladı, Hamburg maçında oyundan çıktığı sırada kimilerince Bülent'e küfür etti, kimilerince sadece "Fuck off" dedi kimilerince ise sadece umursamaz tavırlar içerisinde olduğu söylendi. Lincoln herkes tarafından tartışılıyordu bu hareketlerden sonra...
Kendisi Bülent Korkmaz'ın gönderilmesinin ardından Brezilya'ya gitti ve geri dönmedi, adamın her yaptığı olay oluyordu ve yıllık kazandığı meblağ herkesin gözüne batıyordu. Takım içerisindeki gruplaşmaya kurban gidenlerden biri de Lincoln oluyordu... Gece gece o'nu aklıma getiren ise YouTube'da Recommended for You kısmında çıkan, Fenerbahçe'ye attığı goldü. Ne de güzel oturtmuştu Volkan'a, arkasından bir de frikik çakmıştı ama hakem müsveddesi buz gibi golü iptal etmişti, içimde hala uhdedir o gol. Eğer o gol güme gitmese, Fenerliler'in o çok övündüğü ve tek dayanakları olan Galatasaray maçları anlamını o maçta yitirecekti.

Velhasıl kelam doyamadık be Lincoln sana... Yaş kemale erdi artık, keşke yolun tekrar düşse buralara da "No look" paslarını tekrar izlesek... Kim bilir, belki tekrar yollar kesişir günün birinde... Ve başlıka yazdığım cümle yazının sonu olsun, "Özledim lan seni şuursuz."

26 Ekim 2010

Ahtapot Paul, vefat etti...

Yıllar sonra dahi 2010 Dünya Kupası denince vuvuzelayla beraber adı anılacak olan Ahtapot Paul ölmüş. Sevenlerinin başı sağolsun...

25 Ekim 2010

Kral'dan yeni inciler...

"Hagi'nin Galatasaray'da oynadığı dönemde ona santrforundan savunmasına kadar onun açıklarını kapatıp onu Hagi yapan bir kadro vardı. Eğer Hagi o dönemde Galatasaray'da oynamak yerine başka bir takımda olsaydı böyle olmazdı."

*** 

Peki ben sana bir kaç soru yönelteyim "KRAL" (Kendine iltifat edilmesinden hoşlanıyorsun ama benim gözümde Kral falan değilsin) bir bok atmadığın Hagi kalmıştı ona da attın, eğer Hagi olmasaydı hala bedelini istediğiniz bir UEFA Kupası olacak mıydı?

Sen Hakan Şükür olacak mıydın?

Sen ve senin cemaatindekiler hala bir kupanın hesabını kesmeye çalışacaklarmıydı?

Ne istiyorsun artık yeter yahu! Eğer ishalin geçmiyosa demli bir çay iç, ya da aspirinli gazoz vereyim. En olmadı karnına sıcak havlu da koyayım. Ama bir sus, Allah'a inanıyorsan ki Allah'ın adını sadece çıkarların için kullanıyorsun gibime geliyor lütfen sus. Yeter be Hakan Şükür, ne kupaymış be arkadaş. O Hagi'ki senin yüzünden Galatasaray'daki ilk hocalık deneyimi hüsranla bitmiş, hatta senin yüzünden Ümit Karan'ın fişini çekmiş sana değer vermiş bir adam. O'ndan ne istiyorsun? Ulan bir yeter vallahi yeter, sıçtırtacaksın UEFA kupana be adam... Sizin şu takıma verdiğiniz zararı başka kimse veremezdi, sen hiç gördün mü eski bir Fenerli'nin  takımına bok attığını, durup durup sudan meseleleri gündeme getirdiğini? Sen Uefa Kupası'nı kazandın da bedava mı oynadın o kadar sene ha? Anıl'ın yazdığı gibi, Bursa'da kalsaydın ilk şampiyonluğunu geçen sene görecektin, muhtemelen doyumsuz birisi olduğun için oynamaya devam edecektin ve Sercan Yıldırım'ın yerinde olup çocuğun futbol hayatını köreltecektin...

Dünya'da bunun gibi çok örnekler var, mesela Raul. Adam zibilyon tane kupa kazandı Real'de, sen o'nun yerine olsan kulübün tapusunu isterdin...

Giggs yıllardır Manchester United'ın formasını giyiyor, şimdi bir başka takıma gönderilse Manchester için atıp tutar mı, uç bir örnek olacak "99'daki finalde Solskjaer bizim sayemizde kahraman oldu, biz olmasak o golü atamazdı" der mi?

Raul insan gibi medeni bir şekilde ayrıldı takımdan gitti Schalke'de Aslanlar gibi oynuyor. Ya sen? Galatasaray'dan başka hangi takımda başarılı oldun? Galatasaray'a ilk geldiğin sene bir Bursa maçında numaradan yerlerde yuvarlanıp Yılmaz Vural'ı çıldırtan sen değil miydin? O zamandan belliymiş ne olacağın zaten. Senin için daha fazla yoramayacağım parmaklarımı, Galatasaray başarılı oldukça içten içe delireceksin bunu da biliyorum, diliyorum ki Hagi Avrupa'dan bir kupa daha getirir de sırf senin gibi doyumsuz adamların susmasını sağlar. Bir de düşün bakalım, Hagi'ye bu denli taparken neden senden nefret ediyoruz? Ama düşünmezsin, sen yat kalk Galatasaray'a nasıl saldırayım diye düşün... Bu kez başaramayacaksın, o altın yürekli adam seni takmıyor bile, Galatasaray'ın en zor zamanında yine Hagi var, sen yoksun... Ve hiç bir zaman amacına ulaşamaycaksın...

Wooooowww !

Elano Caner'in ayağını eline veriyor, Emre de nasipleniyor...

24 Ekim 2010

Kapak...


-Galatasaray'ı yeneceğinden o kadar emin olup "DEJAVU" diye tişörtler bastıranlara,
-İddaa'da Fenerbahçe'ye servetini yatıranlara,
-Maç öncesinde elleriyle 6 işaretleri yapıp devre arasında hatim indirenlere,
-"Fener bizimle bu halde çaprazlama ilişkiye girer" diyen Galatasaray taraftarlarına,
-"Eeeeööö, bu akşam ki maçta 7-0 yeneceğiz, gollerden birini Alex birini Niang atar diğerleri süprüz olsun" diyen İzmir Fenerium'daki bayan taraftara,
-İddaa'da Fenerbahçe'ye 7+ gol verip yatırdığı kuponun fotoğrafını Facebook'a koyan rezil adama,

ve daha nicelerine yukarıdaki kapaklar hediyem olsun. Şimdi diyecekler ki, "ulan beraberliğe seviniyorsunuz lan ahehahaha".
Hayır benim içim şu anda kan ağlıyor yenemediğimiz için, Fenerbahçe'deki son 10 senenin balının 100'de 1'i, (bakın 10'da 1'i değil 100'de biri diyorum) bizde olsa bu akşam toplu intihar haberlerini duyardık son dakika bültenlerinde... Dua edin ki elimizden kaçırdık sizi, kenardaki adamın altın yüreği bile sizi yerden yere vurmaya yetti. Maç 0-0 bitebilir evet ama şunu bilin ki 0-5'de bitebilirdi. Şimdi hatim indirmeye devam edin, Baros olmadığı için, yüzde yüzlük pozisyonlar girmediği için ve sizi elimizden kaçırdığımız için. Bu işin Aslantepe'si var bir de bunu aklınızın bir tarafına kazıyın...


Uzun zamandır böyle fanatik bir yazı yazmamıştım geri döneyim eski günlerime. :)

20 Ekim 2010

Rijkaard'a "Güle Güle" diyebilmek...


Mesaj, Extensor'dan alıntıdır...

Frank Rijkaard ülkeden ayrılmadan önce onu hak ettiği gibi uğurlamak Galatasaray'ın gerçek taraftarına en çok yakışandır.

http://www.footballove.com/2010/10/20/rijkaardimizi-ugurluyoruz/

Footballove blog bu anlamlı çağrıyı ilk gerçekleştiren, düşünen blog.
Bize de bu bloga kayıtsız şartsız yardımcı olmak düşer.

Bütün blogger camiasını bu anlamlı uğurlamaya destek olmaya çağırıyorum.
İster Twitter'da, ister Facebook'ta, ister Bloglarınızda bu olayı duyurabildiğini kadar çok futbol severe duyurun.

Rijkaard'ın ayrılacağı uçak saatini bilen birisi varsa yine Footballove bloguna yazsın lütfen.

Bize yakıştığı gibi güle güle diyelim bu adama.


Yalnız adam

Sabah işlerim olduğundan dolayı telefonuma gelen bir mesajla öğrendim Rijkaard'ın gönderildiğini. Florya'daki saltanata kurban gitti adam, geldiğinden gittiği ana kadar yalnız bıraktınız, yazık ettiniz, ayıp ettiniz.

Yazıklar olsun sizin gibi yönetime, futbolculara...



Yolun açık olsun hocam. İnşallah Liverpool'un başına geçer de başarılı olursun...

Demek ki Neymiş ?


Bu ülkede profesyonelliğe yer yokmuş.

Sen istersen Dünya'nın en iyi 10 teknik direktöründen birini getir, eğer oyuncular istemezse o da gönderilirmiş.

Teknik taktik uygulamalar değil, "Haydi Oğlum, Haydi Koçum" larla bu işler yürürmüş.

Bir önceki takımlarıyla Avrupa'da nice başarı elde etmiş adamların (Schuster, Hiddink,Rijkaard,Neeskens, Del Bosque, Aragones) Türk mantığıyla ters düştükleri için kıçlarına teneke bağlanmaları an meselesiymiş.

Gelirken omuzlara alınanlar, işler kötü gidince "paragöz bu adam, bak istifa bile etmiyor" suçlamasıyla karşı karşıya kalabiliyormuş.

Sabah uyanıp, Rijkaard gönderildiği yazısını görmek canımı ne kadar sıktı bilemezsiniz. İşin asıl suçluları hala koltuklarında oturup, kimileri de tesislerde fink atarken hem de.

Polat, Helvacı, Sezgin, Servet veAyhan. Bu insanlar demek ki Rijkaard ve Neeskens'den önemli insanlarmış futbol tarihi açısından.

Resmi siteden Rijkaard'ın götünü yalamakla olmuyor bu işler. Adnan Polat ve ekibi iddia ediyorum sportif olarak rahmetli Canaydın'dan daha beter bir duruma sokmuştur bu takımı. Kadroları karşılaştırırsanız ne demek istediğimi anlarsınız.

Madem eskiye dönüyoruz, gelsin Liseciler geriye, siz de pılınızı pırtınızı toplayın gidin. Bir sabah uyandığımda sizin de görevden alındığınızı görmek dileğiyle.

Allah belanızı versin !

Saçmalamak...

15 Mayıs'ta yazmıştım bunu... Üstüne bir şey eklemiyorum... Hep aynı adamların etrafında dönüyoruz, bir şey demek istemiyorum konuşursam çok fena saydırırım birilerine...


Milan'ın Leonardo'nun kıçına tekmeyi vurmasından sonra aklıma gelen senaryolardan biriydi "Rijkaard-Milan flörtü" (Bak gazete manşeti gibi oldu işte. Fanatik yazmış bile.) 2.senaryoda ise "Fatih Terim-Galatasaray flörtü" geçiyordu aklımdan. Bakın 2. senaryo hakkında da SporX sitesi neler yazmış. Eyyy Galatasaray yönetimi, saçmalamayın! Fatih Terim'in 2.gelişinde yarattığı fiyasko hala zihinlerimizdeyken bir 3.yü kaldıramayız. Fatih Terim Türkiye'nin en iyi hocalarından biri belki de en iyisi olabilir ama o'nun egoları ile bu takım bu dakikadan sonra bir yere gelemez. Hep aynı adamların etrafında mı döneceğiz yahu? Felipe olayını hatırlayın, sırf egoları yüzünden (her şeyi biliyorum mantığı da olabilir bu) koşmuyor diye futbol zekası 10 numara olan adamı gönderip Revivo'yu almıştı yerine. (Hagi'den sonra 10 numarayı Felipe giymiştir bu arada, Revivo değil) Her ne kadar Uefa'yı, 4 sene üst üste ligi kazansa da Hagi faktörünü unutmamak gerek. Hagi'nin bırakmasının ardından gelen fiyasko bence tesadüf değil. Fatih Terim 2.gelişinde takımın başında tabiri caizse Cm oynamıştı herkesin bildiği üzere (gerçi şampiyon kadrodaki oyuncuların büyük çoğunluğu ertesi yıl yoktu) Pinto, Lukunku, Almaguer v.s gibi bir dünya futbol özürlüsü adama Galatasaray formasını teslim etmesi hala aklımdan çıkmamıştır. İşte bu nedendir ki, Fatih Terim defteri benim için sonsuza kadar kapanmıştır. Valla öyle bir şey olursa kapatır kepengi giderim arkadaş. İzlemem maç falan. Her kötü sonucun ardından midem bulanıyor. Selçuk'un 40 metreden balına attığı gole göre teknik ekip değişecekse vay halimize. Adnan Polat yönetimi bile bile intihar eder eğer yukarıdaki senaryolar gerçek olursa.


19 Ekim 2010

O Bakış ki Götürür Beni Yıllarca Geri...

Uefa Finali, normal sürenin son dakikası. Frikik ustası Hakan, efsane olma hayaliyle topa vurur ve...







18 Ekim 2010

Bir Sen Eksiktin !


Hakan Şükür diyorlar utanmadan.

Hakan efsanedir, Galatasaray'ın en büyük başarılarında payı vardır fakat unutulmamalıdır ki kendisi bundan payını da fazlasıyla almıştır. 38 yaşında artık sen futbolu bırak dendiğinde küsüp gitmiştir. Yok içerde farklı olaylar var, bu var şu var diyerek her yerde Adnan Polat'ı bombalamıştır.

Ben kişisel olarak Hakan Şükür'e karşıyım. Galatasaray'da teknik direktörlük veya sportif direktörlük yapacak kapasitesi yok. Ancak televizyon programcılığı yapabilir. Belki Adnan Polat "gel altyapının başına geç" dediğinde görevi kabul etseydi şimdiye çoktan teknik direktör olmuştu bile. Fakat küslükle kavgayla ayrılmayı tercih etti. Bunu yaparken taraftar desteğini arkasında hissetmese bu kadar cesur davranamayabilirdi.

Hakan Şükür'ün neyine güvenip teknik direktörlük görevi teklif ediliyor onu hiç bilemiyorum. Futbolu bıraktıktan sonra tek yaptığı kişisel antrenman ve TRT'de yürüttüğü yorumculuk görevi.

Teknik direktörünü satan oyuncular, beceriksiz ve karaktersiz yöneticiler bu dönemde Rijkaard kadar suçludur benim gözümde. Yazmaya başlasan Rijkaard ilk geldiği günden beri yapılan yanlışlıklar bini geçer. Rijkaard da sütten çıkmış ak kaşık değil onu da belirteyim.

Hikmet Karaman, Hagi&Tugay, Terim, Ersun Yanal ve işte son olarak da Hakan Şükür. Şu isimlerin geçmişlerindeki Galatasaray ilişkilerine ufak bir gezinti yapalım.

Hikmet Karaman; Kalli göreve geldiği sene yardımlıcık teklifini kabul etti fakat Kalli ısrarla Ahmet Akcan'ı isteyince bu olay gerçekleşmedi.

Hagi; Galatasaray'da teknik direktörlük dönemi 100. yıla denk geldi. Futbolculuk döneminde büyük başarılara imza atmasına rağmen teknik direktörlüğünde akıllarda kalan tek başarısı 5-1lik Fenerbahçe galibiyeti ama 100. yılında şampiyon olamayan tek 3 büyük kulübü olmamızı da sağladı.

Tugay; Uefa'nın kazanıldığı sene devre arasında kaçar gibi gitti, sonradan altyapıya göreve getirildi ama şartlar oluşsa Fener'e de giderdim diyerek çoğu taraftarın yüreğini burktu.

Terim; İkinci döneminde yaşattığı sportif ve mali hezimet belki de Canaydın'ın yıllarca elini kolunu bağlayacak maddi çıkmazlara girmesini sağladı. Ne zaman takım sendelese adı ilk gündeme gelen isim oldu.

Ersun Yanal; Birazdan bahsedeceğim Hakan Şükür'le arasında milli takım döneminde yaşadığı tartışma henüz akıllardan çıkmadı. Kral Hakan Ersun Yalan tezahüratları kulaklarımda.

Hakan Şükür; Galatasaray'dan ayrıldığı yıldan beri Adnan Polat'ı bombalıyor kendisi, bıkmadı da. Ama işte sabreden derviş modeliyle istediğini elde etmiş gibi. Çok dua da etmişdir eminim. Ama şu yukarıda saydığım 5 isimden daha yetersiz. Hiçbir özelliği yok, yetersiz. Ayrıca oyuncuları bütünleştirmek yerine ayırması kuvvetle muhtemel. Kısacası olmaması gereken tek insan.

Rijkaard gitsin mi gitmesin mi sorusu herkesin ağzında. Rijkaard gitmesin, sadece Rijkaard'ın gitmesi değildir Galatasaray'ı bu kaostan çıkaracak. Adam gibi bir başkan, profesyonel bir yönetim ve Galatasaray'da oynadığının bilincinde olması gereken oyuncular... Olması gereken bu. Siz gecekondunun içine yerden ısıtma sistem döşerseniz o sistemin verimli çalışmasını bekleyemezsiniz. Sistemi sökün, kömür sobasını takın. Size yakışan da budur...

14 Ekim 2010

Erman Dümen


Yoksa Haydar Toroğlu mu demeliydim bilemedim. Ya da Hitch...

Arda Turan'ın sakatlığını çok fazla seks yapmasına bağlamış kıymetli hocamız. Şimdi bu konuda sorun olan tek şey Arda'nın evli olmaması. Zaten ne kadar ünlü olursanız olun Türkiye'de bunu açık açık kendiniz bile dile getiremezsiniz. Ünlü sanatçıları düşünün, her hafta bir başka insanla görüntüleniyorlar, ne yani ? Elele tutuşup geziyorlar mı ? Tabi ki de hayır.

İşte Arda ve Sinem Kobal da muhtemelen sadece birbirlerine hediye alıp gezmiyorlar, fakat sen bunu (ne kadar tartışılırsa tartışılsın) Türkiye'nin en büyük kulüplerinden birinin kaptanı olan adamı kalleşçe, şerefsizce küçük düşürmek için tamamen uydurma bir şekilde ortaya atarsan senin kafanı koparırlar doberman.

Sen Arda'nın yaşındayken abazalığının verdiği şevkle o haltı yiyerek sakatlanmış olabilirsin ama devir senin devrini çoktan geçti. Ya senin alt takımlar çalışmıyor, ondan dolayı diline vurmuş. Ya da 40'ından hatta 60'ından sonra azdın da seni anca teneşir paklayacak. Karın da senden ayrılmış zaten.

Sizi bu televizyon kanallarına salanlara da, size bu lafı ettirecek pirimi veren yönetimlere de lanet olsun. Kurt kocayınca itin maskarası olurmuş derler, bizi itin maskarası ettin Adnan Polat, şimdi otur Galatasaray'ın cebine girecek olan milyar dolarları konuş hala...

9 Ekim 2010

Geçmiş zaman olur ki...

Liverpool'a aynı zamanda transfer olan Milan Baros ve Anelka'nın 2002 yılındaki fotoğrafı...

8 Ekim 2010

Klasik Türk Mantığı


Hiddink geldiğinde şöyle bir cümle kurmuşum.


Herhalde hayatımda ilk defa hakedenin forma giyeceği bir milli takım izleyeceğim. 4 büyüklerde oynuyor diye milli takıma çağırılanlar ve hiç haketmediği halde ısrarla bu formayı giyenler yıllarca milli takım hakkında nefret ettiğim tek konuydu. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor farketmez, formayı kim hakediyorsa o giymeli. İşin olması gerekeni budur, belki herkes bu şekilde bakmaz fakat Milli Takım Türkiye'yi temsil etmektedir, kimsenin babasının çiftliği değildir. Bu açıdan Hiddink en doğru kararı verecektir diye ümit ediyorum, yanındaki yardımcılarının yanlış yönlendirmeleri olmazsa tabi...

http://taccizgisi.blogspot.com/2010/02/hiddink-ve-aydnus.html


Bu yazıyı yazdığımda henüz Hiddink'in yardımcılarının kim olduğu belli değildi. Eğer Oğuz Çetin gibi futbol cahili, içten pazarlıklı, futbol hayatında Fenerbahçe'de oynamaktan başka hiçbir özelliği olmayan bir adamın Hiddink'in yardımcısı olacağını tahmin etseydim yukarıdaki paragrafın ilk bölümünü yazmaya tenezzül bile etmezdim.

Bu kadar sallıyorum Oğuz'a da, bakalım Oğuz bunları hakedecek ne yapmış.

1- Arda'nın yokluğunda Volkan Şen gibi formu yüksek olan bir oyuncuyu tercih etmedi.
2- Haftalardır ne oynadığı belli olmayan, ne top sürebilen ne adam gibi pas verebilen ne de pozisyon almasını bilmeyen Gökhan Gönül'ü sahaya sürdü.
3- Mevlüt gibi bir oyuncuyu kadroya bile almadı.
4- Youtube'da bile yıldız olmadığı anlaşılan, kendi takımında oynamayan, bence Türk Futbol tarihinin en balon adamı Özer Hurmacı'yı 90 dakika sahada tuttu. Bana kalsa Özer'i bırak Milli Takım'da oynatmayı, milli maçı televizyon başından bile izlemesine izin vermem.

Kimse çıkıp bu kadroyu Hiddink yaptı demesin. Oğuz Çetin denen gruplaşma denen olgunun kökünde yetişmiş bir yeteneksiz Milli Takım'ın bırakın yardımcısı kondüsyoneri bile olamaz. Bunu diyeceğimi hiç tahmin etmezdim ama Coca Cola Kazım dışında Terim'in kadro seçiminde başka hatası yokmuş sanırım...

6 Ekim 2010

Bülent Uygun'un olmayan karakteri üzerine bir yazı...

Efenim bilindiği üzere Bülent Uygun sene başında büyük umutlarla gelmişti Bucaspor'un başına. Hatta kadronun tabiri caizse altından girip üstünden çıkmıştı. Son yaşanan rezaletten sonra Öcal Uluç, biz Bucalılar'ın hislerine tercüman olmuş. Yazıyı olduğu gibi aktarıyorum, üzerine ekleyebileceğim herhangi bir şey yok. Çünkü paralel düşünüyorum kendisiyle... Son olarak diyeceğim şudur: İzmir sana büyük geldi aslanım, itiraf et bunu...


Rezalet!..
 
Sen gel “Süper Lig’e yeni çıkmış” bir takımın başına otur. O takımın “Süper Lig’e çıkma başarısı gösteren” kadrosunu “iki oyuncu hariç” dağıt; yerlerine “25 yeni oyuncu” al. Sonra “fazla oldu” diyerek, aldığın 25 oyuncudan 6’sını gönder. Mevsime taraftara, camiaya “ümit dağıtarak” başla.
Daha 6’ncı hafta bitmeden, “o haftaki rakibine (Eskişehirspor) teknik direktör olacağına ve görüşmeler yapıldığına dair” haberler spor medyasında yazılıp, çizilsin, konuşulsun.
Sen çık “bunları yalanla”, haberi çıkaranlara ve yazanlara yıldırımlar yağdır; “Bunu yazan da, yazdıran da iyi niyetli değil. Bunlar maksatlı olarak yapılıyor” de!..
Aaaaa; aradan daha “bir hafta geçmeden”, herkes resmi sitende şu açıklamayı okusun:
“Değerli Futbol Kamuoyu, 2010-2011 futbol sezonunda sevgili başkan Mehmet Bektur’la birlikte başladığım Bucaspor teknik direktörlüğüne gelirken, vizyon olarak elimizdeki kısıtlı imkanlarla başarıyı hedefleyen bir kadro oluşturarak iyi futbol oynayan bir takım ve netice alınması hedefini koyduk. Aradan geçen zaman zarfında oynadığımız futbolun; puan durumuyla paralel gitmeyen göstergesi ve yeni başkanımız sayın Şeref Üstündağ’ın göreve gelmesi daha sağlıklı bir vizyon ve bakış açısı oluşturabilmeleri nedeniyle, milli takım maçları nedeniyle verilen aranın da bu değerlendirmeye katkısı olacağını düşünerek bu gö-revimden istifa ettim. Hiç şüphem yok ki, oluşturduğumuz kadronun yeni yeni uyumu, adaptasyonu ve kaliteli isimlerden oluşması başarıyı da beraberinde getirecektir. Bana duydukları güven, karşılıklı sevgi ve saygıdan dolayı, başta Bucaspor yönetimi olmak üzere, yönetim kuruluna, futbolcularına ve Bucaspor taraftarına sonsuz sevgi ve şükranlarımı sunarım.”
Hem “bana duydukları güven, sevgi ve saygı” de, sonra da “Şeref Üstündağ’ın daha sağlıklı bir vizyon ve bakış açısı oluşturması için istifa ediyorum” diye ekle; vay canına sevgili okurlarım vay canına; “bu” zat-ı muhterem, hepimizi “onun bu açıklamasına kanacak kadar geri zekâlı sanıyor” galiba!..
İstifayı “uygunsuz” olarak niteleyen “yeni” başkan Şeref Üstündağ ise “geri zekâlı olmadığımızı ortaya koyan” bir açıklama ile “Bülent Uygun’un çirkin oyununu” çok açık bir şekilde “şöyle” anlatıyor:
“Bülent Uygun inançlı ve idealistim diye dışarıda dolaşıyor. İnançlı bir insan böyle bir şey yapmaz. Bülent Uygun yeni jenerasyonun ilginç adamlarından. Bizi yarı yolda bıraktı. Bundan sonra Bülent Uygun’a kim güvenip de takım teslim edecek? Bucaspor’u uygun bir basamak olarak kullandı. Eğer Uygun, Eskişehirspor’a giderse başarılı olacağına inanmıyorum. Bursa maçından sonra Eşkişehir ile görüştüğünü öğrendik. Kimlerle temasa geçtiğini de biliyoruz. Çirkin söylentilerin yayılmaması için sustuk. Kulüpler Birliği’ne olayı götürmek istememizin nedeni de buydu. Şimdi Eskişehirspor kalkacak, ‘Biz Buca’dan ayrıldıktan sonra Uygun’a teklif yaptık’ diyecek. Kulüplerin ilkeli davranması gerek.”
Şu “kabul edilemez” ve “mide bulandıran” duruma bakın; sezon başında “200 bin lirayı peşin olarak” al, ayda “85 bin lirayı” da cebine koy; “İki yıl sizinleyim” diye “yepyeni bir kadro” kurdur sonra “yedinci haftada” pıırrr!..
Böyle bir rezalet her zaman olmaz; şimdi göreceğiz bakalım; böyle bir rezaletin baş kahramanı bundan sonra ne yapacak?.. “Adı” bu iddialara karışan Eskişehirspor ya da bir “başka” kulüp Bülent Uygun’u “hoca” olarak göreve getirecek mi?..
Daha da önemlisi, Antrenörler Derneği susup oturacak mı ve de “asıl” Futbol Federasyonu ne yapacak?..
Futbol Federasyonu “genel ahlâkın, dahası spor etiğinin bütün sınırlarını yerle bir eden” böylesine bir rezaleti “görmeyerek, duymayarak ve de seyirci kalarak”, bu “herkese örnek(!)” Hoca’ya “yeni takımında çalışma izni” verecek mi; yoksa “Böyle bir kepazeliğe göz yumamayız, herkese ibreti âlem olsun” diyerek, Bülent Uygun’a “Bu sezon git evinde dinlen de aklın başına gelsin, bir daha da ne sen, ne de sana özenenler böyle yanlış bir yola sapmasınlar” mı diyecek?..
Göreceğiz bakalım; “dürüstlük üzerine yola çıkılan” Hasan Doğan Federasyonu’nun takipçisi olduğunu her zaman “övünerek” söyleyen Mahmut Özgener Federasyonu ne yapacak?..

4 Ekim 2010

Olmadık Yerlerde Rastlananlar

Böyle bir başlık vardır tribündergi forumlarında. Benim başıma da buna benzer bir olay geldi bugün.

Bazılarınızın bildiği üzere 7 aydır Antalya'da yaşıyorum ve Türk perakendeciliğinin devi olan şirkette çalışmaktayım, reklam yapmayım anladınız siz :)

Antalya'da yaşayıp da Antalyaspor'da oynayan bir oyuncuyu görmek olmadık yerde rastlanan bir olay değildir belki, ama bu 7 ay içerisinde gitmediğim mekan kalmamışken, destek çalışması için gittiğim taa Antalya'nın bir ucundaki ufacık mağazada Djehoua'a rastlamak benim için en olmadık yerde gerçekleşmiş bir olaydır :)

Hele gel Galatasaray'da oyna dediğimde suratındaki gülümsemeyi görseniz, foto çekilelim mi dediğimdeki soğukluğuna pişman olmuş gibiydi.

2 Ekim 2010

Rijkaard bitecek!!!


Az kaldı, en fazla üç maç sonra bitiririz...

Oyunbozan Rijkaard + Kurtarıcı Sabri + Ruhsuz Futbolcular + Eyyamcı hakem + Ticari Başkan = Total Eziyet


Ne zaman takım oluruz?

-
At, adımına göre değil, adamına göre yürür.
Rijkaard sen adımına göre yürütmeye çalışırsan, Ayhan'ı Xavi, Barış'ı İniesta, Pino'yu Messi, Galatasaray'ı Barcelona, kendini de hala Barça teknik direktörü zannetmediğin zaman,

- Ağır kazan geç kaynar, boş çuval ayakta durmaz.
Sadece Misi Misi'nin maliyetiyle kuırulmuş bir takıma karşı doğru düzgün atağınız yoksa sorarlar kardeşim. Artık bir iki maç kötü oynayalımı geçtim, İBB maçı dahil bir tane adam gibi oynamadık. Ağır kazan olmadığımız çırılçıplak ortaya çıktı, ki bu boş çuvala gelen gidenin tecavüze yeltenmesi içimizi burkuyor. Çünkü sarı kırmızı(ydı) o çuval. Üzerine giydikleri şeyin bez parçasından farklı olduğunu anladıkları zaman,

- Kul sıkışmayınca Hızır gelmezmiş.
Bizim Hızırımız, Sabri olmuş. Hoca sen bizimle belli ki maytap geçiyorsun. Öyle ki bizim minik maytabın barutu az kaçmış hoca. İçine içine patlar böyle adamın. Bizim takımın Hızır'ının da sıradan kuldan farkı kalmaz böyle. Bu takımın gerçekten kurtarıcısını olduğunu zaman,

-Kul azmayınca Hak yazmaz.
Adnan Baba'mızdın sen bizim. Ama sen bizim at kuyruklu prensimize zehirli elmayı yedirdin. Galatasaray'ımızı ticarethane olarak gördün. Tamam söylenme, bizde biliyoruz para kazanmaya ihtiyacı var bu kulübün ama bizim sarı-kırmızı ve parçalı değerlerimizi yıpratmayacaktın. Yıldız adayı diye bize sunulanlara hatta sunan kişiye bırakmayacaksın bu işi. Bırakacaksın teknik traktör seçecek genç tohumları zamanında ziyan olmadan, o serpecek biz izleyeceğiz tribünlerde nasıl serpilip büyüdüklerini, şarkılar besteler eşliğinde büyüteceğiz hep beraber. Bunlar olmadı, olmadı ki kul azdı, nihayetinde Hak yazdı. Neymiş efendim, herkes kendi işini yapacağı zaman,

-Kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur.
Bize söyleyinki 'Biz bu sene gençlerle oynayacağız.' kimse sesini çıkarmaz. Başarısız olsak bile biliriz mücadele ettik, biliriz aslan parçaları sonuna kadar mücadele etti. Biz yıldız değil oynayan oyuncu istiyoruz. Biliyoruzki yıldızımızı içimizden yükseltebiliriz , Arda gibi. Tamam Misimovic ve İnsua iyi oyunculardır, eminimki devre arasında bir tane de yabancı forvet alınacak. Ancak bizim Cumhur Yılmaztürk'lerimiz, Çetin Güngör'lerimiz, Cem Sultan'larımız yokmuydu. Onlara güvenin biz size daha çok güvenelerim.Onlar elden kaçıpta parladığı zaman daha çok badem gözlü olur bizim için. Her yıldızın bir zamanlar genç olduğunu hatırladığımız zaman,

-Hacı hacı olmaz gitmekle Mekke`ye, dede dede olmaz gitmekle tekkeye.
Bir işte asıl olan iyi niyet, samimiyet ve içtenliktir. O işi yapmış olmak için yapılmaz. Tamam kimseye kötü niyetli demiyoruz ama biraz daha gayretli olmalısınız. Ben teknik direktör yardımcısı olsam etsem, hatta ona bile gerek yok. Malzemeci bile olsam gider bu takıma UEFA Kupası maçını bir kere izletirdim. Ordaki ruhu, enerjiyi, yüreği, hırsı, mücadeleyi herşeyi görsünler. Görsünlerde nereye geldiklerini bilsinler.
'Bizi sevenleri üzmeyelim baba, bizi sevenlere ihanet etmeylim' bunu kim söylemiş, neden söylemiş bir kere anlatmak lazım hepsine. Tişört giymekle olmuyor bu işler. O ruhu hissettiğimiz zaman,

-Görenedir görene, köre nedir köre ne?
Görmesini bilen görür, bilmeyen görmez. Bizim hakemlerimiz böyle. Adam görmediyse yapacak birşey yok diyeceğim ama elini sözlük, gözüne gözlük be arkadaşım. Yok artık inanmıyorum, bizim hakemlerimizin Türkiye'de düzgün maç yöneceğine. Siz gidin Avrupa'da gördüğünüzü çalın, bizden çalınanlar yetmez. Adamına göre değil, doğrusunu seçtiğimiz zaman...

Paylaş