28 Eylül 2010

Genç Kewell



Gazeteciler tarafından oylanarak seçilen Okyanusya'nın en iyi futbolcusu ödülünü ilk kez alırken.

Yıl 1999, Kewell 21 yaşında ve Leeds United forması giyiyor o sıralar.

Daha sonrasında 2001 yılında yine Leeds forması diyerken, 2003 yılında ise Liverpool formasıyla bu ödülleri kazandı. Sonrası zaten onun için karanlık dönem desek yanılmış olmayız.

Baros'un yokluğunda bu hafta en çok ihtiyacımız olan adam. Vurduğu gol olsun, şansı yanında olsun...

27 Eylül 2010

Kral'ın son vuruşu...

Gözü gol görmek isteyenlere geliyor efenim. SirEvo'nun isteği üzerine...

Here i am!!! Are you?


Vize işlemlerindeki sorun nedeniyle 1.Lig'in ilk 4 maçında oynayamayan S.Youla Denizlispor ile çıktığı ilk maçta Altay filelerini havalandırarak herkese ''Ben burayadayım.''
mesajı verdi ve dikkatleri üzerine çekti.
Maç 4-1 Denizlispor lehine sonuçlandı. Denizlispor'un gollerini Emin Aladağ(p), Ahmet Cebe, Damien Koffi ve Youla'dan gelirken Altay'ın tek sayısı genç Fransız oyuncusu Bakouboula'dan geldi.

23 Eylül 2010

Avrupa'da ayın oyuncusuna aday Türk


Nuri Şahin 5.hafta Bundesliga Kaiserslautern karşılaşmasında 3 asist ile oynamış. Playmaker DM oynadığını düşünürsek mükemmel bir performans. Gururluyuz, Hüzünlüyüz! Almanya milli takımında oynasaydı ÖZİL gibi ağlardık arkasından... Şimdi bakıyorsun milli takımda kadroya bile almıyoruz. İğne, çuvaldız ve Nuri Şahin. Acaba Alman Milli takımında oynasaydı hala Dortmund'da mı yoksa hangi takımda oynardı?

Tahminler...


Herşeyi denerim; ama yapabildiklerimi yaparım, Herman Melville



Not: Bu arada bana göre Avrupa'da ayın oyunculuğuna adaydır.

22 Eylül 2010

Jose Reis...


Adam safi karizma beyler... 

Sabri Sarıoğlu!!! 1984 yılında modern futbola tepki olarak doğdu






1999'da İllköğretim 8.sınıftayım. İlköğretim Okulları İzmir Yıldızlar kategorisi İl Şampiyonası final grubunda ikinci maça çıkacağız. Maç saatine daha 2 saat var. Bizde dolanıyoz bizim çocuklarla. El yapımı lahmacun yiyoz kenarıdaki dayıdan. Bir bakarsın Atatürk Stadı 1 nolu yan sahalarda Altay-Galatasaray Paf ligi maçı var. Serbest vuruş oldu, mesafe 27 metre civarı. Topun başına şimdilerin bizim frikiklerin usta ayağı Sabri geçti. Televizyon'da yeni yeni duyuyoruz o zamanlar Sabri'yi.Biliyoruz yani, görsek tanırız, neticede tanıdık tabi. Sabri geldi, geldi 'topa bir vurdu, vurdu yani' Mustafa Denizli'nin Galatasaray-Monaco maçında Prekazi'nin golü sırasında kullandığını söylediği ifade, aynı şekilde ben de dedimki Ahmet'e gol olucak. Nitekim top 1 nolu sahadan Seha Aksoy Atletizm sahasına gitti. Atatürk Stadı'nın eski yan sahalarını bilenler bilir Seha Aksoy ile 1 nolu saha arasındaki mesafe yaklaşık 80 metre vardır. İlk defa Galatasaray A takımında oynamış ve benim canlı canlı gördüğüm futbolcudur Sabri. Aramızda öyle bir anımızda mevcuttur.

21 Eylül 2010

Okay Yokuşlu (Altay'ın yeni Musa Çağıran'ı)





Altay 16'lık yeni kaşıkçı elması sahalarda. Biz duymamışız ama 1. Lig'de geçen seneden beri oynuyormuş da haberimiz yokmuş.

1 Mart 1994 İzmir Konak doğumlu. Futbol sevgisi üst düzeyde. Öyleki doğum gününde babasından kendisini futbol okuluna yazdırmasını istemiş. Karşıyaka'da ikamet ettikleri için oradaki bir futbol kulübüne gitmiş. Ancak Altay altyapısının İzmir'in en iyisi olarak düşündüğü için bulunduğu kulüpten lisans çıkarmadan Gaziemir'in, Altay'ın yolunu tutmuş ve altı senedir İzmir'in beyaz-siyahlı takım için ter döküyor. U-15-16-17 kategorilerinde 18 kez milli olmuş. A milli takım forması giymek hedefleri arasında yer alıyormuş. Sıkı bir Altay taraftarı aynı zamanda. Örnek aldığı futbolcu yok ama beğendiği oyuncular Zizu ve Kaka'imiş. Bence bu mental olarak güzel bir düşünce. Çünkü Genç Türklerin hepsi ben Ronaldinho,Ronaldo olmak istiyorum diye söylenirler. Ama hiçbiri ben olucam, küçük çocuklar mahalle maçlarında benim adımı kendilerininki yerine koyarak haykırsınlar diye düşünmüyorlar. Oysa sahip olduklarımızın farkına varmak daha çok başarı kazandırır bize. Ne diyordu Dünya Kupası reklamlarında? ''Geleceği kendin yaz.''
Şu anda Lise 2. sınıfa gidiyormuş Okay. Sene başında Beşiktaş'a gideceği konuşulmuş.1 milyon € teklif edilmiş , taraflar olumlu bakmış ama transfer yatmış sonradan.

Fuat Yaman takımın devre arası Antalya kampında Okay'ı takıma dahil etmiş. Güvenini boşa çıkarmamış genç oyuncu. 2009-2010 sezonunun ikinci devresinin ilk maçında formayı geçirmiş üstüne. 15 yıl 8 ay 11 günlükken Orduspor'a karşı forma giymiş. 1.Lig'de Musa Çağıran'dan sonra forma giyen en genç ikinci oyuncusu. Ama ikinci maçında Orduspor'a attığı golle 1.Lig'de gol atan en genç oyuncu ünvanına sahip. Fuat Hoca'yı tebrik etmek lazım. 16 yaşından küçük bir çocuğu alıpta 11' e koyup 1.Lig'de oynatmak her babayiğidin harcı değildir. Gerçi Altay'da böyle gençlik iksiri sürekli deneniyor ama artık normal görülmesi gerekiyor. Çünkü Altay'da borçlar gırtlağı çoktan geçti. Devre arası transfer yasağı geleceğini bildikleri için birçok genç oyuncuyu A takıma dahil ettiler ve yeni transferlerle de 2-3 yıllık sözleşme imzaladılar. Fuat Hoca'yı da uzun vadeli planların başmühendisi yaptılar. Genç oyuncuları takıma monte edip Altay kültürü (Eskiden Galatasaray'da da Galatasaraylılık kültürü vardı) içinde tüm oyuncuları yoğurup külübü hem borç batağından çıkarmak hemde özlenen başarıları elde etme çabası içerisindeler. Musa Çağıran'ı devre arasında Galatasaray'a sattı bu külüp ama anlaşma yapılır yapılmaz(Hatırlanacağı üzere Musa Çağıran ile 2009-2010 devre arasında transferi konusunda anlaşılmış ancak sezon sonuda kadar Altay'da oynaması şart koşulmuştu) belkide Musa'dan daha iyi bir oyuncuyu sahneye çıkardı. Neden?
Maddi zorluklar. Altay genç oyunculara güvenmek zorunda. Aksi takdirde kazançları kısıtlı olan bu kulüp Kocaelispor gibi kayıplara karışır. Altyapısı bu kadar sağlam olmasa zaten Kocaelispor ile elele göz göze dibe doğru Göztepe'deki gördüklerini dejavu olarak yaşarlardı. Ama baktığımızda takımda yetenekli genç oyuncu bolluğu var. Mandanda(K), Uğur Köprülü(K), Ali Şaşal Vural(K), Oğulcan Gökçe(O), Aytaç Kara(O), Mehmet Sak(O), Georra Cesly Bakouboula(O), Burak Çalık(F), Ergun Cengiz(F), Abdülkadir Kuzey(F), Caner Akgün(F) forma bekleyen diğer genç oyuncular. Altay'ın sırtı yere gelecek gibi görünmüyor.
Şimdi düşünüyorum da Altay böyle genç ve başarılı oyuncular çıkartabiliyorken Galatasaray,Fenerbahçe,Beşiktaş çıkaramazmı. Elbette çıkartırlar ama genç oyunculara güvenmedikçe, onlarda ısrar etmedikçe, sabır göstermedikçe, yol göstermedikçe, sivrilen oyuncuların kuyusunu kazmadıkça ve Üç büyüklerimiz borç batağını derinden hissetmedikçe genç oyuncular çıkmaz tabiki. Yoksa bizim de Necip Uysal'ımız,Okan Alkan'ımız, Cumhur Yılmaztürk'lerimiz ve çok çok daha fazlası var.

19 Eylül 2010

Bucaspor 0 - Galatasaray 1 | Total eziyet...

Galatasaray İzmir'de son maçını 08-01-2009 tarihinde Altay ile oynamıştı. Tam 2 seneye yakın bir zaman zarfından sonra İzmir'e gelen takımı tribünlerde onbinler bağırına bastı. Aykut Erçetin'e dahi yumruk şov yaptırıldı düşünün yani... Bucaspor'a ayrılan sanayi kale arkası ve kapalı tribün maçın ortalarına doğru sanırım kapıların açılmasıyla dolmaya başladı. Ama yine de, Galatasaray taraftarının ezici çoğunlukta olduğunu söylemem gerekli...



Maça baktığımız zaman sahaya çıkan takımda, Sunderland'dan büyük umutlarla gelen Lorik Cana'nın kesik yediğini ve orta sahanın Ayhan-Mustafa Sarp-Misimovic 3'lüsünden oluştuğunu görüyoruz. İleri 3'lüde solda Kewell-Baros-Pino gibi çıkabilecek en iyi 3'lüyü çıkartmıştı Frank Rijkaard. Bu üçlüden ziyade orta sahadaki diziliş en önemli husustu takımın dizilişine baktığımızda. Arkadaşım Emir'in kendi çekmiş olduğu fotoğrafta, takımın dizilişinin dillere destan olduğunu farketmek zor değil. İki oyuncu arasında en az 10 metreye varan mesafede sahaya yayılması incelenmesi gereken bir vaka. Sanki orta sahada Sarp-Ayhan-Misi yerine Xavi-Iniesta-Misi oynuyor ve biz sahaya bu şekilde rahat ve geniş yayılıyoruz.



Keita'nın yerine transfer edilen ve ilk 11'de sahaya çıkan Juan Pablo Pino'nun sağ kanatta Keita kadar verimli olamadığını ve bence asla olamayacağını görmek için dürbüne gerek yok. İkinci yarıda sağ kanattan gelişen pozisyonlarda topa vurmak yerine pas vermeyi tercih etse takım daha rahat bir maç çıkaracak, Bucaspor'un gardı düşecek ve belki de son dakikalarda Total Futbol oynamaya çalışan Galatasaray futbol takımının korner direği önünde top saklamaya çalışmasını bu gözler görmemiş olacaktı. Pino gayet süratli, teknik kapasitesi yüksek bir oyuncu olabilir, ama asla bir Keita gibi asist yapan oyuncu olamaz. Keita'nın sağ kanattan deli gibi içeri girip ortaya attığı topları hepimiz biliyoruz. İşte Pino ve Keita arasındaki fark budur.

Gol atmak için pozisyonda dahi giremeyen bir Galatasaray takımında sorunun şu yukarıdaki fotoğrafda açıkça görüldüğünü söylememe gerek yok sanırım. Bu kadar geniş dağılım ile zaten pozisyona girmek beceri işidir. Amacım Frank Rijkaard'a giydirmek değil, ama elindeki malzemeden bir Ferrari yaratmaya çalışıyor. Oysa biz Ferrari istemiyoruz, orta halli bir binek araç bizim işimizi görür. 2 Sezondur ısrar edilen 4-3-3 dizilişinden bence vazgeçmesi gerekiyor çünkü bu taktikten bir halt olamayacağı gün gibi aşikar. Maç boyunca oyununu beğenmediğim Ayhan Akman, en son böyle bir tarz gol attığında Sivas'ı yenmiş ve şampiyon olmuştuk. Bu gol bir şeylerin habercisidir inşallah, ama mevcut görüntüyle bu biraz zor gözüküyor. Zira savunmamızda verdiğimiz açıklarda Bucaspor'un hücumcularının becerikli olmayışı kefeni yırtmamızı sağladı. Tamam belki maçta çok pozisyon olmayabilir ama Bucaspor zaman zaman çok tehlikeli ataklar yaptı ve bu ataklar beceri noksanlığı sonucu saman alevi gibi parlayıp gitti. Takımı şu görüntüsüyle izleyince iyi ki Karpaty Lviv'e elenmişiz diye düşündüm. Zira Avrupa Ligi'nde kalburüstü bir takım şu vaziyette bizim posamızı çıkarır. Lorik Cana'nın kenarda oturmasının mantıklı bir açıklaması var mı bilmiyorum, ama o'nun oyuna girmesinden sonra Galatasaray daha baskılı oynayarak rakibinin direncini kırdı. Bir de stadın zemini için söyleyeceklerim var. Patates tarlasından hallice bir zemin vardı. Atatürk Stadı'nın zemini uzun zamandır böyle, neden bu zemine bakım yapılmaz ya da yenilenmez anlam vermiş değilim. Ama oynadığımız kötü oyunun bahanesi bu olamaz tabii ki...

Velhasıl çok güzel bir gündü. Maçtan önce Alsancak'ta demlenmek, maç için giriş kuyruğunda o stresli halimizle bile eğlenebilmek ve en az 200 kişinin önüne kaynak yaparak stada girmek oldukça eğlenceliydi. Maç esnasında üst tarafımızda oturan çiğdemci taraftarın "Pulis yok mu puliiiiiiis puliiiiiiss oturtsana şunları yerine bir şey göremiyoruz" diye çemkirmesi hala kulaklarımda çınlıyor, sanki adamın malına göz dikmişiz de polis diye yırtıyor kendini. Oturarak maç izleyeceksen kahveye de gidebilirsin pekala. Maçta ne işin var...

10 Eylül 2010

Efsane Samsunspor!!!



Ayaktakiler: İlhan Mansız, Serkan Karababa , Kenan Yelek, Alloum Bouker, E.Sağlam, Ercan Koloğlu
Oturanlar: Ali Akdeniz, Stephen Baido, Tümer Metin, Mehmet Nas, Müslim Can

7 Eylül 2010

İzleyelim

Spor dışı yazdığım yazılar belki bir iki fim belki bir iki dizidir herhalde blogda. Şimdi paylaşacağım şey ise tamamen bunlardan bağımsız siyasi bir içerik.

"Sen kendi işine bak" diyenler olabilir, saygı gösteririm. Fakay paylaşmadan da edemeyeceğim.

Ben Antalya'da olduğum için referanduma malesef katılamayacağım. Pazar günü vardiyamın durumuna göre geceden otobüse binip oyumu kullanıp sonrasında uçakla geri dönebilirim. Duruma göre bakacağım artık ama oy kullanmama ihtimalim % 80.

Şimdi salt bu videoyu koyup içini doldurmamak olmaz. Bu cunta anayasasının oylandığı sene babam ve annem bu anayasaya da hayır demişler. Tabi ben hayatta değilmişim. Babam anlatır ki oy pusulalarının konduğu zarf bildiğiniz şeffafmış. Yani kimin ne oy verdiği görülüyor, bir rivayete göre de hayır diyenler açığa alınıyorlarmış. Buna rağmen annem ve babam hayır demiş. Şimdi doğal olarak yapılması gereken bu anayasa değişikliğine evet demek. Fakat anayasa değişikliğinin yapıldığı siyasi durum iç açıcı dcğil. Milletin %40'ının söz sahibi olamadığı bir ülkede belli bir zümrenin (ki Türkiye tarihinin en tehlikeli ooluşumudur) değiştirme yetkisi bulunan bir anayasayı onaylamak akıl harcı değildir. Eğer siz dedelerinizin savaşıp kan döküp kurtardığı bu ülkenin göz göre göre satılmasına, laik Atatürkçü düşüncenin yerini bağnaz şeriatçi düzene bırakmasına göz yumuyorsanız gidin EVET diyin. Yok bize uymaz diyorsanız lütfen sandık başına gidin. Bu yerel veya genel seçimler gibi önemsiz gelmesin size.

5 Eylül 2010

Çok Merak Ediyorum


Rica ediyorum cevabını bilenler de beni bir şekilde aydınlatsın. Bir oyuncunun satılması sırasında iki kulüp arasında bize karşı oynamasın diye madde olabilir mi ? Burası Türkiye arkadaşım, burada olur demeyin. O kadar basit değil bana göre bu işler. Aleni bir şikedir bu.

Tabi ki Önder Turacı olayından bahsediyorum. Fenerbahçe'den Kayseri'ye gidiyor, hem de bonservisiyle beraber. Fenerbahçe de diyor ki bu adamı bize karşı oynatmayın. Hadi kiralık olsa bir derece anlarım ama bir adamı komple köküyle verdiğinde sen o takıma nasıl karışabilirsin. İşte burada Mehmet Topuz giriyor devreye, 8 milyon euronun ekmeğini yiyor Fenerbahçe kulübü. Özünde Önder çok önemli bir adam olmasa da Fenerbahçe korkuyor işte, maksat rakibi zayıflatmak. Fenerbahçe bu kural dışı isteği yapabiliyorsa kusura bakmayın da maçı satıverin de der. Demediğini bilemeyiz ama en güzel cevap Kayserispor Taraftar Derneği'nden gelmiş.

O zaman siz de bizim eski kaptanımız Mehmet Topuz'u bize karşı oynatmayın..
Bu Turacı arkadaş 6 sene öncesinde tura değil yazı atmış olsa belki bu durumda olmayacak, çirkin hesapların arasında bir piyon gibi sağa sola savrulmayacaktı. Bu sayede nefret ettiğim bir camidan bir kere daha nefret ettim. En yakın zamanda da küme düşmelerini dilemekten başka birşey gelmiyor elimden. Bütün hesapları şaibeli, zamanında kendi muhasebe departmanını bir meçhul ! yangın sonrası kaybeden bir kulüp bu.

Boşverin, ne demişler deli deliyi imam ölüyü severmiş.

Hayırlı işler.

1 Eylül 2010

Breh breh

Gözlerimizin pası silinsin azıcık.

Ben de Yazayım Bari


Misimovic ve Insua hayırlı olsun öncelikle. Lviv maçıyla sonrası Rijkaard'ın verdiği ayar dillere destandı bana göre. Aslında haklı bir serzenişti, en sonda söyleyeceğini en başta söylemedi çünkü. Bekledi, bekledi ve zamanı gelince acı bir tokat gibi yapıştırdı Les Adnans'ın suratına. Zamanlaması süperdi yani.

Görülüyor ki işe yaramış, gittiler 2012 falan dinlemediler getirdiler iki adam. Hatta biri bu serzenişin ürünü. Rijkaard konuşmasa, görüş bildirmese Emana'yı İstanbul'a indirip alın size çift yönlü ortasaha diye atacaklar taraftar ve Rijkaard'ın önüne. Fakat kazın ayağı öyle değilmiş...

Misimovic kimdir, nedir ne değildir zaten biliyoruz şu son 10 gündür. Insua'yı da bu blogu okuyan bir insansanız zaten bilmeniz lazım. Herkes de hakkında bildiklerini yazdı. Hiç birşey yapamıyorsanız açın bir iki videosunu izleyin, altına Galatasaray'a hoş geldin yazın çıkın, ne diyim.

Benim değinmek istediğim önemli bir nokta var. Yazım da zaten burada bitiyor. Allah'ını seven Galatasaray taraftarı varsa, La la la lay lay laaaaay Saldır Misimoviiic diye bağırmasın.

Yarın ola hayrola.

Öpüldünüz.

Paylaş