27 Temmuz 2010

Kral Hakan Şükür...

"Seni çekemeyen bütün ibnelerin suratına tükür" diyordu ya taraftarımız, ben bu adamı oldum olası sevemedim. Babam da sevmezdi bu adamı hatta küçüklük aklımla "babaaa adamlar sana ibne diyor baksana" bile demişliğim vardır babacığıma. Tükürsün suratımıza, yarabbi şükür deriz. Ben doyumsuz adam değilim. Çekemediğim için değil sevmediğim için ibne olacaksam varsın olayım.



Türk futbolunun romantik ve hisli şovalyesi, haftalarca gol atamadığı boş kaleye topu yuvarlayamadığı vakitler de bile taraftar sahip çıkmıştır kendisine. Bir bakalım geçmişe hatırladıklarım nelermiş... Mesela Galatasaray'da Jardel'in başını yiyen güruh o'nun cemaatindendir, eğer ki Jardel Galatasaray'da 4-5 sezon daha top oynasa ortada ne Hakan Şükür ne de bir başkası kalacaktı. Çizecekti hepsinin üstünü. Sürekli gündemde kalma hastalığına müzdarip olan Türk futbolunun kralı her zaman olduğu gibi yine beklediğimiz şeyleri söylemiş... Biliyoruz bunları Hakan Şükür, başka şeylerden konuş be hacım. Mesela Esra Elbirlik'ten bahset, sonra cipten bahset, sonra Galatasaray'a 1 verip 5 kazandığın zamanlardan bahset. Bütün takımın sana çalışmasından bahset. Uefa kupası final maçının son dakikasında Hagi yerine topa vurup da kahraman olayım deyip sıçıp batırmandan bahset. Arkadaşın Aykut Kocaman'dan, başını yediğiniz Süper Mario Jardel'den bahset, ne bileyim bütün Avrupa'yı karış karış gezip de hiç bir baltaya sap olamadığında Galatasaray'a geri döndüğün günlerden bahset. Sana verilen destek bir başkasına verilseydi bu ülke ne topçular kazanırdı be.

Bul başka bir şeyler aslanım, ayıptır senin yaptığın. Yediğin kaba pislediğin yeter, mübarek akşam susmanı diliyorum Allah'tan. Sadece sus. Soyadın Şükür ama sen şükürsüzün tekisin...

13 Temmuz 2010

Pes 2011 Trailer...

Pes 2011 için daha kapsamlı bir trailer yayınlanmış. Bu sefer olmuş gibiye benziyor, benim için en büyük hediye atmosfer ve seslerin değiştirlmesi olacaktır. Yeni oyunda hayvani gol sevinci istiyoruz, gol olunca millet birbirinin üzerine atlasın, kendini 3-4 sıra aşağıya atsın. :) Şaka bir yana gol olduktan sonra böğüren taraftara umarım bu sene son verirler.



Shingo Takatsuka duy abicim bu sesi artık...


12 Temmuz 2010

Adamsın Iniesta...


Geçen yıl kalp krizi geçirip vefat eden arkadaşı Dani Jarque'ı unutmamış Iniesta. "Dani Jarque, Sonsuza kadar bizimlesin" diyerek golünü o'na atfetti...

Helal olsun senin gibi adama...

11 Temmuz 2010

Brutality'e teşebbüs!


Mortal Kombat ile 3.oyunundan itibaren haşır-neşir olanlar bilir. Bu sahne Brutality'nin son hamlesidir. Çeşitli kombolar yaparak son darbeyi vurursun, eleman patlar kemikler etrafa yayılır falan. Bunda öyle olmadı tabi ama resmen öldürmeye teşebbüs, De Jong bu hareketi sokakta yapsa 3 sene yerdi en temizinden...

10 Temmuz 2010

Kimler geldi, kimler geçti #1 | Correa Christian

Gece gece aklıma geldi, Galatasaray'dan ne adamlar gelip geçmiştir. Kimisi bomba diye gelip elimizde patlamış, kimisi de sessiz sedasız gelip gizli kahraman olmuştur. "İyi adam" diye alınıp vasıfsızın tillahı çıkan adamlardan biri de Christian'dır. Fatih Terim dönemi fiyaskolarından biri olan Correa Christian Dionisio'yu PSG'den biliyordum bizle adı geçtiği zamanlarda. PSG'den sonra 2 yılda 18 maç oynadığı Bordeaux takımından ayrılarak soluğu kiralık olarak Galatasaray'da alır. Fatih Terim bu adamı da bir yerlerden bulup getirmiştir demeyeceğim. Adamın referans listesi baya kabarık. Seyyah gibi gezmiş hem Fransa'da hem Brezilya'da. 92'de Brezilya'nın Internacional takımında başlayan kariyeri şu sıralar Brezilya 2.Lig ekiplerinden Atlético Monte Azul takımında sonlarına doğru gelmiş durumda.




Bu adam hakkında hatırladığım ender şeylerden biri, sürekli olarak topu tribünlere gönderme çabasıdır, bir de hapishane kaçkını kılıklı olması. Galatasaray'da oynadığı süre zarfında 11 maçta attığı 3 golde aklımda kalan bir tek şey sürekli ama sürekli hiç yılmadan, penaltı dahi atsa girdiği her pozisyonda topu yukarıya vurma hastalığıdır. Ha bir de gol kaçırma konusunda Guiza ile yarışır. Aralarındaki tek fark, ederleri ve kazandıkları paradır bence. Kendisi Galatasaray'dan sonra sırasıyla Gremio, Omiya Ardija, Sao Paulo, Juventude, Corinthians, Internacional, Portuguesa, sonrasında Pachuca'da maç yapmadan yine Portuguesa ve son olarak Monte Azul'da sürtmektedir. Adamın gezmediği yer kalmamış yahu. Halbuki Galatasaray'a gelmeden önce Internacional (66 Maç / 56 Gol) ve PSG karnesi (53 Maç / 20 Gol) o kadar da fena değil. Gerçi o kadar yıllık kariyerinde topu topu 2 senesi parlak, bir santrafor için berbat ötesi bir istatistiği var bu adamın. İçim karardı gecenin köründe, Ali Lukunku bile Christian'ın yanında şükür edilesi futbolcudur.

Bir dahaki yazımızda, Kule'ye yani Ali Lukunku'ya değinmeyi düşünüyorum...

9 Temmuz 2010

8 Temmuz 2010

Koca Arnavut Galatasaray'da

Hey gidi hemşehrim gelmiş takıma be. :)



Bundan sonra Yalçın Ayhan, Lugano, Bilica ve türevi adamlar akıllı olacaklar. İki iki daha dört. Sunderland forumlarında yangın var şu anda...

In Adnan we trust diyelim, devamı da gelsin...

Yeni transfer hakkında daha sonra komplike bir yazı yazacağım...

7 Temmuz 2010

Ahtapot'u getirin bana...

Eleman sektirmeden gidiyor. Dünya Kupası'nın şaşmayan tahmincisi Paul, yine bildi kimin kazanacağını. Final için görüşünü alsınlar, o'na göre evi barkı satıp parasını iddia'ya basacağım. :)

Şu anda kendisini kesip rakının yanına meze yapmak isteyenler olabilir, onları da hoş görmek gerek...







6 Temmuz 2010

Selamlar

Uzun zamandır bloga bırakın yazı yazmayı okumaya bile giremiyorum. Antalya'ya gittiğimden beri iki kere taşınmak bir kere de mağaza değiştirmek zorunda kaldım. Bu süre zarfında kesilen internetimiz de üstüne tuz biber oldu diyebilirim. Yılın en heyecanlı zamanı olan transfer döneminde internet başından uzak kalmak, transfer haberlerini telefonuma arkadaşlarımdan gelecek smslerle öğrenmek bana oldukça ters geldi işin aslı.

Bu sabah kalktığımda da Keita'nın Katar'a transferini o smslerden biriyle öğrendim. Resmi sitede yazan net rakamlar da gösteriyor ki Kader Keita bugüne kadar Galatasaray'a para kazandıran en büyük transfer olmuştur. Konuyu Keita özelinde incelediğimizde ise bir kesim taraftarın tepkili olduğuna şahit oldum. Hatta blogu açar açmaz Cüneyt'in sitemkar yazısını ve Serdar Özkan'a yaptığı göndermeyi görünce hafif bir tebessüm ettim, ahanda böyle :)

Beşiktaş'ın yaptığı Quaresma ve Fenerbahçe'nin yaptığı Stoch transferleri an itibariyle Süper Lig'in en sükseli transferleri gibi görünüyor. Geçen seneye baktığımızda Galatasaray Keita Elano gibi oyuncuları alırken rakip taraftarlar nasıl uzaktan kıskançlıkla izledilerse bu sene şu ana kadar da ben Quaresma transferini aynı kıskançlıkla takip ettim. Açık söylemek gerekirse de son yıllarda Türkiye'ye gelen en yetenekli oyunculardan biri diye düşünüyorum, tabi doğru yönetilebilirse diye de ekleyeyim. Onun Türkiye'ye gelişinde Schuster'in imzası ve Türkiye'de hali hazırda oynamakta olan diğer kariyerli isimlerin olduğunu söylemek de gerekir diye düşünüyorum. Çünkü imzasından 1 hafta öncesine kadar Türkiye'de oynamayı istemeyen biri Quaresma. Kısaca hayırlı olsun diyeyim, Stoch için de elimdeki tek veri Twente ile Fenerbahçe'nin yaptığı maçlar, özellikle Hollanda'da oynanan maçta oynadığı gibi oynarsa çok etkili olacaktır Fenerbahçe için.

Galatasaray'a geldiğimizde transfer yapmaktan çok istenmeyen oyunculardan en fayda sağlayabilecek şekilde kurtulmaya çalışır vaziyetteler. Keita'nın 8,15 milyon euroya, Mehmet Topal'ın da 5 milyon euroya satılması bu bağlamda mükemmele yakın olaylar. Uğur Uçar, Emre Güngör gibi oyuncuların da neredeyse alacakları verilip gönderilmeye çalışıldığı bir dönemde kulübe kazandırdıkları paralar yabana atılacak cinsten değil. Keita için disiplinsiz diyip kenara atmak en basiti. Fakat olayın disiplinsizlik boyutu transfer edilirken bilinmiyor muydu? Onun transferinde beni sevindiren tek konu kazandırdığı inanılmaz para. Sadece iç saha maçlarında taraftarı arkasında hissederek oynayabilen bir oyuncu, bu bağlamda büyük maçlarda takım üzerinde yarattığı eksiklik varlığından daha çok zarar veriyordu. Bu fiyata bu takımda tek satılmayacak oyuncu Arda'dır ki geçen seneki tavırları düzelmezse çok ararlar bu fiyatları önümüzdeki yıllarda.

Bu sene şu ana kadar oyuncu satışlarından kazanılan toplam bonservis bedeli 15 milyon euroya yakın bir tutar. Elano ve Servet de satılırsa bu rakamın tahmini 25 milyon euronun üzerinde olacağı kesin. Eskiden üzerine para verip gönderdiğimiz oyuncuları düşünürsek bu senenin finansal başarıyla sonuçlanacağı kesin. Şimdi geri kalan gıptayla izlediğim Quaresma transferine benzer transferler yapmakta. Haldun Üstünel'in ayağı kaydırılmamış olsaydı şimdiye çoktan bu işler bitmişti ama işimiz Adnan Sezgin'e kaldığı için pek ümitli değilim. Rijkaard gidip oyuncularla görüşse daha faydalı olur diye düşünmüyor değilim.

Kim Kallström ismi dolanıyor sanırım ortalarda bir de, Elano'nun gidişine mi işarettir yoksa Elano'nun Brezilya Milli Takımı'ndaki pozisyonuna geçişinin göstergesi midir bilmem ama çok iyi bir iş olacağı kesin. Üstüne bir de çift ciğerli bir defansif ortasaha alınırsa bu takım geçen senenin 2 katı daha iyi oynar.

Şimdilik Antalya'dan bu kadar. Herkes kendisine çok iyi baksın. Sakın buralara gelmeyin ortalık kaynıyor :)

"Iorfa'nın keyfi yerinde" | Geçmiş zaman olur ki...

Keita All-Saad'da.

Göndermişiz Kara Kobra'yı. Böylece sağ kanat Serdar Özkan'a kalmıştır. Hayırlı uğurlu olsun.



Elin oğlu Qaresma'yı Stoch'u alır biz de elimizdeki adamı satarız.

Yanlış işler bunlar.

4 Temmuz 2010

Ali Sami Yen Stadyumu Özel Forması...

Bu sene stadımızın son senesi olması nedeniye yönetimden bu tarz bir forma çıkarmalarını bekliyorum.


"Mor, Pembe, Somon" derken bazı şeyleri unutuyoruz. Dünya'da bunun gibi bir çok örnek var mesela Arsenal Highbury için özel bir forma çıkarmıştı hatırlayacağınız üzere...


Benim yukarıda tasarladığım gibi bir forma çıkartılması için daha ne olması gerekli? Adnan Polat bu seneki tasarımların oylamaya sunulacağını ifade etmişti geçen yıl. Bu sözünü unuttu sanırım, bu sene tarihin tartışmasız en kötü Parçalı Forma'sını ikinci kez çıkartacaklar. E valla sırtında Ülker yazdığı sürece ben şahsen forma falan almam. Hiç ama hiç hazetmediğim bir firmanın koskoca logosunu sırtımda taşıyamam...

Larissa Riquelme ve Cep Telefonu



Dünya Kupası'nın en çok dikkat çeken isimlerinden biri Paraguay'lı iç giyim mankeni Larissa Riquelme. "Paraguay şampiyon olursa çırılçıplak soyunacağım" lafından sonra büyük bir güruhun Paraguay'ı desteklemeye başladığından eminim.:) Kendisi "cep telefonu cepte taşınır" geyiğine yeni bir alternatif getirmiş, telefonun yeri gayet güzel. Dikkat çekmek için çok iyi bir fikir...

Paraguay'ın elenmesiyle onu belki de pek fazla göremeyeceğiz bundan sonra, ama Güney Afrika 2010'un simgelerinden biri haline geldi bile bence. Seneler sonra arkadaş muhabbetlerinde kupadan konuşurken onun da adı geçer eminim...

Paylaş