30 Haziran 2010

Yılmaz Özlem Göztepe'de

Bülent Uygun'un takımın başına gelir gelmez ayağına taş bağlayıp denize attığı Bucaspor'un emektar kaptanı "Psikopat Yılmaz" Göztepe'yle sözleşme imzaladı.
 



Severim Yılmaz Kaptan'ı. "Kaptan" diyorum, çünkü futbol için artık "sonbaharında" diyebileceğimiz 38 olan yaşına rağmen yenilgiye tahammül etmeyen kişiliği saygımı kazanmasına sebep olmuştur. Bucaspor maçlarında özellikle izlerdim o'nu. Geçkin yaşına aldırmadan 22-23 yaşındaki futbolcular gibi canla başla mücadele etmesi, harika frikik golleri kendisini benim gözümde ayrı bir kategoriye sokmuştur. Özcan Kızıltan'ın Göztepe'nin başına geçmesinin ardından o'nun da Göztepe'ye gideceği çıkmıştı gazetelerde, İzmir'in televizyonlarında. Yeni Asır Tv'ye bağlanıp "henüz bana teklif gelmedi, gelirse düşünürüm" demişti. İyi ki de kaldı İzmir'de. Büyük ihtimal Göztepe'de de takacak kaptanlığı.

Umarım aynı performansını sarı-kırmızı formayla gösterirsin. Mücadeleye devam "Psikopat" Yılmaz...

Caner Erkin Fener'e gitmiş...

Uzun zamandır bir "Caner Fener'e gidiyor" lafı dolanıyordu ortalarda. Gün itibarı ile sağlık kontrolünden geçmiş, Resmen Fenerbahçe'de yani... Yeni kaptanıyla poz da vermiş buyrun:



Aslında severdim Caner'i, sol bekte vasat oğlu vasatta olsa hücumda iyi oynuyordu. Daha ucuza olsa alınabilirdi ama Fenerbahçe sever böyle "Galatasaray'ın elinden oyuncu kaptık eheueheuehu" geyiklerini. Zaten kendisinin beyanatları vardı "Ufaktan Fenerliydim" diye, istediği yerde şimdi. Yazıya şöyle bir detay katalım; Fenerbahçe'nin kadrosunda Özer Hurmacı, Uğur Boral, Miroslav Stoch, Andre Santos gibi kanatta oynayabilen adamların arasında forma kapabilitesi düşük gözüküyor. (Nasıl uyuz bir kelime oldu bu, lafa bak kapabilite.) Ha bir de, güzel ülkemin palavra makinesi gazetelerine manşet önerim var : "Stoch'tan sonra ikinci gol Caner ile geldi." (!) Aha da gazete manşeti çıkardım yarın herhangi bir spor gazetesi bu başlığı versin manşetinden.

Yolu açık olsun. Bize uzak olsun da ne hali varsa görsün.

Son dakika cümleleri: Şimdi bu adam bütün sene kulübeye kazık çakar, çıkar bizim maçta bize gol atar. Böyle de bal var bunlarda. İlk aklıma gelen Selçuk Şahin. Kendisi hakkındaki derin düşüncelerimi ve özellikle bizim maçlarda kendisine yönelik iyi niyetlerimi bilen biliyor zaten.

2010/2011 Forma Tasarım(lar)ı | Final Versiyon

Bu seneki formalar için son tasarımlarım bunlar. Benim yaptıklarım pek dikkat çekmese de, hoşuma gidiyor bu işlerle uğraşmak. Bir de Puma marka forma denedim, Puma'nın forma kalıpları bize daha uygun geldiği için 3 aşağı 5 yukarı bir şeyler çıkardım.

Önce bu sene ile alakalı son tasarımım:





Bunlar da Puma formalar:








27 Haziran 2010

İlahi adalet...

"Futbolun adaleti" tecelli etti bu akşam. Sahaya futbol oynamaktan çok kasaplık yapmaya çıkan Amerika'lıarın suratında tokat gibi patlayan bir sonuç oldu bu. Bir de ufak bir anektod, Güney Afrika'ya en çok bilet alan taraftar Amerika taraftarıymış. Dönüş biletlerine hücum etsinler, uçakta yer kalmayabilir...

İşte kasaplığa soyunan kovboy arkadaşlar:



Ve sonrası;



İlahi adalet diye buna denir. Şişirildikçe şişirildiniz, bir yerde patlayacağınız belliydi Yanki'ler.

Son dakika lafı: Erdoğan Arıkan ve Ömer Üründül'e Burger King'ten bedava menü gelmiş olmalı, maç boyunca Amerika'ya yıkama yağlama seansları düzenlediler...

İlk 2 fotoğraf için GelGidersin'e teşekkürler...

22 Haziran 2010

Maradona ve Tesbihi



Tesbih oturuyor adamın eline yahu...
Bir de bu saçlarla Ernesto'ya benzemiş, yakışır Diego'ya...

21 Haziran 2010

Çubukludan nefret etmek...

Galatasaray taraftarında son 5-6 senedir bir parçalı forma hastalığı başladı. Öyle bir hastalık ki bu, sırf Fenerbahçe çubuklu forma giyiyor diye senelerdir çubuklu formaya üvey evlat muamelesi yapıldı. Yani bu olay tıpkı Fenerbahçe taraftarının sarı-kırmızı olacak diye patates kızartmasına ketçap sıkmamasına benziyor.

Tarhimizde yeri yok demek için tarihi bilmek gerekir. Fazla uzağa gitmeye gerek yok, en güzel zamanlarımzıın forması çubuklu formalar değil miydi?


E hakikaten yeri yokmuş tarihimizde.(!)

"...Defol git Keita"



"...sen bu takıma yakışmıyorsun" diyenleri gördüm ben dün gece. Neden? Kaka'yı attırdığı için.
Enteresan bir yapımız var millet olarak. Anlık gaz vermelerle çalışıyor zihnimiz. "Sen bu takıma layık değilsin" derken kastettiğiniz nedir? Kim yakışıyor mesela bu takıma örnek verseydiniz? Neyse fazla detaya girmeyeyim; dallanıp budaklandığı zaman konu içinden çıkılmaz bir hal alıyor sonra.

Alpo değinmiş benim söylemek istediklerime. Buyrun... Şu 2 cümle her şeyi bitiriyor zaten...

"Lincoln'ü 1 günde kral yapanlar, Keita'nın kellesini de 1 günde kestiler. Gözümüz aydın."

E vallahi denecek bir şey bırakmamışsın Alperen kardeşim...

19 Haziran 2010

Şimdi yürüyün bakalım Taksim'e...



...Hani çığırtkanlar vardı ya İsrail saldırısından sonra ortaya çıkan, hadi bakalım şimdi de şehitlerimiz için ağlayın.  "Benim kocam Filistin'e şehit olmaya gidiyor, huveaaaaa" diye bağıran hanım yine çık bağır kameralara.
Gerçi Mustafa Kemal Atatürk'e "köpek" diye hitap eden elemanların olduğu tayfadan bunu beklemek abestle iştigaldir.

Gece rüyamda görmüştüm, askeri birliklere saldırıp Mehmetçik'lerimizi şehit ediyorlardı. Sabah kalktım televizyonda şehit haberlerini görünce yıkıldım. Hiç bir şeyi tartışmak gelmiyor içimden. Sabahtan beri beyni alınmış gibi dolaşıyorum. Düşünce yetimi kaybettim. 2 ayda 37, evet 37 şehit verilirken kimsenin gıkı çıkmadı. İsrail bir askeri öldü diye taş taş üstünde bırakmazken, bizim bir omuzlarımıza almadığımız kaldı bazı kişileri.

Daha fazla yazmak gelmiyor içimden. Sadece bunun sorumlusu kimler ise Allah'a havale ediyorum o'nları.

18 Haziran 2010

Söyle yıldızlar kadar uzak mısın ?


Fransa-Meksika maçını izlerken Meksikalı taraftarların ikisin Antonio De Nigris'in
maskesini giydiğini gördüm.Onu anmak için mi yaptılar ? gelenekten mi yaptılar ?
(Meksikalı bir güreşşçi halk kahramanı olarak görülürmüş)
bilmiyorum ama De Nigris aklıma geldi ve hüzünlendim...

Saygılar maskeli adam......

17 Haziran 2010

Luca Toni Cimbom'a mı???


Luca Toni mi? - Evet.
Galatasaray'a mı? - Evet.
Neden olmasın? - Bilmem.
Neden olsun? - E bonservisi elinde.

15 Haziran 2010

Bucaspor-Villareal el ele


Bucaspor ve Villareal aralarında dostluk köprüleri atıldı. Bucaspor U-15 takımının Avrupa Şampiyonu olmasının ardından Bucaspor altyapısı inceleyen Villareal Başkanı Fernando Roig Alfonso iki kulüp arasında dostluk köprülerinin atılmasını istemiş. Bucaspor da bu isteği geri çevirmeyerek karşılıklı altyapıları iclemenin faydalı oalcağını dile getirmişler. Ayrıca Villareal başkanı Bucaspor U-17 Avrupa şampiyonu takımının oyuncularından Tayfun Kahrıman,Hüseyin Yesmesliler,Ömer Aktaş'ı İspanya'ya davet etmiş.

Bu önemli bir durum arz ediyor aslında. Neden mi? Sadece 1-2 Milyon liraya Seyit Mehmet Özcan tarafından kurulan Buca Genç Futbol Akademisi kısa sürede büyük başarılar kazanmış. B takımı İspanya 2.liginde 6 sırada olan ve altyapıya önem veren Villareal'in bile ilgisi çekmiş ise Bucalılar iyi işler yapıyor demektir. Bakalım bu üç genç Buca'lı birer Hasan Kabze,Ozan İpek,Mehmet Batdal olabilecekler mi?


Blatter, seni kınıyorum ve sana laflar hazırladım.



Evet sevgili Sepp Blatter, 4 sene heyecan ve şevk ile beklediğimiz Dünya Kupası'nın içine garip bir aletin etmesine müsade ettiğin için, ""Afrika'daki Dünya Kupasını Avrupalılaştırmaya çalışmamalıyız. Yerel bir çalgıyı nasıl yasaklayabiliriz ki? Bu söz konusu bile olamaz." deyip bu saçmasapan aleti desteklediğin için seni kınıyorum ve sana laflar hazırladım.

Bu lanet olası alet yüzünden geceleri uyku uyuyamaz oldum, her maç izlediğimde beynimin içinde arı sürüsü varmış hissine kapılıyorum. Psikolojim bozuldu ulan! Psikolog sorarsa eğer "sorunun ne, biraz bahset" diye, tek cevabım Vuvuzela olacaktır.

Vuvuzela bu adamların kültürüymüş. Hadi ulan oradan!

Yahu o zaman oldu da Türkiye'de bir şampiyona düzenlendi. İzmir'de bir maç oynanıyor, herkes alsın eline sipsiyi davulu zurnayı; kanunu kemanı öyle gitsin maça. Ya da Trabzon'daki adam kemençeyle gitsin. Rize'deki tulumla gitsin. O'nlarda bizim kültürümüzün bir parçası ya, o bakımdan.

Çıldırmam yakındır, böyle saçma iş mi olur kardeşim? Hadi kendi takımının maçında çal bir şey demiyoruz. Ama seninle alakası olmayan Hollanda-Danimarka maçı başta olmak üzere kupa başladığından beri her maçta bıkmadan usanmadan üflüyorsunuz. Bir de çıkmış Güney Afrika'nın  kalecisi Khune taraftara kızmış az çaldıkları için. Mazoşist misin sen kardeşim?

Olur da bir gün uluslararası futbol turnuvası kazanırsak eğer, hepimiz aşağıdaki listedekilerden edinelim birer tane.



Geleneksel çalgı listemiz aşağıda, üşenmedim kategorize ettim.


Telli kategoride:

1. Meydan, divan sazları,
2. Bağlama, bozuk, tambura, çöğür,
3. Cura, bulgarı,
4. Tar, v.b.
II- Telli - yaylı çalgılar:
1. Kopuz ıklığ,
2. Kabak, Rebab (rubbaba), eğit,
3. Karadeniz kemençesi, İstanbul kemençesi v.b.

Üflemeli kategoride:

1. Zurna,
2. Kaval (dilli, dilsiz),
3. Düdük (dilli, dilsiz),
4. Çığırtma (çırıtma),
5. Sipsi,
6. Çifte, tulum-çifte,
7. Mey, balaban.

Vurmalı kategoride:

1. Davul (nağara), koltuk davulu,
2. Tef, kudüm (daire),
3. Darbuka (deplike, dümbelek, dümbek, küp),
4. Zilli maşa, çarpara, parmak zilleri, kaşık v.b.

Çok ciddiyim, bunların hepsi bizim kültür mozağimizin birer parçası yahu...

Düşündüm de, kupaya gitseydik eğer biz tam "Pınarbaşı burma burma" diye başlamışken çılgınlar gibi vuvuzelaya abanan Güney Afrika'lı vatandaşlara biz de çılgınlar gibi Allah ne verdiyse dalardık herhalde. Yani şahsen ben dalardım, açık söyleyeyim.

Bu da böyle bir boşalma seansı olsun. Amma dolmuşum yahu... Şimdi diyeceksiniz ki, "Ulan deli misin, yürü git bir hava al" diye, evet deliyim. Beni vuvuzela delirtti! :)

10 Haziran 2010

Transfer golü (!) : Stoch Fenerbahçe'de



Galatasaray'ın yaklaşık 1 aydır peşinde olduğu Slovak kanat oyuncusu Stoch gün itibarı ile Fenerbahçe'ye transfer oldu. Bu açıdan bakınca 1 ayda bitirilmeyen transferin 2 günde bitirilmesi bir transfer golü gibi görünebilir ancak unutmamamız gereken bir nokta var. Galatasaray'ın oyuncuyu 5 Milyon €'ya bağlamasına ramak kala Fenerbahçe'nin ödediği inanılmaz bonservis bedeli. Tamı tamına 9 Milyon € saymışlar bonservis bedeli olarak. E ne anladım ben bu işten? Sadece "rakibin ilgilendiği adamı aldık" demek için verilen bu para kaba tabirle enayi parasıdır. Ya da Fenerbahçe'nin sene sonundaki 2-2 kutlamalarını unuttumak için yapılmış bir hamledir. Neyse hayırlı olsun diyelim. Açıkçası Stoch Galatasaray için biraz lüks bir transfer olurdu zati, hali hazırda takımda bulunan Arda ve Keita gibi çok iyi ayakları keseceğine dair umudum yoktu.

Galatasaray bu transfer hamlesine karşılık Gio ve Kewell işini çözerse benim için kafidir. Yeter de artar hatta.

3 Haziran 2010

''Biz böyle taraftarla her sene şampiyonluğa oynarız...''



Çok iyi hatırlıyorum 2002-2003 sezonu son maç Bursaspor-Gençlerbirliği maçını ev sahibi takım ağzına kadar dolu stadın önünde rakibini 3-1 yenerek kümede kalmıştı.
İlhan Cavcav bu etkilendiğim sözleri sarfediyordu ki kendileri taraftarsız UEFA'da Blucburn,Parma,S.Lizbon ve Valencia'yı dize getirmişlerdi.Taraftar destekli olsalar neler yapacaklardı kimbilir.
Nihayetinde bu sene Bursaspor şampiyon olunca aklıma bu sözler geldi.Alkışlar 2.Lig'de iken bile tribünleri dolup taşıran Bursaspor taraftarına gelsin.Bu sene takımlarının onlara daha çok ihtiyacı var.

Paylaş