24 Mayıs 2010

2010-2011 Forma Tasarımları @Part4

Bütün Avrupa'da yeni sezon formaları bir bir tanıtılırken bizim formalardan henüz ses yok. Boş oturmaktansa iyi oluyor böyle işlerle uğraşmak. Nasılsa bizim formaların geleceği yok, biz tasarımlara devam edelim...



23 Mayıs 2010

Öğrenilmiş Çaresizlik

Play-Off'lar sonucu Turkcell Süper Lig'e çıkan 3.takım Konyaspor oldu. Altay Play-Off'lardaki makus talihini yine yenemedi bu akşam. 1-0 öne geçene dek tek kale oynayıp, golü attıktan sonra geriye yaslanınca Konyaspor'un gollerine engel olamadı. 87'de gelen gol beni bilgisayar başında hava zıplatsa da amaca ulaşmak için yetesizdi tabi. Bu lig sistemli Play-Off sistemi bana çok saçma geliyor, hep böyle saçma işlerle uğraşırız ya zaten; hiç bir amacı kalmayan Karşıyaka-Adana haybeye yorulacak mesela. Eskiden ne güzel, ilk 3 takım çıkardı 1.Lig'e. Son bir kaç senedir 3,4,5 ve 6.takımlar arasında oynanan Play-Off karşılaşmalarında hep de istemediğim, hatta nefret ettiğim, hükümet destekli takımlar yükselmiştir Kasımpaşa, Konyaaspor gibi.

Ligi averajla 3.bitiren Adanaspor'un yerine 6.bitriren Konya'nın Süper Lig'e yükselmesi de bir hayli dikkat çekici... Altay'ın kalecisi maçı sabote etmese, Altay 1 gol daha atabilirdi. İnsan işkillenmeden duramıyor söz konusu Konya olunca. Neyse, hayırlısı olsun. Bucaspor dindirir bizim hasretimizi. Altay ise bundan böyle play-off'lara kalması durumunda maç falan oynamasın. Boşu boşuna yoruluyorlar...

20 Mayıs 2010

Ne yaptın sen yiğen yav...

Pazar gecesi olanlar herkesin malumu. Kısa bir özet geçelim.

Bursa maçı 2-1 bitmesine rağmen "2-2" diye anons yapılıp Fenerbahçe'li taraftarların kısa süreli şampiyonluk sevinci yaşamasının ardından gelen bilginin yanlış olduğu ve Bursaspor'un Beşiktaş'ı 2-1 mağlup ettiğinin ortaya çıkmasından sonra sahaya tabureler, koltuklar, eline ne geçirdiyse atmıştı Fenerbahçe taraftarı. Basın odası'nın basılması, Bağdat caddesinin talan edilmesi, koltukların ateşe verilmesi gibi gayet naif (!) tepkiler çıkmıştı ortaya maçtan sonra. İşte o günün cezası bugün belli oldu, yok yav ödül diyelim biz buna. Fenerbahçe 2 maç seyircisiz oynama cezası almış. 19.05.2007 tarihinde oynanan olaylı Galatasaray-Fenerbahçe maçının faturası 5 maç olarak kesilmişti. Pazar gecesi çıkan olayların o gün stadda yaşananlardan ne gibi farkı var? Su bardağına 5 maç, stad yakmanın, basın odası basmanın, sağı solu dağıtmanın cezası 2 maç. Bir de ağlamazlar mı haklılarmış gibi. Ne güzel memleket be. Bundan sonra stadlarda çıkan olayların önüne nasıl geçmeyi düşünüyorsun ey federasyon? Bu yapılanlara karşılık verilen cezayı "yeterli" görenler olacaktır, onları da vicdanlarıyla başbaşa bırakıyorum.

O'ndan sonra diyorsunuz ki, bloga post atmıyorsun. Bu memleketteki futbolun neyini yorumlayacağım ki yahu?

17 Mayıs 2010

KAÇINILMAZDAN KAÇAMAZSIN YEĞEN !




Galatasaray Fenerbahçe'yi Kadıköy'de yenemiyor, öğrenilmiş çaresizlik falan deniyordu. Asıl öğrenilmiş çaresizlik örneğini Fenerbahçe 10 gün içerisinde herkese gösterdi, Türkiye Kupası ve Süper Lig'de. Ligde son haftaya lider girmesine rağmen şampiyon olamayan tek takım Fenerbahçe'ydi, dün akşam kendilerine ait olan bu rekoru geliştirerek Türk futbol tarihine geçtiler.

Fenerbahçeli arkadaşlarım maç Kadıköy'de diye akılları sıra maçı Fenerbahçe'nin rahat kazanacağını düşünüyorlardı. İşte ilahi adalet denen şey bu olsa gerek. Kıçına teneke bağlayıp gönderdikleri eski Beşiktaşlı Burak Yılmaz Fenerbahçe'nin ipini çekti. İşin aslı ben de Fenerbahçe'nin büyük ihtimal şampiyon olacağını düşünüyordum ama içimde de bir ümit yok değildi. Telefonuma Fenerbahçe'nin gol haberi geldiğinde aklıma hala Bursa maçındaydı. Bursa yensin de Fenerbahçe bir şekilde takılır diyordum içimden. Antalya'da Şarampol'de sürekli takıldığım bardan içeri adım attığımda Colman topu içeri doğru ortalıyordu... Burak golü attı ve ben mekanı terkettim.

Şimdi konuşulması gereken Fenerbahçe mi yoksa Ligin yeni büyüğü Bursaspor mu kestiremiyorum. Fenerbahçe bir şekilde öne çıkmayı başardı yine. Stadı yakmışlar, basın odasını basmışlar vs. daha ne kadar şaklabanlık varsa Kadıköy'deymiş dün. Hele hele bu bilgi, haberleşme çağında 100 km ötenizde oynanan maçın skorunu yanlış anons etmek her yiğidin harcı değildir. Ciddi anlamda dün akşam Kadıköy'de yaşanan şampiyonluk sevinci rezaleti tarihi bir olaydır. Fenerbahçe her zaman olduğu gibi tarihi rezaletlerine bir tanesini daha ekledi. Ama sorun değil onlar Galatasaray'ı içerde de dışarda da yeniyorlar. Sevinsinler şimdi Galatasaray galibiyetlerine, Galatasaray'ı yenelim gerisi önemli değil diyorlardı hani...

Takriben 5 hafta önce Fenerbahçe'nin şampiyonluk şansını zora soktuğu bir haftada, canlı yayında bütün Anadolu kulüpleri birleşsin Bursaspor'u şampiyon yapsınlar diyen Rıdvan'a da Trabzonspor yardım etti. Daha ne yazayım ki ? Aziz Yıldırım'ın 3 sene şampiyonluk sözleri mi ? Fenerbahçe'nin Barca'nın bir tık altı olduğu mu ? Anlat anlat bitmez. Ama Bursaspor'a gerçekten helal olsun. Ligin başından beri hakettiler. Ertuğrul Sağlam Bursaspor'a imza attığı gün şampiyonluk kelimesi telaffuz edilmişti, o gün gülüp geçtim ama Fenerbahçe'yi de Beşiktaş'ı da Galatasaray'ı da yenerek şampiyon oldular.

Fenerbahçe'nin şampiyon olamaması Bursaspor'un şampiyon olmasından daha medyatik bir olaymış bunu da anladım...

15 Mayıs 2010

2'si 1 arada...

Fotoğraf Petit'in Yeri'nden. Taptığım 2 adam yanyana.Biri komutan, diğeri kaptan...

Saçmalamayın...



Milan'ın Leonardo'nun kıçına tekmeyi vurmasından sonra aklıma gelen senaryolardan biriydi "Rijkaard-Milan flörtü" (Bak gazete manşeti gibi oldu işte. Fanatik yazmış bile.) 2.senaryoda ise "Fatih Terim-Galatasaray flörtü" geçiyordu aklımdan. Bakın 2. senaryo hakkında da SporX sitesi neler yazmış. Eyyy Galatasaray yönetimi, saçmalamayın! Fatih Terim'in 2.gelişinde yarattığı fiyasko hala zihinlerimizdeyken bir 3.yü kaldıramayız. Fatih Terim Türkiye'nin en iyi hocalarından biri belki de en iyisi olabilir ama o'nun egoları ile bu takım bu dakikadan sonra bir yere gelemez. Hep aynı adamların etrafında mı döneceğiz yahu? Felipe olayını hatırlayın, sırf egoları yüzünden (her şeyi biliyorum mantığı da olabilir bu) koşmuyor diye futbol zekası 10 numara olan adamı gönderip Revivo'yu almıştı yerine. (Hagi'den sonra 10 numarayı Felipe giymiştir bu arada, Revivo değil) Her ne kadar Uefa'yı, 4 sene üst üste ligi kazansa da Hagi faktörünü unutmamak gerek. Hagi'nin bırakmasının ardından gelen fiyasko bence tesadüf değil. Fatih Terim 2.gelişinde takımın başında tabiri caizse Cm oynamıştı herkesin bildiği üzere (gerçi şampiyon kadrodaki oyuncuların büyük çoğunluğu ertesi yıl yoktu) Pinto, Lukunku, Almaguer v.s gibi bir dünya futbol özürlüsü adama Galatasaray formasını teslim etmesi hala aklımdan çıkmamıştır. İşte bu nedendir ki, Fatih Terim defteri benim için sonsuza kadar kapanmıştır. Valla öyle bir şey olursa kapatır kepengi giderim arkadaş. İzlemem maç falan. Her kötü sonucun ardından midem bulanıyor. Selçuk'un 40 metreden balına attığı gole göre teknik ekip değişecekse vay halimize. Adnan Polat yönetimi bile bile intihar eder eğer yukarıdaki senaryolar gerçek olursa.

Zaten uyku düzenim yerle bir olmuş daha da sıkmayın canımı...

1 Yaşındayız...

Ne başlık atayım bilemedim, blogu bayadır boşladık pek bir şey karalamyoruz. Bugün blogu açmamızın 1.senesiymiş yahu... Daha dün gibi hatırlarım Anıl'a "moruk, herkesin blogu var yav gel biz de blog açalım" deyişimi. Blogun ismini ararken aklımıza gelen futbol ile alakalı terimlerden penaltı noktası, çeyrek daire falan derken isim bir baktık ki Taç Çizgisi oluvermiş.:) Her ne kadar bazen yanlış okunup değişik anlamlar ortaya çıksada, belli bir okuyucu kitlemizin oluşması bizim adımıza sevindirici oldu. Karaladıklarımızın takip edildiğini bilmek güzel bir şey. İlerleyen günlerde bloga daha çok zaman ayıracağımı şimdiden söyleyeyim. İş güç derken unutmuşuz burayı. Sonda pastayı üfleyelim nice senelere bakalım...

Paylaş