27 Nisan 2010

Bucaspor'dan, havadan sudan...

İzmir'in insanlarını tanıyanlar iyi bilir. Biz rahat insanlarızdır. Misal bir yere yarım saatte gidilmesi gerekiyorsa acele etmeyiz. 1 saatte gitsek ne olur? Bir şey olmaz abi, sıyrılırız bir şekilde. Hayatında İstanbul'a gitmemiş bile olsak "Yauu Hatay Üçyol'da bir trafik var Allah seni inandırsın var ya İstanbul trafiği bok yesin yanında eheuhe" bile deriz yüzsüz şekilde. Evet bu böyledir, olumsuzluklardan bile keyif alırız. Trafikten girdik konuya o güzergahta gidelim, bazen Kızılçullu'dan Nato'ya doğru bir trafik olur ki artık insanlar ümidi keser. Sayısı gittikçe azalan Sanos marka 93 model otobüsümsü toplu taşıma aracında insanlarla akraba olur çıkarız.O keşmekeşte bile belediye otobüsünde sıkış tepiş bir şekilde mizah içerikli muhabbete başlarız tanımadığımız insanlarla. İşte o otobüs yolculuklarından birinde okuldan arkadaşımla bu kez gayet ciddi bir şekilde konuşuyoruz;

-Yahu bilader bu ne iş, Buca Mersin'e nasıl yenilir be. Olur mu lan, yense tur atacaktılar şimdi. Allah kahretsin hede hödö...
-Olsun oğlum haftaya Arena'da(!) yine maç var bu sefer yener turu atarız.
-İyi bakalım öyle diyorsan öyle olsun.
-Olacak tabi, bak şampiyonluk tişörtleri(!) bile basıldı. (Bu şampiyonluk tişörtleri buralarda görülmeye başladığı vakit Karabük şampiyonluğunu ilan etmişti.)
-Ulan manyak, Karabük kopmuş gitmiş şampiyonluk diyorsun. Valla ne sende ne diğerlerinde akıl yok abi...
-Ne olacak oğlum, Buca gönüllerin şampiyonu. Lig Karabük'ün olsa ne olur...



Bu muhabbet bu şekilde uzar gider, neyse. Geçen hafta Buca'da Mersin'e 3-1 yenilen Buca bu hafta yine tökezledi. Bu kez durum sakat, ama millet yine rahat. Ulan nasıl rahatsınız bu kadar yahu? "Dile geldi kalbimdeki sevda, haykırıyor Mersin Buca" diyip İzmir'de 33.dakika şovu yapana kadar takımınıza destek verseydiniz de bu hafta rahat otursaydık durduğumuz yerde. "Kardeşlerimize gereken kıyağı yapacağız" deyip kendi takımını 2.plana atarsan olacağı budur. Adanaspor gelmiş ensede bekliyor, Buca taraftarları gayet relax bir şekilde hala "çıkarız nasılsa" diyor. 2 hafta önce puan farkı uçurumken böyle diyorlardı, puan farkı 2'ye inmiş hala daha aynı laf. Haftaya olası puan kaybında görürüm ben sizi, o şampiyonluk tişörtleri toz bezi mi olur, yoksa her evde bulunan eski eşyaların konulduğu naftalin kokulu sandıklara mı kalkar bilemem.
Ama bu dakikadan sonra Play-Off'a kalınırsa çok ama çok yazık olur. Ben ki Dünya umrunda olmayan adamım sanki diken üstünde duruyorum. Sinirden ağlarım artık böyle bir şey olursa.

Dip not. İzmir'den bir Göztepe'yi tutarım o kadar. (Göztepe'yi tutarım dediğime bakmayın. İlk 11'ini say deseler Hüseyin Kartal dışında adam sayamam.) Gerisi pek umrumda olmaz ama söz konusu İzmir olunca işler değişiyor malesef...

24 Nisan 2010

2010 - 2011 Forma Tasarımları @Part3

Çubuklu forma isteyenler olmuştu, bu iki forma o'nlara gelsin.:)




Şark Kurnazları

İlk yarıdaki Kasımpaşa - Galatasaray maçı öncesi Kasımpaşa SK'nın "Bilet Politikası" ile alakalı bir post atmıştım. Şimdi o konuyu ısıtmanın vaktidir.

Efendim malum Kasımpaşa'nın Galatasaray ile yapacağı maç öncesi kombine parasına 1 maçlık bilet sattığını yazmıştık. Fenerbahçe maçı geldi çattı. Şimdiki duruma bakıyoruz: Fenerbahçe maçı biletleri Biletix tarafından 120 ve 500 Liradan satılacakmış. Buraya kadar her şey normal değil mi?

Zurna'nın zırt dediği yere gelelim. Fenerbahçe yönetimi kendi taraftarlarına satılacak olan biletleri bizzat Kasımpaşa yönetiminden satın almış taraftarının mağdur olmaması için. Bu biletler 50 ve 80 Lira'dan satılacakmış. Aradaki fark aşağı yukarı 600Bin liraya tekabül etmekte. "Şark kurnazları" demek bu demek. İnsanları aptal sanıyor bu adamlar. Neler dönüyor güzel ülkemde, görmek için hafta sonunu bekliyoruz...

18 Nisan 2010

Bu adam ne yapıyor?



A-Mayın kontrolü yapıyor.
B-Bir şey gömmüş o'nu saklıyor
C-Kabak dolması yapıyor.
D-"karanfil oylum oylum
geliyor selvi boylum" şarkısını söylüyor.

"Cinayeti gördüm, olay yerinden geliyorum" dedi Ahmet Çakar.

Kurban: Türk Futbolu
Fail: Türkiye Futbol Federasyonu.

Her önemli maçta pislik, her önemli maçta çirkeflik, her önemli maçta bal akıyor paçalarınızdan.
Alayınızdan nefret ediyorum...

Yok maç yazısı falan, gerek de yok zaten.

10 Nisan 2010

Robben'in golü üzerine...

Yahu golü izlemekten bıkmadım hala. Futbolda en çok zevk aldığım anlar desteklediğim takımın gol atmasıdır. Hele hele o gol uzaklardan topun gelişine ise benim için tam bir futbol orgazmıdır. Ümit Karan'ın Vestel Manisa'ya attığı voleden sonra 5 sıra aşağı atladığımı bilirim Atatürk Stadı'nda. Neyse, bu muazzam golü biraz incelemek istedi bu deli gönül. Golü atan Robben olunca ayrı bir haz yaşadım. Severim elemanı.

Top Robben'in ayağına geldiği anı bir inceleyelim.


-Ön direğe doğru koşan eleman yanlış görmediysem eğer Van Buyten. Korner öncesinde kendisini Vidic marke ediyordu. Top Robben'e doğru geldiğinde Van Buyten ön direğe depar attı. Bu sırada herkes Robben'i izliyor, Robben'de gelişine çakıyor.

-Robben topa vururken Carrick Robben'e doğru kayıyor. Carrick halen yerde kaymaya devam ederken Robben topa ölüm vuruşunu yapıyor. Bu açıdan baktığımızda Carrick Van Der Sar'ın açısını kapatıyor. Van Der Sar topu görmüyor. Top iğne deliğinden geçiyor.

-Ribery Robben'e doğru ortalarken kimse Robben'e hamle yapmıyor. Yani o da bomboş bekliyor ön çizgide. Yalnızca Carrick müdahale etmek istiyor ancak geç kalıyor. 

-Ceza sahasında 7 Manchester United'lı oyuncu var. 3'ü öndirekte 1'i arka direkte bekliyor. Ceza sahası dizilimi evlere şenlik yani... Robben topa vurduktan sonra Mario Gomez bomboş kalıyor. Burada o da Van Der Sar'ın açısını kapatıyor. Van Der Sar yine topu göremiyor. Hamle yapmakta geç kalıyor. Top direk dibinden giriyor.

Şimdi diyeceksiniz ki "ulen golün nesini inceliyorsun, adam o biçim astı işte" E napayım, goldeki ManU savunmasını dizilimini, Bayernliler'in ceza sahasında nasıl serbest hareket ettiklerini göstermek istedim. Bir de böyle golleri ancak Avrupa'da görebiliyoruz artık. Robben'de Allah ne verdiyse abandı yani, insanda biraz utanma olur...

9 Nisan 2010

Eyyy Çizgi Hakemi...

...Sen o çizgide ne iş yaparsın arkadaşım? O çizgide 90 dakika dikilip maçı izlemek midir senin görevin? Ya da bu hatalarınız hep Atletico Madrid maçlarında mı vuku buluyor?




Ya sen Michel Platini? Eski köye bu yeni adet neden? Madem çizgi hakemleri maç içerisindeki pozisyonlarda sus-pus kalacak ne diye dikilirler o çizgide?

Önce Galatasaray-Athletico Madrid sonra PSV-Hamburg maçı. Şimdi de Valencia-Atletico Madrid... Penaltı pozisyonu burada.Yorum yapmıyorum...

8 Nisan 2010

Liverpool'un Yeni Sezon Formaları


Liverpool'un yeni sezonda giyeceği formalardan biri bu. Yıllarca Liverpool formasıyla özdeşleşen Carlsberg'in yerini bir banka, Standart Chartered almış. Yıllarca Carlsberg'e alışan bünyelere bu değişim biraz garip gelecektir. Tıpkı forma reklamı Abn-Amro olan Ajax'ın Aegon ile anlaşmasından sonra garipsediğim Ajax forması gibi. Oysaki Ajax formasını o denli güzel yapan detaylardan biri dikey konumlandırılmış Abn-Amro reklamıdır. Nasıl ki Aegon'u kabullendik mecburen Standart Chartered'i de kabulleneceğiz başka çare yok...

O nasıl maçtı be...

Manchester United - Bayern Munih karşılaşmasından söz ediyorum. Sabri Ugan maçın başındaki Manchester golü sonrası "Manchester United daha maç başında 1-0 öne geçiyor, tıpkı ilk maçtaki gibi" demişti. Sonu da o maça benzedi... Bu akşam Bayern'in turu geçeceğine inanıyordum. Sebebi de Avrupa'da Liverpool'dan başka İngiliz takımının başarılı olmasını istemememdir. 2 akşamdır futbola doyuyoruz, Hafta sonundaki El-Clasico'ya dek yeter bu futbol orgazmı. Diğer maçta Bordeaux'ya karşı 1-0 kaybeden ancak ilk maçtaki skoru koruyan Lyon turu geçen taraf oldu. Final için Bayern-Barcelona tahminini yapayım. Umarım finalde bu 2 takımı izleriz.
Ekleme: Real Madrid, Robben'i göndermesi ne denli yanlış transfer politikası izlediğinin göstergesidir. Robben hem Almanya Kupası'nda, hem Bundesliga'da hem de Şampiyonlar Ligi'nde Bayern'i taşıyor. Bir de, Nani'nin ilk golü Babel'in Beşiktaş'a 8-0'lık maçta attığı golün bir kopyası...Bayern Munih bu akşam Manchester'i eleyerek yarı finale çıktı ancak Old Trafford'daki yenilmezlik serisini bitirdi, ancak bu yenilgi yarı finale çıkmasını engellemedi. Old Trafford'da oynanan son 3 maçın skorları şöyle:

1998/1999: Manchester United FC 1-1 FC Bayern München
2000/2001: Manchester United FC 0-1 FC Bayern München
2001/2002: Manchester United FC 0-0 FC Bayern München



Maçın gollerini izlemeyenler için goller burada...

Butt'un yediği goller ise Leo Franco'yu aratacak cinsten. O tarz golleri Pes 2010'daki kaleciler yiyor, gerçekte de Leo Franco ile Butt.:)

Son olarak maçtaki güzel anlatımı nedeniyle Sabri abi'ye teşekkür ederim kendi adıma. Ertem Şener'den sonra ilaç gibi geldi.:)

6 Nisan 2010

HAGIZM!

Maçtan sonra düşündüm ne yazayım diye... Hiç bir şey gelmedi aklıma. Bir tek Hagi geldi nedense...

Ah be Hagi'm, bir bilsen seni ne kadar özlediğimi... Hani Erol Ersoy kişisinin anasından emdiği sütü burnundan getirmiştin ya, kaybetmeye tahammülün yoktu çünkü. Sonrasında Allah'ın sarhoşu Tony Adams'a çaktığın dirsek... Hepsinde bizim yapmak istediğimizi bizim gıyabımızda yapmıştın. Ne zaman elini yüreğinin üstüne koysan, çocukluk halimle ben de senin gibi elimi göğsüme koyardım. Sen benim kahramanımdın Hagi. Annen, baban gerçek dünyaya göç etttiğinde bile geldin Aslanlar gibi oynadın. Her zaman işini layıkıyla yaptın. Hırslıydın, inançlıydın çünkü. Hertha Berlin maçında o hırsla nasıl da geldin astın topu tavana? Peki ya Leeds'te nasıl soğukkanlıydın onbinlerce İngiliz içerisinde? O atmosferde dalga geçer gibi sol çizgiden 20'lik delikanlı misali içeri akıp yoktan var etmiştin ya gol pozisyonunu. Dedim ya kaybetmeyi hiç bir zaman istemezdin çünkü. Ne demiştin sen: "Takımı kaybettiğinde ağlamayan oyuncu asla büyük oyuncu olamaz"

Ah be Hagi'm ah. Sende ki inancın %1'i var mı şimdi formamızı giyen bazı oyuncularımızda? Yok ne yazık ki, yok işte.

İşte bu sebepten ne yazıyor sağ tarafta fotoğrafının üstünde;
 "Benzemez kimse sana tavrına hayran olayım..."



Hasta Siempre Comandante!

4 Nisan 2010

Yürü Be Falcao !

Lisandro'yu sattıktan sonra yerine çok daha iyisini almış anlaşılan Porto. Falcao'ya değil 4 milyon euro 14 milyon euro feda olsun. Forvet nasıl olunurmuş dersini veriyor sene başından beri.

3 Nisan 2010

2010 - 2011 Forma Tasarımları @Part2

Uzun zamandır tasarım yapmıyordum. Hoş bu yaptıklarımız bir işe yaramayacak ama yine de bu işlerle uğraşmak hoşuma gidiyor. Bu sette her zamanki gibi Parçalı, kırmızı, beyaz ve sarı forma var.




Paylaş