28 Mayıs 2009

Visca El Barca! Barcelona Şampiyon...


Maç öncesi seramoni...




Barça'nın bu sezonki kupa tablosu:

*La Liga Şampiyonluğu
*İspanya Kral Kupası Şampiyonluğu
*Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu
*El-Clasixo'daki deplasmanda alınan 6-2'lik galibiyet.

"Barcalananlar" arasına bu akşam ManU'da katıldı... Herkes Barcelona'nın Abidal ve Alves'in yokluğundaki savunma ile ManU'ya karşı aciz kalacağını düşünüyordu. Ben öyle düşünmemiştim aslında, Barça savunmada kötü olabilirdi final maçında ama bu sezon insanüstü performans gösteren bir hücum hattı vardı... Şampiyonlar Ligi finaline her iki takım şu diziliş ve kadro ile çıktı.



38 yaşındaki Guardiola ile 68 yaşındaki Sir Alex Ferguson bu akşam karşı karşıya geldi. Maç Cristiano Ronaldo ile Barça arasında başladı. 10.dakikaya kadar atılan 5 şutun tamamı Ronaldo'nun ayağından çıktı. Bu dakikada 6.şutu Eto'o çaktı ve golü attı.



Guardiola Alves ve Abidal'ın olmadığı bir maçta rakibi nasıl durduracağını iyi benimsetmiş takımına. Barca'nın Eto'o ve Puyol'lu sağ kanadı ManU'nun Rooney ve Evra'lı sol kanadını daha 20.dakikada felç etti...

Sazı eline alması gereken ManU idi ama topla "top" gibi oynayan Barça'ydı. Alışılageldik paslarını yapmaya başladı Katalanlar. Manchester Ronaldo ile yüklenirken Barça sessiz ve derinden geliyordu. Xavi'nin serbest vuruşunda top direğe takıldı.



İkinci yarıda Ji-Sung Park'ın yerine Tevez oyuna dahil oldu. Herkes ikinci yarıda ManU'nun sazı eline alacağını düşünüyordu (Ben de dahil)
Ancak Barça ilk yarıyı nasıl bıraktıysa ikinci yarıya öyle başladı. Xavi-Iniesta ikilisinin aralarında yaptığı pasları kim saydı acaba? Sanki golü yiyen ManU değil de Barçaymış gibi gözlerin pasını silecek pas kombinasyonlarını uyguladı Barçalı topçular. Iniesta oyundan çıkmadan evvel tam 9.7 Km. koşmuş. Ne ciğer varmış! Herkes ManU'dan gol beklerken bu golü Barça adına Messi kaydetti. 1.68'lik Messi, yere 45*c'lik bir açıyla topa kafayı vurarak uzak kale direğine yolladı meşin yuvarlağı.





Yürü be Aslan'ım!





***

Maçın istatistiklerine gelecek olursak, Barça şutlarda kaleyi daha çok bulan taraf olmuş. Kaç pas yaptıklarını kimse saymamış sanırım. Üşenmişlerdir belki de. Kim sayacak o kadar pası?

İstatistikler:

Barcelona / Man. United
2 Atılan Gol 0
8 Kaleyi bulan şut 2
2 Çerçeveyi bulmayan şut 9
1 Kurtarılan şutlar 1
1 Sarı Kart 3
0 Kırmızı kart 0
7 Fauller 10
4 Kornerler 7
2 Ofsaytlar 5
28' 48'' Topla oynama süresi 27' 5''
51% Topla oynama yüzdesi 49%

Oynadıkları futbol ile Dünya üzerinde yenmeyecekleri takım yoktur herhalde Barcelona takımının. Bu sene kendilerine iyiden iyiye taraftar yaptırdılar beni. Oynadıkları şiir gibi futbolun yanısıra, bu futbolun La Liga ile sınırlı olmadığını Dünya üzerindeki x bir takıma karşı da şiir gibi pas yapabileceklerini ve harika futbol oynayabileceklerini gösterdiler. Gecenin kötüleri Ji-Sung Park ve Anderson'du benim gözlemlediğim kadarıyla. Park 1-2 pozisyonu boşuna harcadı takımı adına. O pozisyonlarda bir şeyler yapmaya çalışsa değiştirebilirdi belki de skoru. Ama dedim ya becerisizlikle isteksizlik birleşince skor falan değişmedi. O değil de, maçtan evvel ve maç sırasında "Ronaldo'mu Messi'mi en iyisi bu akşam belli olacak" Yahu, en iyi olma kıstası 1 maç mı?
Öyleyse Ronaldo cambazdan başka bir şey değil. Messi ise bu Dünya'dan değil, 1.68'lik boy ile nasıl vurdun o kafayı be çocuk! Helal olsun sana! Cristiano Ronaldo'ya iyi oldu canıma değsin! Golü yedikten sonra elleriyle "rahat olun halledicez" diyordu arkadaşlarına ama kendine bu kadar güvenmemen lazım Cristiano. Böyle alırlar boyunun ölçüsünü...



Barça sevileni-sevilmeyeni ile kesinlikle övgüyü hakediyor. Futbolu zevk için oynayan bu adamlara ne kadar teşekkür etsem az bir futbolsever olarak. Helal olsun size! Visca El Barca...

Bir tarafta üzülenler...


Bir tarafta sevinenler...



Haketmişlerdi... Kazandılar...

*Blog partnerim Schumy kusura bakma... Barcelona'yı sevdiğimi biliyorsun hocam. :)



25 Mayıs 2009

Beşiktaş 2-1 Galatasaray - Ayrıntılı Sezon/Defans Analizi

Michael Skibbe ile başlayıp Büyük Kaptan ile devam eden bir hikayenin sonuna geliyoruz. Ne umutlarla başlamıştık. Hedefler Lig Şampiyonluğu ve Şampiyonlar Ligi'nde başarı idi.

Ancak beklenilen olmadı... Avrupa'da Steau hüsranının ardından yolumuza UEFA'da devam ediyorduk. UEFA 1.turunda eşleştiğimiz Bellinzona maçlarının ilk ayağı bir kabus gibi geçti. Karşılıklı atılan goller sonucu 4-3 kazanılan maçın rövanşında Yaser ve Milan Baros'un penaltıdan attığı gollerle 2-1 kazandık.

Bu maçlar sonunda UEFA'da Metalist Kharkiv, Benfica, Olympiyakos, Hertha Berlin takımlarının bulunduğu gruba düştük. Sırasıyla Olympiyakos'u 1-0, Benfica'yı 2-0, Hertha'yı 1-0 mağlup ederek grup 2.si olarak bir üst tura çıkmayı garantiledik. Futbolun katili tanımını layık görebileceğimiz Metalist Kharkiv'e Ali Sami Yen'de 1-0 mağlup olmaktan kurtulamadık. Ne var ki, UEFA'da uzun bir zamandan sonra bu denli iyi gitmemize rağmen ligde işler pek iyi gitmiyordu. Kocaeli'ye karşı alınan 5-2'lik mağlubiyet sonrası Michael Skibbe görevi bıraktı(!) Hala içime sinmemiştir, bir mağlubiyet yüzünden teknik direktör mü istifa edermiş! Tam da Bordeaux maçının öncesi öncesi olacak iş yani... Yeni hocamız kim olacak derken, bu isim hiç de istemediğimiz* bir isim oldu. Bülent Korkmaz Galatasaray'ın bu sezon başına geçen 2.hoca oldu.

*İstememizin sebebi şu son haftalarda daha bir belli oldu. Alınan başarısız sonuçlardan öte, bir Galatasaray değerinin daha taraftarlar tarafından acımasızca eleştirilmesi çok üzücü...


Kaptan'ın ilk maçında alınan 4-3'lük galibiyete sevinirken, bir yandan da kendi kendime "ulan o 3 gol yenir miydi be" diye sordum. Takım mükemmel top oynadı ama savunmanın hataları yüzünden arka arkaya 2 gol yedik. Son dakikada Sabri kendinden beklenmeyeni yapmasa, hikaye erken bitecekti.

Alman takımlarına karşı şansımız hep yaver gitmiştir.  Bu defa önümüze Hamburg çıktı. Onları da yeneriz nasılsa diyorduk ama öyle olmadı... Emre Aşık'ın kırmızı kart yediği maçta Hamburg'da aldığımız 1-1'lik beraberlikle dönüyorduk evimize. (İlk maçı Schumy ile birlikte izledik, 2.cisi öyle olmadı, totemi bozmayacaktık) Ümit Karan'ın son dakikada sayılmayan golü kursağımızda kaldı adeta. Üstüne İzmir'in deli yağmurunu yiyince, berbat geçti o gece... Neyse, rövanşa mükemmel başladık ve Kewell'ın penaltıdan attığı golle 1-0'ı, daha sonra Milan Baros'un attığı gol ile 2-0 öne geçtik. Savunma kabusu bu maçta da bırakmadı yakamızı. Her şey güzel giderken yenilen 1 gol, şokundan çıkamadan yenilen 2.golle skor 2-2 oldu. 1 gol yedik mi illa ki 2.cisini de yiyeceğiz ya! 2-2'den sonra Bordeaux mucizesi beklerken Hamburg 3.golü attı. Rüyayı Olic&Guerreiro ikilisi bitirdi...

Elde sadece lig kaldı derken, arka arkaya kaybedilen puanlarla şampiyonluk hayali yerini Uefa kupasına katılamama tedirginliğine bıraktı. Şampiyonluğa oynarken, Ankaragücü ve Hacettepe maçlarındaki kayıplar sayesinde Bursaspor ile yarışır duruma geldik.

Neyseki kendimize gelip Ankaragücü'nü ve Gençlerbirliği'ni mağlup edip Şampiyonlar Ligi şansını devam ettirmek istiyorduk.

Son 2 maç kalmıştı: Beşiktaş ve Sivasspor. Ligin dengesini değiştirecek maçlardı bunlar.

***

Dün akşam Beşiktaş maçında temellerini Skibbe'nin attığı bir futbol izledik. Ayağa pas yapan, sürekli gol arayan bir kimlik sergiledi futbol takımımız. Bu sezonun en iyi futbolu dün akşam oynandı desek yeri var. Milan Baros'un arka arkaya kaçırdığı net pozisyonlar sonrası olmayan pozisyonda Mehmet Topal'ın uzaklaştırmak istediği top ile kendi kalemize attığımız gol, ardından Kewell'ın yerden bazukası... Skor 1-1. Goldeki detay maçı anlatan Melih Şendil'in utanmasa üzüntüden ağlayacak olması... Bu adam hangi takımı tutar hala çözebilmiş değilim. Sabıkası çoktur bende, uğursuz gelir hep bize...




Maça dönelim. Allah'ım sahada müthiş bir futbol... Attığımız gol 2 tane ama skor 1-1. İçimden dualar ederken Yusuf oyuna girdi. Bir kaç dakika sonra dualarımı boşa çıkaran bu sezon alıştığımız klasik Yusuf gollerinden biri... Golde yine Mehmet Topal'ın hatası var evet, ama,bu çocuk ne yapsın ki? Libero'dan devşirme stoper yaratmaya bayılırız biz... Canı sağolsun Mehmedimin... Gol yesek ne olacak? Sezon gitti bu müdafa hatalarından.

Maçın sonunda Beşiktaş taraftarının şampiyonluk zırıltısı kulaklarımı tırmaladı adeta... Bizden başka kim şampiyon olursa olsun dokunur bana... Hoş daha kesin değil ama, haftaya Sivas bizimle oynuyor... Sivas'ı yenmek boynumuzun borcu. Antipatiklikte sınır tanımayan Bülent Uygun'u sevindirecek değiliz ya... Aslında Sivasspor yerine Trabzonspor olsaydı ama onlarda aptallıklarına yansınlar... Fazla uzattım. Maçtaki ilgi çekici bir detay ise hocamız Bülent Korkmaz'ın oyuncu değişikliğine gitmemesiydi...

Bu yazıdan çıkarmak istediğim sonuç: En iyi savunma hücum falan değildir. Luce kusura bakmasın. Hücum ne kadar iyi olursa olsun, savunma oyunun kaderini belirler. Biz de oyunun değil sezonun kaderini belirledi bu sezon...

Haftaya Sivas'ı yenmek boynumuzun borcudur. Biz Galatasaray'ız... Hiç kimseye iyilik yapmayız, iyilik de beklemeyiz... Alın liginiz sizin olsun...  

***
Son bir not: Harry Kewell seneye kaptan olsun. Bunun için ne gerekiyorsa yapmaya hazırım şahsım adına. Bu adam Hagi'den sonra taptığım tek adam... Hep bizimle kal Harry...

Göztepe Şampiyon...




İzmir'in sokaklarında, yürüyor Göztepeliler formalarla...



Göz-Göz geri dönmek üzere... Göztepe, Altınbaş tarafından satın alındıktan sonra ilk kez şampiyon oldu... 12.000 kişilik Alsancak Stadı'nda oynanan maçı 10.000 Göztepe taraftarı izledi. Üst üste 2.kez bir üst lige çıkan Göztepe yükselişini devam ettirirse, Bank Asya'ya yükselecek. İnşallah Kasımpaşa düşer de, Göz-Göz ile oynar. Yarım kalan hesap o zaman kesilir...

Dip Not: Göztepe forma satışlarında Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe'den sonra 4.sıradaymış...

23 Mayıs 2009

"El Chello" Marcelo Carrusca




Maradona'nın "o benim veliahtlarımdan biri" dediği Marcelo Carrusca ne yapar ne eder diye merak edip araştırdım. En son kolunu kırmıştı kıvırcık oğlanımız. Aslında ben kendisinden oldukça umutluydum. Tekniği oldukça iyiydi ancak fizik gücü olarak bir çocuktan farksız. Bir maçta yediği omuz darbesiyle bir kaç takla attığını bilirim Marcelo'nun. Yaşı da 26 olmuş şaka maka... Sasa Iliç'i gönderip de, Carrusca'nın tutulmasına kızmıştım ama, yöneticilerin Ribery gibi patlamasından korktuğu için böyle bir girişim yaptıklarını tahmin ediyorum. Dediğim gibi oldukça umutluydum kendisinden. Ancak bu umutlar tükendi artık. Antrenmanda kolunu kırıp sezonu kapatana dek oynadığı 11 maçta 1 gol atma başarısını göstermiş. Geri dönecek ama neye yarayacak geri dönmesi... Cengiz Kurtoğlu'nun bir şarkısı geldi aklıma;

"Dönmesen de geri farketmez artık..."

22 Mayıs 2009

Paolo Maldini... Bir Milan Efsanesi...


Tam 24 yıl... 901 maç... Babası Cesare Maldini'nin ardından Milan'daki Maldini saltanatını devam ettiren efsane... Paolo'dan sonraki 3#Maldini yazılı formayı belki de oğlu taşıyacak...

Milan ondan sonra 3 numarayı müzeye kaldıracağını açıkladı... Biz de öyle demiştik Comandante için ama çabuk vazgeçmiştik bu kararımızdan. 

Milan'daki Maldini dönemleri:

Baba Cesare...




Oğul Paolo...



Torun Cristian...



Bu da konu ile alakalı bir karikatür...



Ever Maldini...

21 Mayıs 2009

Show TV'nin Yayın Mantalitesi

Koskoca finalde maç başlamadan önce de, sonra da; devre arasında da, devre arasından sonra da reklamdan fırsat bulduğunda maçı yayına sokan bir anlayış ile karşı karşıya idik bu akşam. Reklamlardan dolayı ne maçı, ne de maç sonrasındaUEFA Kupası seramonisini medeni insanlar gibi izleyemedik. Nerede kaldı sizin final maçı yayınınız? Kupa törenini izleyemedikten sonra o yayından ne anlarım ben?

Hadi oradan Show Tv... Lig Tv'yi bile mumla arattın bu akşam...

Şampiyon Shaktar Donetsk


 


Luce'nin Avrupa Kariyeri diyerek başlayalım...

GALATASARAY

2000 Süper Kupa
2001 ŞL Çeyrek Final - Türkiye Ligi 2.liği
2002 ŞL 2. Gruplar - Türkiye Ligi Şampiyonluğu
2003 UEFA Çeyrek Final - Türkiye Lig Şampiyonluğu
2004 -

SHAKTHAR DONETSK

2005 Ukrayna Ligi Şampiyonluğu - Ukrayna Süper Kupası
2006 Ukrayna Ligi Şampiyonluğu
2007 UEFA Kupası Son 16 - Ukrayna Ligi 2.liği
2008 Ukrayna Ligi Şampiyonluğu - Ukrayna Kupası - Ukrayna Süper Kupası
2009 UEFA Kupası - Ukrayna Ligi 2.liği

Bu güzel adama Şampiyonlar Ligi kupası yakışır... Her daim gülesin sen Luce...

***

Maçtan önce Werder'i daha şanslı görüyordum. Ancak maçın başından itibaren bir Shakthar fırtınası vardı sahada.
Srna, Ilsinho, Luiz Adriano üçlüsü Werder'i adeta sürklase etti. Srna kelimenin tam anlamıyla kalbur etti Werder'in sol tarafını. Thomas Schaaf bu üçlüye önlem alamayınca kaçınılmaz son geldi... Her final gibi bu finalde uzatmalara gitti, ancak Shakthar'ın bu maçı alacağı baştan belliydi. 25'te Luiz Adriano güzel bir golle Donetsk'i öne geçirdi. 35'te Naldo frlikikten yanıt verdi. Ancak bu dakikadan sonra Shakthar oynadı, Werder izledi desek yeri var. Sağ tarafta bir Darijo Srna fırtınası vardı bugün. Yaptığı bindirmeleri, kestiği topları sayamadım bile.

Özhan Canaydın bu gece neler düşünmüştür acaba? Lucescu'yu amiyane tabir ile arkasına teneke bağlayarak kovaladığı için bir kez daha pişman olmuş mudur? Ya da Luce'yi kovalayarak Galatasaray'ın geleceğine dinamit koyduğunu benimsemişmidir? Neyse, maça dönelim. Naldo'nun frikiği ve Pizarro'nun şutu dışında pozisyonu olmayan Werder için filmin sonunu ilk uzatma devresinin 7.dakikasında Jadson getirdi. Çok isteyen taraf onlardı ve mutlu sona ulaştılar. Eh, Alman takımı kazanacağına Ukrayna takımının kazanması herkesin içine sinmiştir sanırım.




Bu arada Mesut Özil'i sona sakladım. Sahanın en kötü ismiydi. Kafası çok karışık sanırım bu aralar.

Önceki yazımda dediğim gibi Luce UEFA'yı çok istemiş olmalı. Bu inancını takımına da aşılamış. Olur da yolu Galatasaray'a düşer mi? Keşke gelse, gelirken de yanında Srna'yı getirse fena olmaz hani...

Umut fakirin ekmeği demişler...

20 Mayıs 2009

Aziz Yıldırım'dan inciler




Aziz Yıldırım'dan inciler:

* Önümüzdeki 3 yılı da istedim. Çünkü kapalı spor kompleksi, iş merkezleri, Düzce’deki kamp yeri ve daha bir çok planımız var. ‘Sportif başarısızlık’ deniyor. Buna katılmıyorum, çünkü Fenerbahçe’nin ‘spor kulübü’ olduğunu biliyoruz. Buna rağmen, futbol takımımızın 3 yıl boyunca şampiyon olması uğruna ne gerekiyorsa yapılacağını beyan ediyorum. Çünkü ben iddialı adamım. Başaracağız...
(Yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır sözünden gidersek, biz Galatasaraylılar olarak kendisine 2.yıldızı takmadan bıraktırmayız başkanlığı.)

* Zico’yu gönderdiğim için üzülmedim. Kendisiyle konuştuk, anlaşamadık. Nedenlerini de daha önce söylemiştim. Aragones’in kariyerini anlatmama gerek yok. En son İspanya’yı şampiyon yaptı. Ne hoca ne futbolcu tercihlerinde hata yaptık, ama uyum sağlanamadı. Seçim sonrası konuşacağız. Bizim de düşüncelerimiz var. Fakat şu bilinsin, Aragones’in 2 yıllık kontratı vardı, 1 yılı kaldı ve tazminat maddesi falan yok.
(Neden gidemiyor o zaman Okçu & Aragones ikilisi? Var bunda bir iş)

* Geçen sene Ocak ayıydı. Kayserispor’a Gökhan Ünal ve Mehmet Topuz için 12 milyon Euro teklif ettim, olmadı. Şu anda bu rakamlar da aşağı çekilecek. Lugano ile görüşüyoruz. Kalmak istiyor. Haa giderse ne olur? Yenisini getiririz. Bilica hep yazılıyor, söyleniyor. Fakat ben 23 Mayıs’ı bekliyorum. 23 Mayıs’tan sonra hepsini teker teker toplayacağız. Neler yapacağımızı da hocayla birlikte belirleyeceğiz.
(Luciano gidip Lugano gelmişti. Benim bundan sonra ki çirkef defans oyuncusu adayım Marco Materazzi ya da onun ayarında bir adamdır. Aşağısı kesmez...)


* Bir Denizli, bir Pendik... İşte o iki gece çok üzüldüm. Çünkü Pendik’te üzücü, karalayıcı sözler söylendi. Dediler ki: ‘Başkanlığı bıraksın...’ Polonya’daydım, geldim, kongre kararı aldık. Aday çıkmadı. Bir de hepimizin bildiği gibi Denizli’deki hadisede çok üzülmüştüm. Çünkü orada Fenerbahçe’nin önü kesilmiş oldu. 4 yıl arka arkaya şampiyon olacaktık.Ve ondan sonraki yıl da 100. yılımızdı, mecburduk. 
(Mustafa Keçeli'nin unutulmaz golü eşliğinde Mustafa Ceceli'den "Unutmadım unutamam" parçasını yolluyorum buradan Aziz Başkan'a. Bak bak, önleri kesilmişmiş, vay be.)

* Türkiye Şampiyonlar Ligi'ne ön eleme oynuyordu, gidiyordu bunu biz sağladık. Chelsea maçı sonunda geldiğimiz çeyrek finalle sağladık.
(Şampiyonlar Ligi'ne kendileri sayesinde şampiyonun dahi öneleme oynarak gittiğini unutmuş olmalı. Kendileri Arsenal'den 5 yerken biz çeyrek finalin çatalından döndük bu sene UEFA'da.
Daha sayayım: ManU Fb 6-2 Fb Milan 0-4 Milan Fb 3-1 Fb Schalke 3-3. Fb-Arsenal 2-5. Bu seneki fiyaskoyu saymama gerek yok. Bu kadarı kafi...)


Unutamamış travmaları yazık yazık... Yalnız fazla uzağa gitmeye gerek yok. 11Mayıs 2005'te 5-1'lik kupa finali, 13 Mayıs 2009'da 4-2'lik kupa finalini söylemeyi unutmuş. Bence tekrar seçilirse yapacağı en büyük atılım Fenerbahçe Futbol Takımı'nı Fortis Türkiye Kupası'ndan ilelebet çekmektir. Boşuna cebelleşmesinler.

Mayıslar o kadar çok travma yaşatmış ki kendisine bunlar aklına gelmemiş. Nice travmalara Aziz Başkan. Bizi bırakma sakın...

Not: Şadan Kalkavan'da aday olmuş. Umarım Aziz Yıldırım kazanır tekrar. Taraftarız biz çekeriz cefaaaa, Aziz başkan bizi bırakmaaaa.

19 Mayıs 2009

Tottenham Hotspur Portresi #1




Harry Redknapp'ın ekibi bu hafta Liverpool ile oynuyor Anfield Road'da. Liverpool uzun zamandır bu kadar yaklaştığı şampiyonluğu Manchester'a kaptırdı. Halbuki çok yaklaşmıştı Benitez'in ekibi. Tabi onlarda bizim gibi Lig şampiyonluğuna orantılı teknik direktör kovma mekanizması olmadığı için Benitez devam ediyor görevine...

Tottenham'a parantez açalım. Bu yıl ki geniş kadrosuna rağmen ne UEFA'da ne de Lig'de istediği konumda değiller. Zaten Redknapp'ın hala o koltukta oturmasını anlayabilmiş değilim. Bu seneki en sansasyonel sonucu deplasmanda 4-4'lük skorla Arsenal karşısında alan Londra ekibi, 51 puan ile 8.sırada yer alıyor.

Kadrolarında PSV'den tanıdığımız Gomes, Huddlestone, Modric (Ne zaman adı geçse yaz ayları gelir aklıma, Euro 2008 :) Lennon, Bent, Bentley, Pavlychenko gibi yıldızları barındıran Hotspur, bir türlü istenilen başarıyı yakalayamadı. En skorer isimleri 42 maçta 17 gol atan Darren Bent ve 27 maçta 15 gol atan Roman Pavlychenko. Ancak ligdeki konumları maalesef iç açıcı değil bu isimlere rağmen. Gelecek sene bizdeki gibi bir revizyon lazım Tottenham'a.

Devamı daha sonra...

UEFA Kupası Finali




Galatasaray ve Beşiktaş'ın, amiyane tabir ile arkasına teneke bağlayıp yolladığı Mircea Lucescu yarın akşam hiç de yabancı olmadığı bir stada yeniden konuk oluyor. Werder Bremen - Shaktar Donetsk finali yarın akşam oynanacak. Gönlümüz Luce'den yana. Ama terazi Werder Bremen'den yana ağır basıyor.

Werder Bremen daha önce Ukrayna takımları ile yaptığı 4 maçın 2'sini kazanmış. Diğer 2 maçta 1 mağlubiyet 1 beraberlik almış. 

Bu yıl UEFA Kupası'nda ilk olarak Milan ile karşılaşan Bremen 1-1 ve deplasmanda 2-2'lik skorlar ile Milan'ı safdışı bıraktı. Bir üst turda St.Etienne ile karşılaşan Werder, 1-0 ve 2-2'lik skorlar ile eleyerek çeyrek finale çıktı. Bu turda, başka bir İtalyan ekibi Udinese'yi 3-1 ve 3-3'lük skorlar ile mağlup eden Bremen ekibi, acıklı ve hala kabullenemediğimiz şekilde elendiğimiz Hamburg'a ilk maçta 1-0 yenilmesine rağmen ikinci maçta 3-2 kazandı ve adını finale yazdırdı.

Shaktar'ın bu yıl ki Avrupa Karnesi ise aşağıda:

 07.05.09 Donetsk Shakhtar 2:1 Dynamo
30.04.09 Kyiv Dynamo 1:1 Shakhtar

16.04.09 Marseille Olympique 1:2 Shakhtar
09.04.09 Donetsk Shakhtar 2:0 Olympique

19.03.09 Donetsk Shakhtar 2:0 PFC CSKA
12.03.09 Moscow PFC CSKA 1:0 Shakhtar

26.02.09 London Tottenham 1:1 Shakhtar
19.02.09 Donetsk Shakhtar 2:0 Tottenham

Alınan skorlara bakarsak Werder Bremen daha avantajlı gözüküyor. Werder Bremen'de Diego, Pizarro gibi tanıdık isimler var. Shaktar'ı ise Lucescu'dan sebep finalde destekliyorum şahsen. Çünkü kendisinin bizden gidişi hiç bir zaman içime sinmemiştir. (Hangi Galatasaraylı'nın içine sinmiştir ki zaten?) Bu nedenle başarılı olmasını can-ı gönülden diliyorum. Hakettiği şekilde ayrılmadı ne bizden, ne de Beşiktaş'tan. Baskı hissetmediği yerde bu denli başarılı olması da ayrı bir parantez.

Ancak Shaktar'ın ligdeki durumuna baktığımızda, Luce'nin bu yıl ki tek şansının UEFA Kupası olduğunu söyleyebiliriz. Lig de Dinamo Kiev* arayı bayağı bir açmış gözüküyor. Ama UEFA daha önemli bence tabii...

*Kendileri benim Ukrayna'daki takımım olur...

Maçtan sonra detaylı analiz ile geri döneceğim...





18 Mayıs 2009

Yorumsuz...




Fotoğraflar bugünden. Kasımpaşa'nın futbol takımı Başbakan'ı makamında ziyaret etmiş... Yorum yapmaya gerek yok... Herhalde bu ziyaretin bir sebebi vardır... Teşekkür etmişlerdir Başbakan'a...




Ziyaret sadece Recep Tayyip Erdoğan'dan ibaret değil. Kadir Topbaş'ı da ziyeret etmişler.



Ve forma vermişler kendisine #34 Kadir Topbaş yazılı...



Amatör kümeden başlayıp Süper Lig'de devam eden, Bank Asya'da ara veren film bu sene tekrar Süper Lig'de devam ediyor. Ne diyelim herkes mutlu mes'ud. Allah daim etsin... Biz de uzaktan iç geçirerek izliyoruz her yıl bu filmi...





Happy Birthday Lionheart!



Eric Gerets'in doğum günü bugün. İyi ki doğdun Aslan yürekli (eski) hocamız. Bu taraftar seni seviyor...

17 Mayıs 2009

Turkcell Super İstanbul Ligi (!)




Fenerbahçe
Beşiktaş
İ.b.b
Kasımpaşa

= 8 Maç = 8 hafta.

Nefret ediyorum şu Kasımpaşa denen takımdan. Yine geldiler yahu çıldırmamak elde değil. Hacettepe düştü diye sevinirken, Kasımpaşa denen ifrit takım yine çıktı Süper Lig'e...

Ulan Karşıyaka hakikaten umutlanmıştım senden. Hakikaten gönülden desteklemiştim. Hayallerimi yıktın benim...

"Gavur" İzmirim'in takımlarından biri yine çıkamadı Süper Lig'e... %100 şans nasıl tepilir, nasıl Kasımpaşa denen takıma verilir anlamış değilim... Seneye diye diye ömür bitecek...

Galatasaray - Gençlerbirliği | Harry Kewell resitali




Tatsız geçen bir sezonun son 2 haftasına girilirken Galatasaray 1 maçlık aradan sonra seyircisinin karşısına çıktı Ali Sami Yen Stadı'nda. Televizyondan görebildiğim kadarıyla kapalı alt tribünde büyük boşluklar vardı. Kapalı üst tribüne monte edilen, taraftarın kapalı alt tribün çatısına geçmesini engelleyecek olan kırılmaz cam bloklar dikkatimi çekti ilk olarak -bunlara barikat desek daha iyi olur- Yüksekliği 180cm imiş bu camların. İlk duyduğumda biraz uzun olduğunu düşündüm, televizyondan görünce bu düşüncemin gerçek olduğunu gördüm.

Galatasaray sahaya De Sanctis, Serkan Kurtuluş, Emre Aşık, Emre Güngör, Hakan, Barış, Ayhan, Mehmet Topal, Arda, Lincoln, Baros onbiri ile sahaya çıktı. Şaşırdığım bir nokta vardı bu ilk onbirde. Harry yok! Bülent Korkmaz ne yapmaya çalışıyor diye düşünürken maçın başlangıç düdüğü çaldı. İlk yarı da anlatılacak pek bir şey yok. Arda, Lincoln ve Baros bireysel yetenekleri ile bir şeyler yapmak için çabaladı durdu. Maç bence 35.dakikada Oz Büyücüsü'nün Emre Güngör'ün bu sezon 3.kez sakatlanmasının ardından oyuna girmesiyle başladı. Girdikten sonra bir süre sağda gördük Harry'i. Daha sonra sol kanada geçti. Bu dakikadan sonra o kanattan kıpırdanmalar başlamıştı ki, 63.dakikada Ayhan'ın soldan çok güzel çevirdiği topa Aslan'ım Kewell'ım sol ayağı dersem inanmayın, sağ ayağıyla çok klas vurdu. Bu dakikadan itibaren Galatasaray biraz daha yüklenmeye başladı. Dakikalar 67'yi gösterirken bu kez Wizard of Oz'un soldan çevirdiği topa Barış Özbek sağ ayağının dışı ile (hayret ki sol ayağı ile vurmaya kalkmadı) mükemmel bir vuruş yaptı: 2-0. 35 dakikada maçı döndürdü Harry Kewell. Yıldız dediğin bu olsa gerek. Sorunsuz, tertemiz top oynuyor bu adam.

Gençlerbirliği cılız ataklar ile yüklenirken içimden "Allah'ım şükür bu akşam 2 farklı kazanacağız galiba" diye içimden geçiriyordum. O sıra Kasımpaşa - Altay maçının skoruna bakmak için internete göz atayım dedim. Biraz da foruma takıldıktan sonra maça dönüş yaptım. 90+2.dakikada Hurşit ile geldi Gençlerbirliği. Onun vuruşunu Sanctis çeldi, Cem Can çevirdi ve Kahe'nin dokunuşu ile top boşalan kalemizin filelerine gitti. "Yahu biz 2 farklı kazanamayacağız" dedim kendi kendime maç sonrasında. Şimdi biraz keyfim kaçık. Zira Karşıyaka - Kasımpaşa maçı halen 1-1 devam etmekte 22.45 itibarı ile. Karşıyaka'da yenerse, bu gece rahat bir uyku çekebiliriz... Son olarak, Bülent Korkmaz'ın ne yapmaya çalıştığını anlayan varsa yorum bölümüne yazabilir. Önce Cassio Lincoln şimdi de Harry Kewell. Allah'tan Harry sorunsuz da dert olmuyor...

Bu arada Man of the Match:



Bizden de sana selam Harry Potter! Büyük adamsın...

Fotoğraflar: Galatasaray.org


17 Mayıs 2000



Dile kolay, tam 9 sene olmuş bazı kitlelere travma yaşatan kupayı alalı...
Aslında artık yıldönümü kutlamak yerine, yenisini kazanmamız gerekli. Bu yıl direkten döndük UEFA Kupası'nda, gelecek sene isim değiştirerek UEFA Ligi'ni alacak olan kupayı kazanırız biz de. Hem daha zevkli olur, hem de her isimden kupamız olmuş olur...

İyi ki malum şahıs yok bu fotoğrafda...

Biz daha iyisini kazanana kadar, en iyisi bu...

İlahi Mourinho

Gün geçmiyor ki Mourinho birşeylere sinirlenmesin, birileriyle tartışmasın. Aslında tartışması için birisinin olmasına gerek yok karşısında, kendi kendine de pekala sinirlenebilir. Şimdi de şampiyon oldukları için sinirlenmiş. Oyuncularının ligi kafalarında erkenden bitirip konsantrasyon kaybı yaşamalarını istemiyormuş, daha önümüzde maçlar var demiş. Yahu Bırak adamları eğlensinler, Juventus' un yeni yeni toparlanmaya başladığı, Milan' ın 35' lik delikanlılarla oynadığı başka böyle bir dönem gelir mi karşınıza ? Onlar da biliyor, bir iki sene içerisinde şampiyonluk hiç kolay olmayacak, şimdiden bolca sevinsin adamlar...

16 Mayıs 2009

Süper Lig 32.Hafta Digiturk Maç Takvimi




DIGITURK Kutusu üzerinden izleyenler için kanallar:

16 MAYIS CUMARTESİ
Hacettepe-Sivasspor: Lig TV (377 HD)

17 MAYIS PAZAR
Ankaragücü-Beşiktaş: Lig TV (377 HD)
Trabzonspor-Bursaspor: Spormax (378 HD)
Antalyaspor-Fenerbahçe: Salon 1 (201)
Galatasaray–Gençlerbirliği: Salon 2 (202)
Konyaspor–Eskişehirspor: Salon 3 (203) - DÖNÜŞÜMLÜ
Denizlispor–Ankaraspor: Salon 3 (203) - DÖNÜŞÜMLÜ
İBB-Kayserispor: Salon 3 (203) - DÖNÜŞÜMLÜ

TURKSAT
Türksat üzerinde Modüllü dijital uydu alıcısı ile LİG TV izleyen üyelerimiz maçları şu kanallardan izleyecek:

16 MAYIS CUMARTESİ
Hacettepe-Sivasspor: Lig TV

17 MAYIS PAZAR
Ankaragücü-Beşiktaş: Lig TV
Trabzonspor-Bursaspor: Spormax
Antalyaspor-Fenerbahçe: İZTV
Galatasaray–Gençlerbirliği: DIGI
Konyaspor–Eskişehirspor: ACTIONMAX - DÖNÜŞÜMLÜ
Denizlispor–Ankaraspor: ACTIONMAX - DÖNÜŞÜMLÜ
İBB-Kayserispor: ACTIONMAX - DÖNÜŞÜMLÜ
Frekans Bilgileri: LİG TV, Spormax, İZ TV, DİGİ ve Actionmax kanalı için alış frekansı 11729Mhz., Dikey, 15555 Ksps, 5/6

EUTELSAT
Eutelsat üzerinden modüllü dijital uydu alıcısı ile LIG TV izleyen üyelerimiz maçları şu kanallardan izleyecek:

16 MAYIS CUMARTESİ
Hacettepe-Sivasspor: Lig TV

17 MAYIS PAZAR
Ankaragücü-Beşiktaş: Lig TV
Trabzonspor-Bursaspor: Spormax
Antalyaspor-Fenerbahçe: Salon 1 (201)
Galatasaray–Gençlerbirliği: Salon 2 (202)
Konyaspor–Eskişehirspor: Salon 3 (203) - DÖNÜŞÜMLÜ
Denizlispor–Ankaraspor: Salon 3 (203) - DÖNÜŞÜMLÜ
İBB-Kayserispor: Salon 3 (203) - DÖNÜŞÜMLÜ

Frekans Bilgileri: Turkcell Salon 1, Salon 2, Kanal 204 için alış frekansı: 11575 MHz, Dikey, 30000 Ksps, 3/4; Salon 3 kanalı için 11679 MHz, Yatay, 30000 Ksps,3/4, Spormax: 11595MHz, Yatay, 30000Ksps, 3/4

Şükrü Saraçoğlu Portresi



Fotoğraf Comandante'nin Fenerbahçe tribünlerine 5 kardeşi gösterdiği maça ait.
Çıkış tünelinin brandası nedense açılmamış, Galatasaraylı futbolcular kudurmuşçasına çıldıran yüzlerce Fenerbahçe taraftarının içinden geçerek sahadan çıkmaya çalışıyor. Bu sahneyi her sene görüyoruz. Neden o branda açılmaz, neden kimse bunun üzerinde durmaz anlamak hakikaten güç.

***



Bir başka derbi; 3 Aralık 2006 Fenerbahçe Galatasaray karşılaşması. Yer yine Kadıköy. Mondragon'a ses bombası atılıyor, Mondi geçici sağırlık yaşıyor. Her zamanki gibi oyun olarak rakibi ezmemize rağmen sahadan 2-1 yenik ayrılıyoruz. Yapılanlar yine Fenerbahçe'nin yanına kar kalıyor.

***



Aynı derbiden başka bir kare. Eric Gerets'in başı yarılıyor. Ama dik duruşundan taviz vermiyor. Yıllar önce Trabzon'da başına ufacık bir sıva parçası gelip de kendini yerlerde yuvarlayan Otto Bariç geldi aklıma...

Kısa özeti geçmek gerekirse, 6 Kasım 2002'de Hasan Şaş'a atılan yumurta, yine aynı derbide başı yarılan Eser Özaltındere, Tarih analizi yapmayacağım şimdi, tam olarak hangi derbi olduğunu hatırlamıyorum. Saklanan Sustalı bıçaklar, taraftarımıza atılan sidik torbaları, gaz bombaları ve daha niceleri... Hiç biri gerektiği cezayı aldıramadı Fener'e. En son hatırladığım son şampiyonluklarında 2 maç seyircisiz oynama cezasının 1 maç saha kapama 1 maç seyircisiz oynamaya çevrilmesiydi. Kadıköy'de 50.000 kişi yerine İzmir'de takribi 70.000 kişi önünde oynanan bir derbi akabinde Fenerbahçe şampiyonluğu... Ne kadar temiz bir ligimiz var bizim böyle...

Kaka Real'e Doğru mu?




Real Milan'a son teklifini yapmış ve Kaka için 65Milyon € önermiş. Kaka zaten zengin bir ailenin çocuğu. Sırf zevkine futbol oynayan biri olduğunu söylemişti ve Milan'dan hiç bir şekilde ayrılmayacağım demişti. Olacağına ihtimal vermiyorum ama olur da bu transfer gerçekleşirse, en sevdiğim adamlardan biri daha en sevmediğim takıma gitmiş olacak. Van Der Vaart ve Robben'den sonra...

Harry Kewell "Wizard Of Galatasaray"





"Eğer birisi kendi taraftarının Galatasaray taraftarından büyük olduğunu iddia ederse, o kişiyle olmadığına dair hemen bahse girerim"

Sol ayağına kurban Harry!

Cassio Lincoln




Bırakın da adam topunu oynasın...

Bülent Uygun

Ayrı bir konu açmak lazım Bülent Uygun için. O kadar antipatik geliyor ki bana, sırf kendisinden sebep Sivasspor'dan nefret ettim. Böyle bir hoca var mıdır acaba Dünya üzerinde? Uyguladığı taktiğe "TürBülent" gibi abuk subuk bir isim veren, web sayfasında futboldan başka her şey olan (Bkz. www.bulentuygun.com.tr) berabere kaldığı bir maç sonrası yedek kulübesinin camlarını yerle bir eden, Futbolcusuna bağırıp çağıran, durmadan şiir yazan, şiir yazması bir kenara stad projesi çizen, bu projeleri çalıştırdığı takımın değil de kendi kişisel web sayfasında kamuoyunun oylamasına sunan, bunu yaparken destanımsı bir yazı yazan (Bkz. http://www.bulentuygun.com.tr/haberdetay.aspx?hbr=122%20&goster=E) Arsene Wenger bana maval okumasın türünden gereksiz açıklamalar yapan.... Neyse yeter daha fazla yazmayayım. Olur da kaza ile Şampiyonlar Ligi'ne giderse belki Arsenal çıkar karşısına, o zaman keser hesabını Arsene Wenger'in. 
Bir resimle bitireyim yazımı. Bu resim Bülent Uygun'un kendi sayfasından. Teknik Direktör'ün web sayfası kulübün resmi sitesi oldu herhalde...

Andres Iniesta v.s Manchester United



Barcelona taraftarı son saniyede kaçan ve belki de 1 hafta ertelenen şampiyonluk kutlamalarından çok, Drogba'yı hakeme yönelik çok güzel sözler söylemek zorunda bırakan son dakika golünü atan Iniesta'nın sakatlığına üzülmüştü belki de. Sevindirici haber geldi Barca doktorlarından. Iniesta finalde oynayacakmış.
Bu vesile ile, darısı Manchester United'ın başına diyorum.

15 Mayıs 2009

Kasımpaşa - Altay



Bu resim geçen seneden. Kasımpaşalılar o akşam aynı bu akşamki gibi sevinmişlerdi, penaltı atışları sonucunda 10 kişi kalan bir takım olmalarına rağmen Süper Lig vizesini almışlardı. Haksız aldıkları o seneki Süper Lig vizesini bir sene gecikmeli olarak geri iade ettiler. Ama kimin umrunda ki İzmir yine yetim çocuk gibi kalmıştı. İzmir' de yaşamayanlar bilemez bunun nasıl bir duygu olduğunu, takımlarını izlemek için cezalı maç kollamanın, İzmir takımlarıyla kupada eşleşme ihtimali beklemenin...

Bu akşam yine başımız önde ayrıldık hükümet destekli takımın karşısından, o kaçırdı bu kaçırdı demek istemiyorum sonuçta Kasımpaşa' nın da son dakika golü verilmedi. Zaten o golü hiçbir hakem veremez, en azından TFF' den bir hakem. Collina olmalısınız o golü verebilmek için...

İşin özü İzmir Süper Lig hasretini % 100 ihtimal varken % 50 ye bıraktı, hem de acı bir şekilde. Hayatımda ölsem desteklemem dediğim takım olan Karşıyaka' yı destekleyeceğimi söyleseler herhalde rüya olduğunu düşünürdüm. Ama hayat insanın karşısına neler getirir bilinmiyor. Ben de inadına Kaf Sin Kaf diyorum...

Güz Gülleri açmaya devam ediyor




Taner golleri atmaya devam ediyor etmesine de, o açan güller ne yazık ki Kocaelispor'a fayda etmiyor. İstatistiğe bakarsak Taner son maçta 2 gol atarak gol sayısını 18 maçta 18'e çıkardı.
Kocaeli sondan 2.sırada ve en yakın rakibi ile arasındaki puan farkı 9. Taraftarı olan takımların düşmesini hiç istememe rağmen ateşli taraftarı olan Kocaeli düşecek büyük ihtimalle. Yazık oldu Taner'in attıklarına...

Mateja Kežman'dan İnciler




"Paris Saint-Germain'deki olağanüstü takım ruhu bu sezonu başarıyla tamamlama da anahtar rol oynuyor. Bir çok takımda oynadım buradaki atmosferi hiçbir yerde bulamadım. Harika bir kadroya sahibiz, neden şampiyon olmayalım ?"

Haydi hayırlı traşlar...

Durmadan atıyorlar efendim, durduramıyoruz!


Athletic Club 1-4 Barcelona

Athletic Club: Iraizoz, Iraola, Aitor Ocio, Amorebieta, Koikili, Yeste, Javi Martínez, Orbaiz (Etxeberría, m.61), David López (Susaeta, m.56), Toquero (Ion Vélez, m.61) y Llorente.

Barcelona: Pinto, Dani Alves, Piqué, Touré Yayá (Sylvinho, m.89), Puyol, Busquets, Xavi (Pedro, m.88), Keita, Messi, Bojan (Hleb, m.84) y Eto'o.

Goller:
1-0, m.9: Toquero. 1-1,m.32: Toure 1-2,m.55: Messi. 1-3, m.57: Bojan. 1-4,m.64: Xavi 
İlk golü Athletic atmıştı, pişman olmuşlardır kesin...

Bunlar da goller:
http://www.youtube.com/watch?v=5P17-EWx9Xg

Hafta Sonu Maç Takvimi




15 Mayıs Cuma

16:00 Boluspor - Karşıyaka (D SPOR)
20:30 Kasımpaşa - Altay (D SPOR)
16 Mayıs Cumartesi
14:45 Manchester United - Arsenal (SPORMAX)
17:00 Bolton - Hull City (SPORMAX)
17:00 Middlesbrough - Aston Villa (SPORMAX)
17:00 Newcastle United - Fulham (SPORMAX)
20:00 Bordeaux - Le Mans (KANAL A)
20:00 Sivasspor - Hacettepe (LİG TV)
21:30 Udinese - Milan (NTVSPOR)
21:45 Trofense - Sporting Lisbon (SPORMAX)
22:00 PSG - Auxerre (KANAL A )
23:00 Villarreal - Real Madrid (NTV)
17 Mayıs Pazar
15:30 West Bromwich - Liverpool (SPORMAX)
18:00 Chelsea - Blackburn Rovers (SPORMAX)
18:00 Nantes - Rennes (KANAL A)
20:00 Ankaragücü - Beşiktaş (LİG TV)
20:00 Antalyaspor - Fenerbahçe (İz TV)
20:00 Denizlispor - Ankaraspor (ActionMax)
20:00 Galatasaray - Gençlerbirliği (DIGI)
20:00 Konyaspor - Eskişehir (ActionMax)
20:00 Trabzonspor - Bursaspor (SPORMAX)
20:00 İstanbul Belediye - Kayserispor (ActionMax)
20:00 Mallorca - Barcelona (NTV)
22:00 Marsilya -O.Lyon (KANAL A)
18 Mayıs Pazartesi
22:00 Portsmouth - Sunderland (SPORMAX)

Uydusuzluğun gözü körolsun. Şu maçlar kaçmazdı...

Play-Off Mücadeleleri




Bugün'ün takvimi:

16:00 Boluspor - Karşıyaka (D SPOR)
20:30 Kasımpaşa - Altay (D SPOR)

Forza Altay, olmadı Karşıyaka diyoruz...

Paylaş