27 Aralık 2012

3 Temmuz'dan Bu Yana...

Aykut gibi başlayım...

3 Temmuz 2011 sabahında Aziz Yıldırım'ın tutuklanmasıyla başlayan süreçte neler yaşandı hatırlayalım. Aslında hep beraber yaşadık bu yazacaklarımı ama topladığınızda woow diyenleriniz belki çıkar ortaya. Okuduğunuzda anlayacaksınız ki Aykut'un ağlamasını gerektirecek hiçbirşey yok. Herşey onların istediği gibi devam ediyor...

  • Aziz Yıldırım ve bir grup Fenerbahçe yöneticisi tutuklandı. Çete oluşturmak ve örgüt suçlarıyla beraber Süper Lig maçlarında şike yapmak yargılandıkları konulardı. Adamların ellerinde para çantalarıyla resimleri vardı, ona bile utanmadan "biletti" diyebildiler.
  • Aziz Yıldırım bu süreçte en az 5 kere hastalığını bahane ederek hapishaneden dışarı çıktı, bu süre zarfında kimlerle görüştü, ne konuşuldu bilen yok.
  • 2011 yazında Fenerbahçe'nin en önemli oyuncuları kadrodan ayrıldı. Fenerbahçe ekonomik sorunlar nedeniyle sattık dedi ama hülle gibi görünen Emenike transferi (ki şike soruşturmasında adı bolca geçer ve şu anda Türkiye'ye gelemiyor tutuklama emri var), Lugano'nun gittikten sonraki şike hakkındaki açıklamaları (yapılmış olabilir dedi) bu transferleri hala karanlık kılıyor.
  • Aynı sezon sonunda Fenerbahçe'nin Avrupa kupalarına gönderilmeyişi ve bu kararı alan Federasyon başkanının ani istifası. İstifa sonrası yaptığı açıklamalar şike var diye bas bas bağırıyordu.
  • Şike dosyasında adı geçen bir kulübün aynı dönem başkanlığını yapan adamın TFF başkanı olması ve arkasından yaptığı Fenerbahçe'miz açıklaması.
  • Arkasından ligin Galatasaray tarafından domine edileceğinin anlaşılmasıyla beraber getirilen Play Off uygulaması.
  • (Bu süreçte Aziz Yıldırım hala hapistedir)
  • Fenerbahçe'nin her başarısız sonucu arkasından Aykut'un yaptığı 3 Temmuz söylemleri.
  • Aziz Yıldırım'ın her fırsatta konuşursam şu yanar, bu yanar açıklamaları.
  • Zamanında bas bas 58. madde getirilsin diyenlerin operasyon başladıktan sonra maddeyi kaldırtmak için çırpınışları.
  • 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesi Kanunu'nun ısrarla uygulanmaması.
  • Cas namusumuz diyenlerin namuslarını hiçe sayıp davalarını geri çekmeleri.
  • Aziz Yıldırım'ın yargılandığı bütün suçlardan 6 Yıl 3 Ay ceza alması ve bu kararın yargıtayda hala onaylanmaması.
  • Fenerbahçe'nin bu süre zarfında ne UEFA'dan ve FIFA'dan ne de TFF'den hakettiği küme düşme cezasını almamış olması (ki bu en çarpıcı olanıdır)...
  • Sayfalarca kayıtlara rağmen saçma sapan adamlara saçma sapan uydurma cezalar verilmesi.
  • Irkçılık yapan Fenerbahçeli oyuncunun kamera kayıtlarıyla saptanan cezasının verilmemesi.
  • Yine TFF hakemine tüküren oyuncuya uydurma bir ceza verilmesi. Yayıncı kuruluşun yayınladığı görüntünün montajlı olması, arkasından ortaya çıkan gerçek görüntünün birileri tarafından sildirilmesi...

Benim hatırlayabildiklerim bu kadar, fazlasını hatırlayan varsa ekleyebilir. Kısacası anlaşılan şu ki siyaset insanların ilgilerini futbolda tutmada kararlı. Bu ülkede insanlar kahvelerde ya futbol konuşur ya siyaset, 3. bir seçenek yok. Yoksa Fenerbahçe küme düşürülüp veya onun zararına bir karar verilip rekabet ortadan kaldırılırsa insanlar futbol yerine siyaset konuşmaya başlar ki bu hükümet için felaket demektir. Sebep her ne olursa olsun, bu iğrenç düzenin içine bir kum tanesi katan varsa haram zıkkım olsun. İstediğimiz futbol bu değil...

Hiç yorum yok:

Paylaş