16 Ocak 2011

Hadsizler...



Dün akşamki olaylar hakkında ben de bir kaç kelam edeyim dedim...

Açılışın yaklaşmasıyla birlikte çekindiğim noktalardan biriydi başbakanın yuhlanma ihtimali... Son geldiği Galatasaray maçı Ali Sami Yen'de oynanan Hamburg maçıydı ve iyi hatırlıyorum kendisi stada geldiğinde skor 2-0'dı. Daha sonra 3 gol yiyip elenmiştik, neyse hatırlamayayım o lanet geceyi...

Malum stad inşaatının bitmesine kısa bir süre kala televizyon kanallarına çıkan Gsgm Müdürlüğü makamında oturan kişi başbakana bayağı bir yalakalık yapmış, tek teşekkür edilecek kişinin başbakan olduğunu, o olmasa bu stadın bitireleyemeyeceğini söylemişti. Bu açıklamadan sonra bir teşekkür etme hastalığıdır aldı başını gitti... Başbakanın illa ki emeği vardır, yok demiyorum. Ancak o stadın inşaat parasını kendi cebinden vermiş gibi hava yaratılması başından beri benim midemi bulandıran bir noktaydı. Kaldı ki Galatasaray, o stadyum için İstanbul'un göbeğinde çok değerli bir noktada bulunan Ali Sami Yen Stadı arazisinin kullanım hakkını devlete geri iade etmişti. Devletin buraya yapılacak olan iş merkezlerinden elde edeceği rantı da hesaplamaya benim matematiğim elvermez. Ve bunların karşılığında da devlet yeni bir stad yapacaktı, üstelik Mecidiyeköy'deki arazinin değerinden çok daha aşağı bir meblaya.

Stadyumun inşaatı bir çok kez durdu. Başbakanın talimatı ile inşaat işini Toki aldı ve bundan sonraki süreç gayet hızlı akmaya başladı. Öyle ya demirleri dahi pas tutan, işçilerinin parası ödenmediği için yarıda kalan bir beton yığını vardı ortada ve böyle bir kaos ortamından cayır cayır çalışılan bir inşaat haline gelmişti Aslantepe.

Kuşkusuz tüm Galatasaraylılar'ın heyecan ve merakla beklediği açılış maçının Ajax ile oynanacak olması beni sevindiren bir noktaydı, sevdiğim bir takımdı Ajax. Önce bu oynanacak açılış maçının şifreli bir kanal olan ve para karşılığında satın alınan Euro Futbol isimli kanalda yayınlanacağı açıklandı. Bir kaç gün önceden çıkan bu haber benim gibi stada gidemeyecek olan tüm Galatasaraylılar'ı üzmüştü. Herkes, D-Smart kutusunu geçtim, bir halta yaramayan ve parayla yayın yapan bir kanalı izleme imkanına sahip değildi. Bu açıdan bakıldığında benim bütün şevkim baştan kırıldı zaten, evimde LigTV var ve ben hiç bir ehemmiyeti olmayan sıradan bir maçı izlemek için kahve aramak zorundaydım. Hoş, kahve falan aramadım hatta internet olmasa umrumda bile olmazdı açılış maçılış. Kulüp zaten açılış maçının yayınını paralı kanala satarak taraftarına ne kadar değer verdiğini gösterdi cümle aleme...

Açılıştaki olaylara geçelim. Başbakan'ın, Cumhurbaşkanı ve bakanların stada gelişinin anons edilmesi yuhlanmadı dün akşam. Öncelikle bunu belirtelim. Hoş, günlerdir yapılan yalakalıklar insanların sabrını taşırdı ama bu özel bir geceydi ve tatsız olay olmaması gerekirdi. Ancak mikrofonu eline alan Toki başkanı Erdoğan Bayraktar beyefendi, açtı ağzını yumdu gözünü... Yemek yerken izledim olanları, önce kendisinin söylediklerini duyunca kulaklarıma inanamadım. Resmen Galatasaray Spor Kulübü'nü itin götüne soktu. Bunun karşılığında taraftarın zaten kopma noktasına gelen sinirleri daha fazla dayanamadı ve olması gereken şekilde ıslıklarla tepki verildi. Olaylar bunun sonrasında ilginç bir hal aldı.

Gelelim o olaylara... Bu ıslıklamalar sonrası Başbakan, Cumhurbaşkanı, Bakanlar, Adnan Polat ve diğer kulüp başkanlarının stadı terketmesiyle olay değişik bir akış izledi... Akabinde,  iktidar partisine mensup kişiler Twitter hesapları üzerinden Galatasaray taraftarına o stadı size kim yaptı ulan sefiller, şerefsizler, nankörler diye hakaretler yağdırmaya başladı. Hadsizliğin geldiği son noktada, benim iğrenerek okuduğum, şaşırdığım, kanımın donduğu bir başka konuşma daha geldi, adını anmak istemediğim bir müdür sıfatlı beyefendi, alenen açık bir şekilde Galatasaray taraftarına orospu çocuğu muamelesi yapıyor, "babası belli değil bunların" gibi bir devlet görevlisinin ağzına yakışmayacak şeyler yazıyordu... Ağız ishali buymuş demek. O stadı siz değil, Raşit Ek, Gökhan Yavuz gibi ekmeği için, Özhan Canaydın gibi sevdiği takım için canını verebilecek adamlar yaptı. Ve siz başkalarının eteğini öpmekten o inşaata canını veren bu insanların adını dahi anmadınız.

Şaşkınlıkla izliyordum olanları... Toki başkanı itin götüne sokmuş taraftarı, taraftar da tepkisini vermiş. Bu doğaldır. Hatta tepki verilmemesi demek midesizlik demekti bana göre. Galatasaray taraftarı gereken tepkiyi göstererek kendine yakışanı yapmıştır, ancak kendini bağımsız olarak gören, son zamanlarda sadece rant peşinde koşan sözüm ona taraftar oluşumunun web sayfasından bol yağlı, vıcık vıcık bir açıklama geldi. Neymiş yapılanlar doğru değilmiş, başbakanın stadda emeği varmış, özür diliyorlarmış bla bla bla... Bu sözüm ona "taraftar" oluşumu son zamanlarda Galatasaray'ı falan bırakıp kendine taraftar olmuş durumda. Zaten stadın açılış maçında açılan ve tarihe geçecek olan pankartta Galatasaray adı yerine ultrAslan yazması da gelinen noktayı gösteriyor. Hatta daha ilk maçta, kendilerine daha rahat hoplayıp zıplama imkanı veren açılır kapanır koltukların üzerinde tepindiler, maç bittikten sonra çekilen şu fotoğrafta kırılan koltuklar gözüküyor net bir şekilde. Bir de bunu savunanlar var... Sizler, artık kendi çıkarınız peşinde koşmaktan Galatasaray'a zarar veriyorsunuz. Bir an evvel kendi kendinizi yok etmeniz dileğimdir. Yürüyedur gibi bir grubun kendini fesh edip uA'nın halen ayakta durması da ayrı bir tartışma konusudur zaten... Rahmetli Alpaslan Dikmen'in ölümünden sonra kendini kaybeden bu oluşum, dün akşam olayın tamamen bokunu çıkarmıştır. Unutulmamalıdır ki o stadın parası Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının parasından kesilen vergilerle yapılmıştır ve bu, hiç kimse tarafından rant aracı olarak kullanılmamalıdır. O kırılan koltuklar da bir kişilik göstergesidir, aynadır bana göre. Bütün bunların dışında dediğim gibi kimseye bağımlı olmayan hür Galatasaray taraftarı kendine yakışanı yapmış ve kendini dokunulmaz gören kişilere gerektiği şekilde haddini bildirmiştir.

Tüm bu yaşananlardan sonra tribün dergi forumlarında yazan bir Fenerbahçe taraftarının bakış açısı her şeyi açıklıyor aslında. Dostu da düşmanı da iyi bilmek lazım...




Ekleme: Kulüp bir açıklama yapıp özür dileyecekmiş, ben özür falan dilemiyorum ve kimseye de benim adıma özür dileme hakkını vermiyorum.

Hiç yorum yok:

Paylaş