19 Eylül 2010

Bucaspor 0 - Galatasaray 1 | Total eziyet...

Galatasaray İzmir'de son maçını 08-01-2009 tarihinde Altay ile oynamıştı. Tam 2 seneye yakın bir zaman zarfından sonra İzmir'e gelen takımı tribünlerde onbinler bağırına bastı. Aykut Erçetin'e dahi yumruk şov yaptırıldı düşünün yani... Bucaspor'a ayrılan sanayi kale arkası ve kapalı tribün maçın ortalarına doğru sanırım kapıların açılmasıyla dolmaya başladı. Ama yine de, Galatasaray taraftarının ezici çoğunlukta olduğunu söylemem gerekli...



Maça baktığımız zaman sahaya çıkan takımda, Sunderland'dan büyük umutlarla gelen Lorik Cana'nın kesik yediğini ve orta sahanın Ayhan-Mustafa Sarp-Misimovic 3'lüsünden oluştuğunu görüyoruz. İleri 3'lüde solda Kewell-Baros-Pino gibi çıkabilecek en iyi 3'lüyü çıkartmıştı Frank Rijkaard. Bu üçlüden ziyade orta sahadaki diziliş en önemli husustu takımın dizilişine baktığımızda. Arkadaşım Emir'in kendi çekmiş olduğu fotoğrafta, takımın dizilişinin dillere destan olduğunu farketmek zor değil. İki oyuncu arasında en az 10 metreye varan mesafede sahaya yayılması incelenmesi gereken bir vaka. Sanki orta sahada Sarp-Ayhan-Misi yerine Xavi-Iniesta-Misi oynuyor ve biz sahaya bu şekilde rahat ve geniş yayılıyoruz.



Keita'nın yerine transfer edilen ve ilk 11'de sahaya çıkan Juan Pablo Pino'nun sağ kanatta Keita kadar verimli olamadığını ve bence asla olamayacağını görmek için dürbüne gerek yok. İkinci yarıda sağ kanattan gelişen pozisyonlarda topa vurmak yerine pas vermeyi tercih etse takım daha rahat bir maç çıkaracak, Bucaspor'un gardı düşecek ve belki de son dakikalarda Total Futbol oynamaya çalışan Galatasaray futbol takımının korner direği önünde top saklamaya çalışmasını bu gözler görmemiş olacaktı. Pino gayet süratli, teknik kapasitesi yüksek bir oyuncu olabilir, ama asla bir Keita gibi asist yapan oyuncu olamaz. Keita'nın sağ kanattan deli gibi içeri girip ortaya attığı topları hepimiz biliyoruz. İşte Pino ve Keita arasındaki fark budur.

Gol atmak için pozisyonda dahi giremeyen bir Galatasaray takımında sorunun şu yukarıdaki fotoğrafda açıkça görüldüğünü söylememe gerek yok sanırım. Bu kadar geniş dağılım ile zaten pozisyona girmek beceri işidir. Amacım Frank Rijkaard'a giydirmek değil, ama elindeki malzemeden bir Ferrari yaratmaya çalışıyor. Oysa biz Ferrari istemiyoruz, orta halli bir binek araç bizim işimizi görür. 2 Sezondur ısrar edilen 4-3-3 dizilişinden bence vazgeçmesi gerekiyor çünkü bu taktikten bir halt olamayacağı gün gibi aşikar. Maç boyunca oyununu beğenmediğim Ayhan Akman, en son böyle bir tarz gol attığında Sivas'ı yenmiş ve şampiyon olmuştuk. Bu gol bir şeylerin habercisidir inşallah, ama mevcut görüntüyle bu biraz zor gözüküyor. Zira savunmamızda verdiğimiz açıklarda Bucaspor'un hücumcularının becerikli olmayışı kefeni yırtmamızı sağladı. Tamam belki maçta çok pozisyon olmayabilir ama Bucaspor zaman zaman çok tehlikeli ataklar yaptı ve bu ataklar beceri noksanlığı sonucu saman alevi gibi parlayıp gitti. Takımı şu görüntüsüyle izleyince iyi ki Karpaty Lviv'e elenmişiz diye düşündüm. Zira Avrupa Ligi'nde kalburüstü bir takım şu vaziyette bizim posamızı çıkarır. Lorik Cana'nın kenarda oturmasının mantıklı bir açıklaması var mı bilmiyorum, ama o'nun oyuna girmesinden sonra Galatasaray daha baskılı oynayarak rakibinin direncini kırdı. Bir de stadın zemini için söyleyeceklerim var. Patates tarlasından hallice bir zemin vardı. Atatürk Stadı'nın zemini uzun zamandır böyle, neden bu zemine bakım yapılmaz ya da yenilenmez anlam vermiş değilim. Ama oynadığımız kötü oyunun bahanesi bu olamaz tabii ki...

Velhasıl çok güzel bir gündü. Maçtan önce Alsancak'ta demlenmek, maç için giriş kuyruğunda o stresli halimizle bile eğlenebilmek ve en az 200 kişinin önüne kaynak yaparak stada girmek oldukça eğlenceliydi. Maç esnasında üst tarafımızda oturan çiğdemci taraftarın "Pulis yok mu puliiiiiiis puliiiiiiss oturtsana şunları yerine bir şey göremiyoruz" diye çemkirmesi hala kulaklarımda çınlıyor, sanki adamın malına göz dikmişiz de polis diye yırtıyor kendini. Oturarak maç izleyeceksen kahveye de gidebilirsin pekala. Maçta ne işin var...

Hiç yorum yok:

Paylaş