30 Ağustos 2010

Kontenjan Yetmedi Herhalde.

Yaz başında 6+2+2 gibi garip bir yabancı oyuncu kontenjanı getirildi bildiğiniz üzere. Bu kurala göre kadronuzda 10 tane lisanslı yabancı oyuncu bulundurabilecek fakat bunlardan aynı anda sadece 6'sı ilk 11'de olabilecek, diğer 4 tane de 2-2 tribün ve yedek kulübesi tarafından paylaşılacak dendi.

Bu kural sonrası takımlar (Beşiktaş hariç) daha rahat yabancı transferi yapmaya başladı. Daha doğrusu aman kontenjan dolu şunu gönderelim bunu alalım muhabbetleri dönmedi. Belki de bu kuralın kabul edilmesinde yıllardır yeni transfer yapmak için gönderilen eski oyunculara verilen tazminatların payı büyüktür.

Neyse ben uzatmadan kendi bahsetmek istediğim konuya geleyim. An itibariyle Galatasaray büyük bir sürpriz yapmazsa 4 büyüklerin kalelerini teslim ettiği kalecilerin hepsi Türk olacak. Yıllardan beri, hatta 5 yabancı hakkı varken bile Cordoba, Mondragon, hatta yılan hikayesine dönen Sylla gibi adamlara kalelerini teslim etti takımlar. Fenerbahçe'yi bu gruptan ayrı tutabilirim, çünkü onlar Volkan gibi bir adama sabretmiş, deyim yerindeyse onu bile kaleci yapmışlardır. Çünkü Enke olayı pek iyi hatıralar bırakmadı onlarda. Ufaktan içini açmak gerekirse ;

2 Sezon içinde Asper, Myhre, Kjaer, Cordoba'yı arka arkaya transfer yaparak tarihe geçen Beşiktaş. Yine 2 sezon içinde De Sanctis ve Leo Franco gibi kalburüstü kalecileri bile bitiren, Freidel'ı tutmayan, Mondragon'u da apar topar gereksiz yere gönderen Galatasaray. Brezilya Milli Takımı'nın 1 2 yıl içinde kalesini koruyacak denilip getirilen Jefferson ve transferi için takla attığı Tony Sylla'yı apar topar gönderen Trabzonspor ve son olarak acı bir şekilde hatıralarda kalan, belki de Fenerbahçe'nin en acı yabancı kaleci deneyimi Enke...

Son 10 senede 4 büyüklerden aklımda kalan kaleci anılarıdır bunlar. Yazının da başında dediğim gibi bu takımlar artık kalelerini Türklere bırakıyor. Ve bu dörtlüden kaleci kadrosu olarak en zayıfı açık ara Galatasaray. Onur, Volkan ve Cenk ciddi anlamda yetenekliler. Galatasaray'a baktığımızda 8 yıldır bu takımın kalecisi olamayacağını bas bas bağıran Aykut ve önünde Galatasaray'ın ne yazık ki asla tahammül edemeyeceği kadar zaman bulunan Ufuk.

Ufuk'a tahammülü yok Galatasaray'ın çünkü bu takım kaleci konusunda asla bir Fenerbahçe olmadı. Psikolojik olarak taraftar ve yönetimlerin aklında hep yabancı kaleci var. Çünkü baktığınız zaman bu takımın hep büyük başarılarında kalesinde yabancı kaleci vardı. Simovic'den beri böyle gelmiş bu, Hayrettin bile kötü maçlarıyla anılır hep. Benim yaşım elvermez ama anlatanlar haksızlık edildiğini söyler durur hep. Fenerbahçe Olamadı' dan da maksadım şu ki, Fenerbahçe Engin'in sakatlığından sonra Rüştü'nün inanılmaz performansıyla başladı yedek kalecilerine güvenmeye. Rüştü'nün bu performansı milattır belki Fenerbahçe adına. Sonrasında Volkan gibi bana göre ilk zamanlarında kaleciden çok çuvala benzeyen ve saçma hatalara imza atan bir adama taraftarın sabretmesine neden oldu bu olay. Ama 1 sene içerisinde Volkan eski Volkan'ı geçti, şimdi ise Mert geliyor alttan. Çocuk o kadar rahat ki, biliyor taraftar ona sabredecek ve güvenecek. Üstüne de Kezman'ın oğlu Serkan Kırıntılı'yı aldılar. Kısacası yerli olarak kaleleri sağlam.

Cenk, Rüştü, Hakan - Volkan, Mert, Serkan - Onur, Tolga, Bora - Ufuk, Aykut, Emirhan.

10 kişi olan yabancı kontenjanlarını harcamayacak kadar yetenekli Türk kalecileri bu ligde izlemek benim hoşuma gidiyor. Umarım Ufuk da ondan beklenen sıçramayı kısa zamanda gösterir ve Galatasaray'a yabancı kalecisiz de başarı gelebileceğini kanıtlar.

Hiç yorum yok:

Paylaş