6 Temmuz 2010

Selamlar

Uzun zamandır bloga bırakın yazı yazmayı okumaya bile giremiyorum. Antalya'ya gittiğimden beri iki kere taşınmak bir kere de mağaza değiştirmek zorunda kaldım. Bu süre zarfında kesilen internetimiz de üstüne tuz biber oldu diyebilirim. Yılın en heyecanlı zamanı olan transfer döneminde internet başından uzak kalmak, transfer haberlerini telefonuma arkadaşlarımdan gelecek smslerle öğrenmek bana oldukça ters geldi işin aslı.

Bu sabah kalktığımda da Keita'nın Katar'a transferini o smslerden biriyle öğrendim. Resmi sitede yazan net rakamlar da gösteriyor ki Kader Keita bugüne kadar Galatasaray'a para kazandıran en büyük transfer olmuştur. Konuyu Keita özelinde incelediğimizde ise bir kesim taraftarın tepkili olduğuna şahit oldum. Hatta blogu açar açmaz Cüneyt'in sitemkar yazısını ve Serdar Özkan'a yaptığı göndermeyi görünce hafif bir tebessüm ettim, ahanda böyle :)

Beşiktaş'ın yaptığı Quaresma ve Fenerbahçe'nin yaptığı Stoch transferleri an itibariyle Süper Lig'in en sükseli transferleri gibi görünüyor. Geçen seneye baktığımızda Galatasaray Keita Elano gibi oyuncuları alırken rakip taraftarlar nasıl uzaktan kıskançlıkla izledilerse bu sene şu ana kadar da ben Quaresma transferini aynı kıskançlıkla takip ettim. Açık söylemek gerekirse de son yıllarda Türkiye'ye gelen en yetenekli oyunculardan biri diye düşünüyorum, tabi doğru yönetilebilirse diye de ekleyeyim. Onun Türkiye'ye gelişinde Schuster'in imzası ve Türkiye'de hali hazırda oynamakta olan diğer kariyerli isimlerin olduğunu söylemek de gerekir diye düşünüyorum. Çünkü imzasından 1 hafta öncesine kadar Türkiye'de oynamayı istemeyen biri Quaresma. Kısaca hayırlı olsun diyeyim, Stoch için de elimdeki tek veri Twente ile Fenerbahçe'nin yaptığı maçlar, özellikle Hollanda'da oynanan maçta oynadığı gibi oynarsa çok etkili olacaktır Fenerbahçe için.

Galatasaray'a geldiğimizde transfer yapmaktan çok istenmeyen oyunculardan en fayda sağlayabilecek şekilde kurtulmaya çalışır vaziyetteler. Keita'nın 8,15 milyon euroya, Mehmet Topal'ın da 5 milyon euroya satılması bu bağlamda mükemmele yakın olaylar. Uğur Uçar, Emre Güngör gibi oyuncuların da neredeyse alacakları verilip gönderilmeye çalışıldığı bir dönemde kulübe kazandırdıkları paralar yabana atılacak cinsten değil. Keita için disiplinsiz diyip kenara atmak en basiti. Fakat olayın disiplinsizlik boyutu transfer edilirken bilinmiyor muydu? Onun transferinde beni sevindiren tek konu kazandırdığı inanılmaz para. Sadece iç saha maçlarında taraftarı arkasında hissederek oynayabilen bir oyuncu, bu bağlamda büyük maçlarda takım üzerinde yarattığı eksiklik varlığından daha çok zarar veriyordu. Bu fiyata bu takımda tek satılmayacak oyuncu Arda'dır ki geçen seneki tavırları düzelmezse çok ararlar bu fiyatları önümüzdeki yıllarda.

Bu sene şu ana kadar oyuncu satışlarından kazanılan toplam bonservis bedeli 15 milyon euroya yakın bir tutar. Elano ve Servet de satılırsa bu rakamın tahmini 25 milyon euronun üzerinde olacağı kesin. Eskiden üzerine para verip gönderdiğimiz oyuncuları düşünürsek bu senenin finansal başarıyla sonuçlanacağı kesin. Şimdi geri kalan gıptayla izlediğim Quaresma transferine benzer transferler yapmakta. Haldun Üstünel'in ayağı kaydırılmamış olsaydı şimdiye çoktan bu işler bitmişti ama işimiz Adnan Sezgin'e kaldığı için pek ümitli değilim. Rijkaard gidip oyuncularla görüşse daha faydalı olur diye düşünmüyor değilim.

Kim Kallström ismi dolanıyor sanırım ortalarda bir de, Elano'nun gidişine mi işarettir yoksa Elano'nun Brezilya Milli Takımı'ndaki pozisyonuna geçişinin göstergesi midir bilmem ama çok iyi bir iş olacağı kesin. Üstüne bir de çift ciğerli bir defansif ortasaha alınırsa bu takım geçen senenin 2 katı daha iyi oynar.

Şimdilik Antalya'dan bu kadar. Herkes kendisine çok iyi baksın. Sakın buralara gelmeyin ortalık kaynıyor :)

Hiç yorum yok:

Paylaş