6 Nisan 2010

HAGIZM!

Maçtan sonra düşündüm ne yazayım diye... Hiç bir şey gelmedi aklıma. Bir tek Hagi geldi nedense...

Ah be Hagi'm, bir bilsen seni ne kadar özlediğimi... Hani Erol Ersoy kişisinin anasından emdiği sütü burnundan getirmiştin ya, kaybetmeye tahammülün yoktu çünkü. Sonrasında Allah'ın sarhoşu Tony Adams'a çaktığın dirsek... Hepsinde bizim yapmak istediğimizi bizim gıyabımızda yapmıştın. Ne zaman elini yüreğinin üstüne koysan, çocukluk halimle ben de senin gibi elimi göğsüme koyardım. Sen benim kahramanımdın Hagi. Annen, baban gerçek dünyaya göç etttiğinde bile geldin Aslanlar gibi oynadın. Her zaman işini layıkıyla yaptın. Hırslıydın, inançlıydın çünkü. Hertha Berlin maçında o hırsla nasıl da geldin astın topu tavana? Peki ya Leeds'te nasıl soğukkanlıydın onbinlerce İngiliz içerisinde? O atmosferde dalga geçer gibi sol çizgiden 20'lik delikanlı misali içeri akıp yoktan var etmiştin ya gol pozisyonunu. Dedim ya kaybetmeyi hiç bir zaman istemezdin çünkü. Ne demiştin sen: "Takımı kaybettiğinde ağlamayan oyuncu asla büyük oyuncu olamaz"

Ah be Hagi'm ah. Sende ki inancın %1'i var mı şimdi formamızı giyen bazı oyuncularımızda? Yok ne yazık ki, yok işte.

İşte bu sebepten ne yazıyor sağ tarafta fotoğrafının üstünde;
 "Benzemez kimse sana tavrına hayran olayım..."



Hasta Siempre Comandante!

1 yorum:

eeyore dedi ki...

bu geyikten nefret ediyorum ama bir hagi daha gelmeyecek!

galatasaraydaki ilk maçını hatırlıyorum vanspor'a deplasmanda 2 tane çakmıştı hey gidi günler hey!

Paylaş