1 Şubat 2010

Yazık Değil mi ?



Dün akşam Denizlispor Galatasaray maçından 2 hadise. Ki Caner'in 1 hafta içinde ayağına aldığı ikinci ciddi darbe oluyor bu. Allah koruyor herhalde bu çocuğu...

Kaynak : Pennearabiata bloguna yorum yazan Murat1905 nickli arkadaş.

4 yorum:

ci y ar bi dedi ki...

türk futbolunun ve "fenerasyon" un aynasıdır bu fotoğraflar... ben fenerbahçeli bi oyuncuya böyle tekme atacak götü olan oyuncu tanımıyorum tsl'de...

jo'ya da benzer bir tekme atıldı maçta ayrıca....

Murat1905 dedi ki...

Merhaba hocam,

Öncelikle hassasiyetin için teşekkür ederim. Bu konuyu Türk futbolunun kanayan bir yarası olarak gördüğümden kendi takımımdaki örneklerden yola çıkarak Ali Okancı'nın blogunda dile getirmiştim.

Umudum oydu ki Okay Karacan ve Bilgin Gökberk Türk futbolu üzerine konuşurken yıldızları zar zor getirdiğimiz ligimizdeki kasaplıkları ve hakemlerin futbolu bilmemesini ele alsınlar ama ben yanıldım, nitekim kendileri Türk Basketbolunun geleceğini tartışmaya koyuldular.

Özellikle Bilgin Gökberk'in Hıncal Uluç'a taşlamaları ve İtalya anıları programın yakında kaldırılacağına dair ipuçları verdiğinden bir maçta meydana gelen iki bacak kırma girişiminin hem o programda hem de diğer niteliksiz benzerlerinde yer almamasına pek şaşırmadım.

Türkiye liginde bu tip pozisyonlar sıklıkla yaşanıyor ve birçok futbolcu uzun dönemli sakatlıklarla boğuşurken kimileri ekmeğinden oluyor.

Ben sadece Galatasarayımızla ilgili olanları ele aldım, gönül ister ki diğer takımların taraftarları da aynı pozisyonları kendi oyuncuları için gözlemlediğinde sosyal bir sorumluluk edinip bunları paylaşsınlar da topa girmeyi bile bilmeyen sözde futbolcular hakettikleri eleştirileri alıp topa nasıl girileceğini öğrensinler.

Misal, Emre Belözoğlu topa adam gibi girse bugün Baros'un bacağı kırılmamış olurdu. Ama Süper damgası vurulmuş bir ligde hem Premier Lig hem de Serie A kariyerine sahip bir oyuncu topa nasıl girileceğini bilmiyorsa Anadolu takımlarının topçularını eleştirmeye gerek kalmıyor.

Futbol hem spor hem de eğlence sektörünün bir parçası fakat ülkemizde çoğu futbolcu bunun farkında değil. Neill'e dalan Engin Memişler bunu Neill'in ayaklarına bakarak yaparken, Caner'e dalan Braga'nın ise gözleri kapalı ve başka tarafta.

Orduspor maçında Arda'nın dizine dalıp kırmızı gören topçuya ise ne denir bilmiyorum.

Ama asıl sorun bu hareketleri bazen sarı kart bile vermeden geçiştiren, hayatında muhtemelen ayağı topa değmemiş , pozisyon süzmekten aciz hakemlerimizde. Bu tip dalışlar müdahale olsun olmasın adam gibi cezalandırılsa ne bu kadar sakatlık olur ne de bu işi alışkanlık haline getirmiş takımların hocaları oyuncularına aynı direktifi verebilir.

Son olarak yayıncı kuruluş tüm maçları canlı olarak belli kamera sayısıyla vermedikçe izleyemediğimiz maçlarda kan gövdeyi götürecek, bu maçlardaki hakem skandalları, uzun dönem sakatlıklar ve şikeler göz göre göre devam edecektir.

Sevgiler,

Schumy dedi ki...

Murat1905

Resimler gerçekten çok çarpıcıydı. Maçı izlemiştim fakat pozisyonların resimleri daha da net gösteriyordu durumu. Kullanıcı profilinde blog adresin olsaydı onu ekleyecektim kaynak olarak fakat olmadığı için nickini ekleyim dedim, zaten sen de bulmuşsun :)

Ne yazık ki senin de dediğin gibi bu tarz şeyler sadece Galatasaray'ın başına gelmiyor. Fakat bu kadar da bariz olarak yapıldığında hakettiği kartı almayan oyuncularda kalıtsal hale gelen bu hareketler hemen hemen her maç tekrarlanabiliyor. Bu Süper Lig İsmail Güldüren vakası yaşadı hepimiz şükrettik Bank Asya'ya transfer olduğunda düşün.

En yakın örneği de Brezilya'ya geri dönen Roberto Carlos'un gördüğü kırmızı kart. O kadar alışmış ki Türkiye'de bu tarz hareketlere sarı kart bile görmemeye, oyuna devam ediyor arkasını dönüp gidiyor. Bana göre de kırmızı kart değil pozisyon ama biz kendi ligimizle kıyasladığımız için öyle görüyoruz demek ki.

Bu olayın kalıcı bir çözümü var mı yok mu açıkçası ben de bilemiyorum. Platini'nin bile hakemlerine güvenemeyip yedekten 2 tane daha hakem soktuğu günümüz futbolunda hakem eğitmenin ne kadar zor olduğu da bu şekilde ortaya çıkıyor herhalde.

Yorumun için çok teşekkürler.

Saygılar

Murat1905 dedi ki...

Teşekkür ederim Schumy. Hassasiyetin derken kaynaktan ziyade konuya göstermiş olduğun alakayı kastettiğimi belirtmek isterim.

Yoksa bu resimleri saolsun www.galataman.com sitesinin sahibinin geniş özeti paylaşmasının ardından alabilmiştim.

Kanımca Brezilya liginde teknik ve hız ön planda olduğundan hakemler en ufak yaralayıcı hareketi ve hatta teşebbüsü cezalandırmaktan imtina etmiyorlar ki doğrusu da budur.

Bizim beklentimiz de hangi takım oyuncusuna yapılırsa yapılsın bu tip hareketlerin karşılıksız kalmamasıdır ki güzel futboldan bahsedebilelim.

Klas nitelikli en çok oyuncuyu barındırdığımızdan bu müdahalelere en çok maruz kalan takım da Galatasaray ve bu sadece bu sezona has bir durum değil. Rakiplerimiz Galatasaray'ı durdurmanın en basit yolunun Allah yarattı demeden dalmaktan geçtiğini çok iyi biliyorlar. Oyuncularımızı ikili mücadeleler konusunda eleştirirken sahada maruz kaldıkları sertlikleri ve bunun sonucu olarak sakatlanma korkusuyla ürkek oynamalarını görmezden gelen birçok taraftarımız var.

Karakteri konusunda herkesin farklı fikirleri olsa da Cassio Lincoln'ün ve diğer oyuncularımızın
darbeye bağlı sakatlıklarının kendileri üzerindeki psikolojik travmaları iyi irdelememiz gerekiyor.

Diğer taraftan Avrupa kupası maçlarında oyuncularımızın daha rahat olmasının sebeplerinden biri de bir kazma tarafından ağır şekilde sakatlanma risklerinin en alt düzeyde olmasıdır.

Futbol erkek oyunu amenna ama Türkiye ligindeki sertliklerle İtalya ligindeki sertlikleri kıyaslamak mümkün bile değil, nitekim İtalya liginde oyuncular rakiplerine tatlı sert girseler de 'çift dalıp rakibin bacağı kırılırsa kırılsın' demiyorlar.

Ben kendi çapımda sessiz kalmamaları için hem kulübümüze hem de TFF'ye gerekli e-postaları gönderdim, eminim birçok duyarlı futbolsever de tepkilerini gerekli mercilere ulaştırıyordur.

Kulübümüz ve medya bu konuları Caner'in veya başka bir oyuncumuzun bacağının kırılmasının ardından mı gündeme getirecek merak ediyorum. Ama emin olduğum birşey var bu sertlikler devam ederse en sakin oyuncularımız, Abdülkadir Keita'nın Roberto Carlos'a yaptığı gibi rakibe saldırabilir ki muhtemelen amaçlanan da budur.

Sahada futbol oynanmasına izin verilmeyecekse Haldun Üstünel'in 11 tane izbandut transfer etmesi, takımın başına da Mike Tyson'u geçirmesi daha mantıklı olacaktır ki ne dünyaca ünlü hocamız Frank Rijkaard eleştirilsin ne de her maç dayak yiyen oyuncularımız yerden yere vurulsun.

Sevgiler,

Paylaş