16 Ocak 2010

Naklen Yayın İhalesi ve Marka Değerinin Korunması

"Aziz Başkan hayal görüyor" demişti Şansal Büyüka. 400 milyon dolarlık bir paketin kabul edilemez olduğunu ve gerçek olamayacağını söylüyordu o günlerde. Hayal olmadığı ihalenin geldiği noktayla ortaya çıktı.

Süper Lig Yayın İhalesi kazanıldığında Digitürk'de herkes bayram kutlaması yaparken Sevgili Şansal derin üzüntü duyuyordu. Bu acısını da Aziz Yıldırım ve Yıldırım Demirören üzerinden yapıyor bir yerde onlara veryansın ediyordu. Haklıydı da belki bir çalışan olarak. Aziz Yıldırım'ın 400 milyon rakamını telaffuz etmesi, psikolojij bir etki yaratmamış değildi. Büyüka, özellikle kulüplerin bu kadar(321 milyon) yanındayken bazı başkanların Lig Tv'nizi kapattırın kampanyaları yapmasına tepki gösteriyordu açık açık.

Şansal Büyüka zeki adamdır. Bu paraların kolay geri dönüşü olamayacağının o da farkında. Hiçbir şeyin eskisi gibi gitmeyeceğinin de. Bu yüzden "marka değerinin korunması" lafını ilk kez bu kadar inanarak söylüyordu. Neydi bu Erman Toroğlu, Bülent Tulun gibi adamları üzecek olan marka değeri?

Bir takımın marka değeri onun transfermarkt sitesindeki oyuncularının toplam değeri değildir.
Bir ligin marka değeri onun naklen yayın hakları ihalesinin bittiği rakam da değildir.

Öncelikle bu yanılgıya son verelim. Marka Değeri'nin temelinde o markadan kaynaklanan ek gelirler ve farkındalık yatar. Spor ekonomisinde dahi marka değeri kavramı maddi olmayan varlıklar grubuna aittir. Şişirip durduğumuz dünya derbisi dediğimiz maçlarla, Avrupa'nın en iyi 6. ligiyiz demekle, oynanmamış 3.lük maçı ile gelen Avrupa 3.sü'nün Ligi sıfatlarını kullanmakla marka değeri yükselmez. Önünde olduğunu söylediğin ülkelerin alt ligleri bile dünyanın dört bir yanından takip ediliyorsa, senin oyuncularının tek sahnesi uluslararası turnuvalarsa, futbolcu vergilendirmeleri normal vatandaş oranında olsa yabancı transfer bile yapmakta zorlanacağın bir ligin varsa ve bu kadar çok para döküp bu ligi satın aldıysan harekete geçmenin zamanı gelmiştir.

Ne olacak bundan sonrası. En önemli konu bu. Yukarıda söylediğim gibi hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Federasyon 4 yıl boyunca Digitürk'ün yanında her zamankinden daha fazla duracak. Onların isteklerini, şartlarını yerine getirmek için kulüplere, antrenörlere, oyunculara, yöneticilere ve hakemlere sınır koyacak. Bu sınırlar hem saha içinde, hem de maç sonu demeçlerde olacak. Güzel oyunu yaratan adamların korunmasına yönelik çalışmalar ciddiyet kazanacak. Federasyon kulüpler için lafta kalan UEFA kriterleri için daha kararlı bir tutum sergileyecek. Yayıncı kuruluş da en tabi hakkı olarak federasyon yoluyla kulüplerden iyi yayın olanakları, güzel stadlar arzu edecek.
Gelelim oynanan futbolun yerin dibine sokulduğu, saatlerce hakem eleştirilerinin gırla gittiği, takımların çok kötü, oyuncuların rezalet olduğunun konuşulduğu, yöneticilerin ve camiaların birbirine girdiği maç sonu programlarına. Ermanları, Bülent Tulunları, Telegolcüleri üzen kısma yani. Lig Tv'de Şansal Büyüka bununla ilgili ilk söylemini yaptı. Kısa ve net: "Yeni sezon ile birlikte Lig TV olarak bir kararımız var. Futbolda eleştiri sınırlarını aşıp, markayı karalayanlara, ürünün değerini düşürenlere bu ekranlarda yer vermeyeceğiz". Bunun başlangıcı Lig Tv belki ama diğer kanallara da bir şekilde! sirayet edeceği milyar dolardan açık.

Lig Tv geç kalmış bir atılımı yapacak bana göre. Ligin marka değerinin korunması demek, direkt olarak kulüpleri etkileyecek. Misal Arda Turan'ın diz kapağına atılan tekme ve kırma girişimi iki maçla geçiştirilmeyecek, maç sonu kavga eden yöneticiler kanaldan kanala gezip hakem ve lig eleştirisi yapamayacak, hafta boyunca "bu lig çok kötü, bu lig kalitesiz" geyikleri dönmeyecek. Lig Tv eleştiri sınırlarının aşılıp, ürün değerinin düşmesine yol açacak her hareketin faturasını Federasyondan, MHK'dan, PFDK'dan gerekirse RTÜK'ten talep edecek.

İhale sonrası digitürk paketlerindeki zam beklentisi muhtemelen herkeste vardır. Digitürk yöneticileri ihalenin artışı paralelinde bir zam asla olmayacağının garantisini verdi. Zaten akıl ve mantık dışı olurdu böyle bir zam. Digitürk'ü zaman zaman eleştirsek de kısa vadede bu işi onlardan daha iyi yapabilecek bir platform yok. Türk milleti olarak alışkanlıklarımız vardır. Kolay kopamayız bazı şeylerden. Digitürk de birçok insan için böyle artık. İhalenin bu rakama çıkması ve Digitürk'ün kazanması sevimliliklerini arttırdı diyebiliriz rahatlıkla. Tahminimce bundan sonra satışların arttırılması ve bu paranın geri dönüşü için alternatif paketler sunacaklar. Bu konuda faaliyet içinde olduklarını biliyorum. Atıyorum mesela herkesin yalnız kendi takımını izleyebileceği Lig Tv paketleri bir hayli tutacaktır. Yapılması gereken bir başka nokta yasal olarak imkan varsa ligimizin pazarlanmasıdır. 'Kim ne yapsın da bizi izlesin' demekten sıyrılıp TSL'yi Türki Cumhuriyetler'e, Balkanlar'a ve Orta Doğu'ya bir şekilde satmanın yolları bulunmalıdır. Özellikle Türki Cumhuriyetler'de Türkiye Ligi'nin ilgiyle takip edildiği herkes tarafından bilinir. Ligin satılması Digitürk'e fayda sağlarken, takip edilmesi ve yeni taraftar kazanılması da kulüpler için harika bir gelişme olur. Ligimizin yayınlarının yapıldığı ülkelerde tüm takımların ürünlerinin birlikte satılacağı storelar kulüplere yeni gelir kapısı olabilir. Bunun dışında Digitürk'ün çözmesi gereken asıl mesele ise kaçak yayınlar. İnternet üzerinden izlenen bu yayınlar ve dream box gibi çözücüler Digitürk'ün yeni üye kazanımları konusunda önündeki en büyük engel. Lakin bu paraları veren bir şirket eminim o tip önlemleri de hazırlamıştır.

Toparlarsak bu ihale Digitürk'ün gücünü yükseltmiştir. İlerleyen haftalardaki hakem hatalarını, "ligin çekişmeli geçmesi, heyecanın son haftaya kadar sürmesi ve ilginin azalmaması adına oynanan oyunlar" olarak görecek yüzbinler olabilir. Felaket senaryosu yazmaya gerek yok. O ruh hali ile yaşamak mümkün değil çünkü. Kulüpler bu tedirginlikler yerine gelecek olan paranın doğru kullanılmasıyla ilgili çalışmalar yapmalılar. Taraftarlar da imkan buldukça stadları doldurmalı ekrandaki güzel oyuna en büyük katkıyı yapmalılar.

Yalçın Kaya

7 yorum:

Schumy dedi ki...

Yazı gerçekten çok güzel olmuş Yalçın. Böyle güzel yazılarını daha sıklıkla bekliyoruz.

Teşekkürler.

SirEvo dedi ki...

Ellerine sağlık Yalçın. Şahane yazmışsın. Güzel noktalara parmak basmışsın. İyi öneriler sunmuşsun. Umarım değindiklerin gerçekleşir.

Great White dedi ki...

Evet, yazı güzel. En azından yazının niyeti güzel..

Tabii ki ligimizin marka değerini yüksek tutma ya da gösterme dürtüsü önemli bir hassasiyet olsa gerek..

Ancak zaten ligimizin her fırsatta itin arkasına sokulduğu bir ortamda gerçekleşen ihale bu derece yüksek bir bedel ile sonuçlanıyorsa burada da bir paradox ortaya çıkıyor sanki..

Yani "bir de övüp dursaymışız 1 milyar dolara mı çıkacaktı?" kuşkusu zihin bulandırıyor biraz..

Bir de sanal bir değer biçme politikası gelişti sanki. Tıpkı ne kazandırdıkları belli olmayan taxi plakalarının birkaç kodaman tarafından belirleniyor olması gibi bir mevzuu yani..

Bu ligin gerçek değeri ve getirisi hakikaten bu mudur şimdi? Ben bu ihaleyi merkez bankasının sıkıştıkça kağıt parçalarının üzerine desenler basarak piyasayı ayakta tutmaya çalışan beyhude çabalarına benzetiyorum doğrusu..

Vallahi kafam daha fazlasına basmıyor; yalan yok:)

aks111 dedi ki...

Anadolu, dikkat et, eskiye dönme. Havuzun suyu çekilirse ıslak mayonla
ortada kalırsın...

düzelteyim böyle demiş :).

Güzel yazı olmuş onuda söyleyim :).

Plastik Dikenli Kaktüs dedi ki...

Öncelikle başta Anıl olmak üzere tüm Tac Cizgisi Blog Ekibi'ne bana yazma şansı verdikleri için teşekkürler.

Yazının okunmasından ve beğenilmesinden büyük mutluluk duydum. Herkese teşekkür ederim.

Bundan sonra da fırsat buldukça yazmaya çalışıcam.

@SirEvo:Teşekkür ederim tekrardan. Umalım ki gerçekleşsin. Büyük başın derdi de büyük olur derler. Aksi olursa bir dahaki ihalede bu rakamların yarısını zor görürürüz.

@Aks111: O yorumu kim yapmış bilmiyorum ama harika bir tespit bence de :)

@Ahmet: Yorumun cep telefonuma mesaj olarak geldi. Gerçekten yeniden yazmak için şevklendiriyorsun. Teşekkür ederim.

@Great White: Senin de dediğin gibi gelinen nokta TFF'nin ve Kulüpler Birliğinin elele verip yarattığı suni bir değer. Telekom'u da bir şekilde bu plana dahil etmişler anlaşılan. İhaleyi canlı izleyen herkes biliyordu ki Digitürk ne yapıp eder bu ihaleyi kazanır. Telekom da limitini biliyordu. Kazanamayacağını da. İhalenin içine tam anlamıyla 'itilmişlerdi'. Olan Digitürk'e ve yeni üye kazanmaya çalışacak personellerine oldu. Belki de ara ara maaş olamayacak Digitürk çalışanlarına.

Neyse umarız bu ihaleye olumlu bakan tarafların dediği gibi milad olur Türk Futbolu açısından. Yoksa 3 gelirken 5 harcayan takımlar, 5 gelirken 10 harcarsa işin içinden çıkılmaz. Paranın doğru kullanılması ve spor yöneticiliği kısmı da ayrı bir yazıya ilham olsun.

Yalçın KAYA

ata dedi ki...

süper yazı hocam keşke bi gazetede falan okuma fırsatım olsaydı bu yazıyı. ercan saatçi, bülent tulun gibilerini görmekten sıkıldım artık
yeni yazılarını kesinlikle takip edecem kolay gelsin

futbolmanya dedi ki...

aklın yolu bir. kimse bu parayı değersiz bir işe gömmek istemez. eline sağlık

Paylaş