7 Aralık 2009

Oradaydım


İBB maçı ile ilgili birşeyler yazayım mı yazmayım mı çok düşündüm sabahtan beri.

Dün gece maçtan sonra yola çıktım ve sabah saatlerinde İzmir'deydim. Dün akşamki üzüntünün mü yoksa maçtan önce aldığımız alkolün etkisinden midir bilinmez yaşadıklarım sanki bir rüya gibiydi. Kabus desem daha doğru olur herhalde. Uzun zamandan beri stadyumda maç izlememiş biri olarak sahada oynananın futbol mu mahalle maçı mı olduğunu anlayamadım. Televizyonla çok çok farklı olduğunu biliyorum ama İzmir Atatürk Stadı'nda dürbünle maç izledikten sonra Ali Sami Yan Stadyumu gibi futbolcuları yanı başınızda hissettiğiniz bir stadda maç izlemek çok güzeldi ama bir o kadar da kafa karıştırıcı. Pozisyonların da tekrarları olmadığı için o anki düşüncelerin neyse verdiğin tepki de ona oranla oluyor. Yani hakeme edilen küfür, verilen bir faul sonrası yapılan uğultu vs. Fakat dün akşam Hüseyin Göçek'in İBB'li 2 oyuncuya verdiği 2 sarı kartı tribün verdirdi. Buna da canlı şahit oldum. İşte eyyam buradan başlıyordu. Buna en son değinmek istiyorum şimdi maça geçeyim.

Bir kere televizyondan izleyenler nasıl gördü bilmiyorum ama Elano dün akşam gerçekten çok iyiydi, pres yaptı, oyunun yönünü değiştirdi, hem defans hem de hücum hattına katkıda bulundu. Aynısını Mustafa Sarp ve Uğur Uçar için de söylemek doğru olacak. İBB'nin ise ayakta duracak hali yok gibiydi, her topu kaptırdılar, her top Galatasaray defansının arasında eriyip gitti. Galatasaray'ın hakem dışında bir dezavantajı da İBB'nin eksik oyuncularıydı, Abdullah Avcı bu ligdeki en atraktif futbol oynatan Türk teknik direktörlerden bir tanesi. Bu nedenle büyük takımlar dahil karşı takıma hiçbir maçta katı savunma uygulayıp kontratakla gol atma mantalitesi uygulamamıştır. Bu nedenle İBB Galatasaray'a karşı oynadığı maçlarda genelde kaybetmiş, Fenerbahçe'den ise puan almıştır. Bu sene 6 gol yediği Bursaspor ve Trabzonspor maçları da bunun hemen hemen kanıtı gibidir.

Dün akşam Galatasaray da böyle bir skor yakalayabilirdi. Ama olmadı, şans faktörü İBB'den yanaydı. Direkten dönen toplar, karşı karşıya atılamayan pozisyon, Elano'nun direği yalayan iki şutu. Olmayınca olmuyor derler ya işte tam öyleydi. Şimdi herkes çıkıp kardeşim ikinci golü atamazsan böyle yersin işte diyor. Aynen doğru, ben de sene başından beri aynı şeyi yazıp durdum, bu takım ikinci golü atmadığı sürece gol yeme potansiyeline sahip diye. Fakat dün akşam yenilen gol için takıma asla ve asla suç bulmuyorum. Bazı arkadaşlar hakemin maça etkisi yok diyorlar ama benim tam süzemediğim ve özetleri izledikten sonra farkettiğim bir pozisyon var ki akıllara zarar. Hakem! Hüseyin Göçek Kewell ve İBB'li defans oyuncusunun yarım metre yanında ve pozisyonu izliyor, hatta hatırladığım kadarıyla depar atıp gitti özellikle o pozisyonu izlemek için. Top rakip defans oyuncuya çarpıp kornere gidiyor ve Göçek aut kararı veriyor. Sonra da Kewell'a itirazdan dolayı bir sarı kart. Alın işte size maç nasıl kıyılırın örneğii. Zaten son 15 dakikada hakemin de yardımıyla top kontrolünü eline alan İBB'nin bu korner verilmeyen pozisyondan dönen topla gol attığını söylememe gerek yok çünkü herkes benden önce kulaklarını çınlatmış hakemin. Evet arkadaşlar hakemin maça ciddi bir müdahalesi gerçekten yokmuş, ben var dediğim için o arkadaşlarımdan özür diliyorum.

Maçın son 15 dakikasında hakem yardımıyla oyunu ele alan İBB dedik. Evet dedik de takımda ayağında top tutan 3 oyuncudan 3'ünü de oyundan almak intahardır. Haydi Nonda'nın çıkmasını anlarım fakat Arda'nın yerine top tutmak değil pozisyondan kaçan ne idüğü belirsiz bir Aydın Yılmaz'la, takımı ortasahada attığı uzun paslarla rahatlatan bir Elano'nun yerine topa 3 kere değmeden pas vermeme alışkanlığı olan bir Ayhan'ın sahada işi yok. Maça Keita'sız başlamakla beraber teknik heyetin maç içinde yaptığı 3 hata Göçek'le de birleşince Galatasaray'a 2 puana bana da moral bozukluğu ve büyük üzüntüye sebep oldu.

Dün akşamki sonuç beni ne kadar üzmüş de olsa İstanbul'da görüşme fırsatı bulduğum Galatasaraysozluk ve Alisamiyen.net ekibi sayesinde çok güzel bir maç hatırasını belleğime eklemiş oldum. İstanbul'a gitmeden önce yazdığım yazıda da dediğim gibi bendeki uğursuzluk kendini acı bir şekilde kanıtladı. Bu bağlamda önce buluştuğum, sonra da bütün Galatasaraylılar'dan özür diler. Bir daha bedava bilet değil numaralıda kombine çıksa da Ali Sami Yen'e adım atmayacağımı saygıyla belirtirim.

(Resim ve videolardan bazılarını akşama doğru bloga ekleyeceğim)

2 yorum:

Schumy dedi ki...

Oyundan çıkan İBB'li oyuncuyu itiyordu haydi çabuk çık diye...

Hani küfür yazmak istemedim ama Mustafa Sarp gibi de kendime zarar vermekten korkuyorum.

Schumy dedi ki...

Orangensaft o maçı izlerken sapsarı olmuşum. Çok kötü bir maçtı, Hamburg maçını asla ve asla anılarımdan çıkaramayacağımı hissediyorum...

Paylaş