13 Aralık 2009

Bu Ne Sevgi Ah! Bu Ne Izdırap...



90 dakika boyunca maçı izlerken kendimi trene bakıyormuş gibi hissettim. Topun her Selçuğa, Bilicaya, Uğur Borala, Christian Baroni'ye gelişinde saydırdım durdum içimden yine. Ayrıca sezonluk iç ve dış saha kombinesi olan Christoph Daum'a da. Yine kendi kendime bu adamın ben ve diğer taraftarlardan ne farkı var diye sordum durdum. Allahtan şu Alex'i almışız da zamanında, yok sahada yok, koşmuyor, mücadele etmiyor dediğimiz anlarda bile bizi susturup maçı çevirebiliyor. Ayaklarına sağlık Alex, her yerinden öpebilecek kadar Ertem Şener dudaklarına sahip değilim ama, eksik olma!



Yanında oturtmasından rahatsız oldu zannedersem Herr Daum; Özer Hurmacıyı ilk 11'e alarak şaşırttı bizleri, başka bir nedeni olamaz çünkü. İkinci goldeki o hoş pasın için de bir öpücük sana Özer Hurmacı.. İyi ki Galatasaray’ın kapısından dönmüşsün, iyi ki Doğru Yol'u bulmuşsun. O zaman belki transferin gerçekleşmiş olsaydı Galatasaray’a, aradıkları 10'u şimdiye çoktan bulmuş olabilirlerdi.. Nasip değilmiş, sağlık olsun, sağlıklı ol sen, sakatlanma, üzme bizi.. =)

Ankaragücü de az buçuk kestirebilmiş bu kısır durumunu ki genelde geri planda olan kurt antrenörlerden, Eskişehirspor’a kiralık olarak verdiğimiz Burak Yılmaz'ın babası Fikret Yılmaz da öğrencilerine "Bırak İşi Gücü, Saldır Ankaragücü" demiş olsa gerek.

Sözün özü kan revan içinde, ıkına ıkına aldık yine 3 puanı, ne kadar hayırlı bilemem ama, uğurlu olur insallah. Önümüzde zorlu bir Trabzon deplasmanı var, umut ederim ki sakatlıksız, kelepçesiz, (trafik)kazasız, belasız bir hafta ortası geçirir, alnımızın akıyla 3 puanla çıkar geliriz.



Ayrıca Carlos 1 hafta erken de olsa aramızdan ayrıldı yabancı futbolcu zekiliği yaparakdan cezalı cezalı. Teşekkürler Roberto Carlos. Bir hışımla geldin, giydin o "Kutsal, LacivertÇubuklu" formayı.. Biliyorum ki arkanda çok güzel şeyler bıraktın bizlere, senden sonraya kalanlara.. Biz seni çok sevdik, Beşiktaşlısı, Galatasaraylısı(Keita Hariç diyebiliriz), Bursasporlusu, Eskişehirsporlusu, Kayserisporlusu, bu ülke seni çok sevdi!



Bir kac kelimem de Volkan'a olucak; maç sonu Tunç Elibol'un sorularını yanıtlayan Volkan Demirel bizlere yalvarıyormuş ve şöyle ekliyormuş; içerdeki iki maçımızı taraftarsız oynadık ve onlarsız biz gerçekten çok eksik olduğumuzu anladık, onlardan rica ediyorum, hatta yalvarıyorum, hatta artık ne demem gerekiyorsa bilmiyorum ama bizi burada yalnız bırakmasınlar, çünkü gerçekten burada onlarsız biz futbol oynamakta çok zorlanıyoruz, onların bizim üzerimizdeki etkisini biliyorduk, bunu daha iyi anladık, onun için onlardan rica ediyorum daha doğrusu yine söylüyorum yalvarıyorum, hödö hödö hödö.. Ey Volkan Demirel; madem ki seyircisiz futboldan sen de şikayetçisin bizler gibi, o zaman taraftarları tahrik etmeyeceksin, onları şiddete zorlamayacaksın, çirkinleştirmeyeceksin.. Senin ve senin gibilerinin artistliğin yüzünden haddinden fazla canımız yandı, hem saha içerisinde, hem saha dışarısında.. Öyle bir an oluyor ki bazen bir hareketin(iz) kıvılcımı yangına çevirebiliyor! Eeee ne demişler; "Hoca ....... Cemaaat .......mış"..







lacivertÇubuklu...

Hiç yorum yok:

Paylaş