11 Aralık 2009

Al Sana Epic Comeback !!!

Yaza yaza yaptırdım sonunda . Son 3 4 maçtır iki gol atmaktan aciz şu takım ne oldu da 2-0 geriye düştüğü maçı 3-2'ye getirebildi. Bunun cevabı sahaya çıkan kadrolarda değil devre arasında konuşulan sözlerde gizli büyük ihtimalle.

İlk 11'ler açıklandığı zaman herkes ooo süper Elano Keita Kewell Arda aynı anda sahada kesin yeneriz diye düşünüyordu. Fakat kimse bakmadı geride kim var kim yok. Geri dörtlüde oynayan oyuncular maç boyunca hernekadar kötü bir performans göstermemiş de olsa maçın başında yapamadıkları ofsayt taktiği nedeniyle takımın bir anda 2-0 geriye düşmesine sebep oldular. Oysa ki sene başından beri Galatasaray mükemmele yakın bir ofsayt taktiği uyguluyordu. Panathinaikos maçlarını hatırlayın bir kere ofsayt taktiğini yapamadılar onda da ilk maçta Salpingidis atmıştı golü. İşte burada en büyük hata neredeyse tamamiyle değişmiş bir geri dörtlüye ofsayt taktiği yaptırmaktır bana göre. Mehmet Özdilek de bunu iyi süzmüş olacak ki iki golde de çok temiz bir şekilde geriden gelen adamlar attı golü.

Maç 2-0 olduğunda bu takımın ilk golü bulsa bile ikinci golü bulabileceğinden hiç umudum yoktu. Sahada sağa sola savrulmak zorunda kalan bir Kewell, topu ayağına her aldığında ezen bir Arda ve ıslak zeminde zorlanan bir Elano'yla ne kadar mücadele edebilirse o kadar mücadele etti Galatasaray ilk yarıda. İlk yarının ortasında Elano'nun akıl dolu pasıyla başlayan atakla Keita'nın attığı gol ise bir umut ışığı gibiydi ama yine de hiç ümitli değildim. İlk yarı sonuna kadar topu sadece dolaştırmaktan başka birşey yapmayan Galatasaray Baros gibi bir oyuncunun eksikliğini bağıra bağıra hissediyordu.

İkinci yarı başladığında ilk yarıdan farklı bir tablo yoktu futbol adına. Antalyaspor 2-0 öne geçtiği 20. dakikadan beri yaptığı zaman geçirme taktiğinden saniye taviz vermeden oyununa devam ederken Galatasaray'da Keita, Kewell ve Elano birşeyler yapmaya istekli ama takımın kaptanı Arda vurdumduymaz bir şekilde sahada dolanıyordu. 64. dakikada yine ilk golde mükemmel anlaşan Kewell ve Elano'nun yarattığı bir golle golle sanki Galatasaray ben buradayım daha herşey bitmedi diye bağırıyordu. Bu golle kendine gelen takım daha iki dakika sonrasında ise ilk golün bitiriciliği rolünü üstlenen Keita'nın inanılmaz inadıyla Kewell'ın ayağından mükemmel bir gol bulunca maçın rengi bir anda Kırmızı Beyaz'dan Sarı Kırmızı'ya dönüveriyordu. Maç başından beri dediğim gibi sanki slow-motion halde sahada gezen Antalyasporlu oyuncular ve top toplayıcılar Fast Forward moduna geçip top oynamaya başlıyorlardı.

Önceki maçları izleyenler bilir. Galatasaray ile 1-1 berabere kaldıkları geçen sezonun ilk maçından sonra Lincoln ile tartışmaya girip Galatasaray tribünlerinin önüne bir heykel gibi dikilip şov yapan Ömer Çatkıç ilk yarıda da aynı karakterde oynarken yediği 3. golden sonra bir anda koşmaya falan başladı. Ben de anlayamadım açıkçası, herhalde bu süre içinde 2 3 kilo vermiştir. Maç 3-2'ye gelene kadar da maçın tek topla oynanmasını bir şekilde sağlayan top toplayıcılar bir anda sağa sola depar atmaya başlayıp kendilerini heba ettiler. Attığımız 3. golden sonra da Adnan Polat'ın derin bir oh çektiği an herkesin ne kadar gergin olduğunun bir kanıtıdır.

Şimdi kısa kısa maçla ilgili diğer görüşlerimi yazayım. Ne olursa olsun Galatasaray bu sefer kazanmayı istedi. 2-0 da geriye düşse bu takımın sadece 3 oyuncuyla 3 gol bulup istediği her maçı çevirebileceğini de kanıtladı. Rijkaard'ın hafta içinde Keita ile ilgili yaptığı konuşmanın da faydalarını bu maçta gördük. Söylemeden edemeyeceğim Arda oyundan çıkarkenki surat ifadesine biraz daha devam ederse takımda son bulduğunu düşündüğüm futbolcuya dayalı düzenin gelmesi an meselesi. Zaten Arda, Sabri, Aydın dediğimiz oyuncular bunun son neferleriydi, bitirmeye niyetli gibi de görünmüyorlar.

Maçın son dakikalarına doğru Yalçın ile Kewell arasında korner direğinin orada geçen ve aut kararıyla sonuçlanan hareket geçen hafta İBB maçındaki olayı hatırlatmadı mı size de ? Bildiğin dejavu oldu, bu maçı almayı sonuna kadar hakeden Galatasaray ve taraftarları belki de geçen haftayı hatırlayıp kaçan liderliğin verdiği üzüntüyle aynı senaryonun gerçekleşmesinden eminim çok korktular. Ama olmadı, son dakikalarda yine dokuz doğursak da maçı almayı bildik. Bundan dolayı çok sevinçliyim. Ligde kazanmayı unutan takım umarım bunu yapabildiğini kendisine inandırır. Biz en başından beri inanıyoruz, siz sadece kendinize olan saygınızı yitirmeyin. Gerisi fasa fiso...

Maçtan sonra da Kewell kal derlerse kalırım demiş sanırım. Sen kal Kewell, gel hatta bizim evde kal. Yeter ki gitme...

Hiç yorum yok:

Paylaş