21 Kasım 2009

Erşan Kuneri Misali

Aşçı Uşağı, Uşak Hizmetçiyi, Hizmetçi Şöförü, Şöför Bahçıvanı ... Sonra hepsi Bahçıvanı.

Bu sene derbiler aynen bu şekilde cereyan etti. Önce Galatasaray Beşiktaş'ı, sonra Fenerbahçe Galatasaray'ı, en son olarak da bu akşam Beşiktaş Fenerbahçe'yi yendi. İşin ilginçi de hepsi kendi evlerinde aldı galibiyetlerini. İkinci yarıda da hemen hemen buna benzer bir istatistik ortaya çıkabilir. Fenerbahçe Galatasaray'ı, Beşiktaş Fenerbahçe'yi, Galatasaray da Beşiktaş'ı deplasmanda yenebilir. Bu durumun yaşandığı sezon var mı bilmiyorum ama şimdiden yarısının gerçekleştiğini söyleyebiliriz.

Bu akşamki maça gelirsek de yine futboldan alakasız görüntülerle başladı gece. Collin Kazım yine başroldeydi. Anlayamıyorum taraftarları tahrik ettiğin zaman eline ne geçiyor. Sen futbolcusun adam gibi çık sahaya oyna futbolunu, saha içinde yap hırsını. Nedir bu maçtan önce taraftarla diyaloğa girecek şeyler yapma hevesi ? Collin Kazım hakkındaki düşüncelerim zaten sabit ama Fatih Terim tarafından bu adamın milli takım gibi şanlı bir yere alınmış olmasını da yediremiyorum kendime. Türk olmasına rağmen 21 yaşına kadar belki Türkiye'ye adım atmamış, hatta tenezzül edip iki kelime Türkçe öğrenememiş bir adamı Fenerbahçe'ye transfer oldu diye milli takıma çağırırsan bunlara sebep oluyorsun işte. Sonra adam çıkıp gazetecisinden hakemine, futbolcusundan taraftarına kadar herkese seviyesiz laflar söyleyip hatta daha ileri gidip küfür edebiliyor. Kazım ile tartışmaya girmek zorunda kalan Fırat Aydınus'un yardımcısı yemin etmek zorunda mı adamın küfür ettiğiyle ilgili ? Adam resmen yemin ediyordu, vallaha abi küfür etti diye. Şaka gibi, ne günlere kaldık. Maçtan önce antu ağzıyla twitter yazan Collin'e de güzel kapak olmuştur eminim.

İşin futbol kısmına da gelirsek Rıdvan ağlayarak da olsa çok güzel özetledi akşamki maçı. Emre yoksa vasat, Alex yoksa kötü takım Fenerbahçe dedi. Aynen de doğru, yok çünkü bu oyuncuların iktisadi dilde ikamesi oyuncular yok. Ve oyuncular da herşeyleri Alex veya Emre'den bekleyince ortaya özellikle deplasman maçlarında isteksiz bir Fenerbahçe çıkıyor. Daum'un yedek listesine yazdırdığı oyuncuların da aslında sadece o listeyi doldurmak için olduğunu bir kere daha anlamışızdır herhalde. Semih'in de artık Guiza'nın yedekliğinden bile düştüğünü söylesek yanlış olmaz. Bunun sözleşmesini uzatmayan Semih'e yönetim tarafından verilen bir ültimatom olduğunu düşünmeye başladım. Mustafa Denizli'ye sorsalar Fenerbahçe'nin 11'ini gözü kapalı sayardı herhalde. Daum'un B planı var mı yok mu bu bağlamda tartışılır mı bilmem.

Beşiktaş'ın 11'ini gözü kapalı sayabilecek bir adam olduğunu da düşünmüyorum. Hatta maçtan yaklaşık 1 saat önce açıklanan kadroyu Mustafa Denizli bile tam olarak sayamayabilir. Bu akşamki maç sonrasında taktik deha diye anmaya gerek yok Denizli'yi. Deplasmanda 3-0 yenildiği Neuchatel maçını içerde 5-0 aldığı zaman da dahi değildi, şimdi de dahi değil. Belki Hikmet Karaman, Yılmaz Vural kadar alt klas da değil ama dahi diye adlandırmak için de yeterli değil. Sene başından beri yapması gerekeni yaptı sadece. Defansın önünde Fink-Ernst ve önlerinde Serdar-Yusuf-Ekrem, Bobo da tek forvet oynayınca Beşiktaş top yapabildi. Bu 6 oyuncudan Yusuf ve Serdar ilk yarıda biraz sırıtmış da olsa ikinci yarıda Tello oyuna girdiği anda Beşiktaş ortasahası çok daha fazla top yapabilen bir hale döndü. 3 dakikada gelen iki gol ve İbrahim Üzülmez'in insan üstü oyunu ilk yarının ortasından itibaren Fenerbahçe'ye dönen maçın çoktan Beşiktaş'a döndüğünü gösteriyordu. Uğur İnceman'ın attığı 3. gol ofsayt olsa bile zaten ikinci golle pes eden Fenerbahçeli oyunculara etki yapmıyordu.

Sonuç itibari ile Beşiktaş resmi olarak ikinci kere bu sezon 3 gollü maç kazandı. 7. haftada Ankaraspor'a 3 gol atan Beşiktaş 6 hafta aradan sonra 7,32'den 3 kere topu geçirme başarısı gösterdi. 2 senedir derbi kaybetmeyen Fenerbahçe ise yine Beşiktaş'a yenildi. Maç öncesinde de skor tahmini yapan arkadaşlarımızın çoğu hayal kırıklığına uğradı.

Tek tek isminden bahsetmek istediğim oyuncuları da yazayım da içimde kalmasın. Bobo adamımsın, sene sonunda seni Galatasaray'da görmeyi ciddi anlamda çok istiyorum, burayı bir şekilde okuyorsan dinle bu feryadı. Tülaay Evine Dön, bir de at Fink'e diyeyim tam olsun :) Sinemacı kartal SirEvo'nun da hakkıdır bu akşamı kutlamak. Tebrikler dileyelim. Onun maç yazısı da burada.

1 yorum:

SirEvo dedi ki...

İbrahim Üzülmez'i bu akşam izleyenler kendilerinden utandı. Şu adam şu oyununu 20-25 yaş arasında oynasaydı sanırım şimdi dünyanın sayılı beklerinden olurdu. :D:D:D:D
Kendini aşmanın ötesine gitti. 5-10 senede bir yapıyor bunu işte, en büyük eksisi o. :D
İbrahim Üzülmez'in maçın önüne geçtiği bu derbide Fink'in attığı gol ömre bedel. Böyle goller istiyoruz işte. :D
Diyecek fazla da bir şey yok.
O kazım denen futbolcu müsfettesi, insan müsfettesi neden hala fener'de ben onu anlamam bir tek...
Yazık oğlu yazık!

Paylaş