7 Kasım 2009

The Damned Madrid !

İtiraf edeyim, bu başlığı Aceto'ya yazdığım bir yorumdan esinlenerek koydum. Ama hoşuma da gitmedi değil...

Son 10 senede Real Madrid' in başına geçen teknik adamlara bakalım. Sanki bir kısır döngü gibi ama değil. Kendi içlerinde bir secret society kurmuşlar da kimsenin haberi yok.

1999 yılında göreve gelen Toshack' dan başlayalım. 98 yazında takımın başına getirilen Guus Hiddink'in 99 Şubat'ında görevden alınmasıyla takımın başına geçen Toshack gariptir ki tam 10 sene önce 89-90 sezonunda Beenhakker'in yerine yine göreve çağrılmıştı. 99'da tekrar göreve geldiğinde ise yine sadece 4 ay görevde kalabilmişti. Bu süre içerisinde Fenerbahçe'den Balic'i alarak belki de bugünkü Fenerbahçe maddi durumunun temellerinin atılmasına büyük katkıda bulunmuştu.

1999 yazında göreve bu sefer kökten Real Madridli olan, bugünlerin deyimiyle çakma Guardiola denebilecek Del Bosque göreve getiriliyordu. Bu 10 yıl içinde Real Madrid'in başına geçen teknik direktörler içerisinde en başarılısı ve en uzun süre takımın başında kalanı da Del Bosque oluyordu. 1969 yılında 19 yaşındayken girdiği kulüpte, oyunculuk dahil altyapı ve ikinci takım hocalığı yapan Del Bosque 1994'de Floro'nun yerine getirildiği A takım teknik direktörlüğüne bir kere daha layık görülüyordu. Bosque görevde kaldığı 1999 - 2003 seneleri içerisinde Real Madrid'e iki Şampiyonlar Ligi Kupası, iki Lig şampiyonluğu, bir İspanya Süper Kupası, bir Avrupa Süper Kupası, bir kere de Kıtalararası şampiyonluk kazandırdı. Del Bosque'nin başarısının anahtarlarından en önemlisi ise 2003 senesinde Figo, Raul, Ronaldo, Carlos, Zidane gibi oyuncuları çok iyi harmanlaması ve yıldız oyuncu çekişmelerini önlemesiydi. Belkide şimdi Pellegrini'ninbaşını yiyecek olan etken.

2003 yılında takımı şampiyon yapmasına rağmen sözleşmesi garip bir şekilde yenilenmeyen ( Lucescu style ) Del Bosque'nin yerine Manchester United'da Alex Ferguson'un asistanı olan Carlos Queiroz takımın başına getiriliyordu. O dönemlerde takıma 2 milyon euroya şu an Real Madrid'de oynayan Pepe'nin alınmasını teklif etmiş fakat yönetimin "Defans oyuncuları forma sattırmaz" tepkisiyle karşılaşmıştı. Neyse sonra Madrid Pepe'yi 30 milyon euroya aldı. Carlos Queiroz'un ömrü de çok uzun sürmedi. Valencia'ya kaptırılan şampiyonluk sonrasında görevden alınıyordu Portekizli.

Queiroz'dan sonra 2004'ün Aralık ayına kadar takımın başında Jose Antonio Camacho ve Mariano Garcia Remon bulundu. İkisi de Real Madrid'in eski oyuncusu ve takım içinde koçluk yapıyorlardı. 2004'ün Aralık ayında takımın başına bu sefer garip bir şekilde Real Madrid'le hiç alakası olmayan Vanderlei Luxemburgo getiriliyordu. Takımın başına geçtiğinde ard arda 7 maç kazanan ve takımı tekrardan şampiyonluk yarışına sokan Luxemburgo ligi 4. bitirmesine rağmen görevden alınmıyordu. Fakat 2005 sezonu başında Barcelona'dan alınan 3-0'lı mağlubiyet sonrasında kaçınılmaz son onun da başına geliyordu.

Teknik direktörlüğü 1 sene sürebilen Luxemburgo'nun yerine sezon sonuna kadar yardımcısı Juan Ramon Lopez Caro getiriliyordu. 2001 yılında Real Madrid ikinci takımının başına getirilen Caro takımı ikinci lige çıkararak adınan söz ettirmişti. Fakat Real Madrid kariyeri sadece 7 ay sürüyor ve bitiyordu.

Del Bosque'den sonra 3 sene boyunca şampiyonluk göremeyen, üstüne üstlük 1 kere Valencia ve 2 kere de Rijkaard'lı Barcelona'nın şampiyonluğuna şahit olan Madrid ekibi işi sağlama alıp Juventus' u 2005-2006 yıllarında iki kere arka arkaya şampiyon yapan Fabio Capello'yu takımın başına getiriyordu. Gariptir o da Toshack gibi tam 10 sene önce takımın başına bir kere daha geitirilmiştir. Ve 1996 sezonunda takımı şampiyon yapmıştır. Ve ikinci gelişinde de artık şampiyonluğa hasret kalan Real Madrid' e 3 sene sonra istediğini vermiştir. Beckham ve Ronaldo ile sorun yaşamasına, ilk yarıyı Barcelona' nın 6 puan gerisinde bitirmesine ve Antonio Cassano ile kavga etmiş olmasına rağmen bütün söylentilere kulağını tıkayıp işini yapan Capello ligin son karşılaşmasında 1-0 geriye düşmesine rağmen Reyes'in çevirdiği maç sonucunda Mallorca'yı 3-1 yenip Real Madrid'e İspanya Ligi tarihinde 30. lig şampiyonluğunu kazandırıyordu. Fakat yönetimle olan ters düşmeleri nedeniyle 2007 yazında Real Madrid'de görevden alınan bir diğer teknik direktör olarak tarihe geçiyordu. Capello'nun başını oyuncuların yediğini söylememe gerek yok herhalde...

Capello'dan sonra Madrid'in başına gelen Schuster'in oyunculuk kariyeri oldukça garip. Futbola başladığı Barcelona'da takımın önemli bir parçası olan Schuster Figo gibi Real Madrid'e transfer olduğunda oldukça sansasyon yaratmış. İşin garibi Real Madrid'den sonra da gidip Atletico Madrid'e imza atmış ve son olarak da Leverkusen'e dönmüş. Önce Barca, sonra Real, sonra Atletico... İyi cesaret :) Real Madrid teknik direktörlüğü ise çok çok iyi geçiyordu Schuster'in. Takıma getirdiği oyun tarzı ofansif ve defansif kademelerin başarıyla işlediği, bugünlerde herkesin diline pelesenk olan total futbolun ta kendisiydi. Nou Camp'da Barcelona'yı Julio Baptista'nın golüyle 1-0 yenip puan farkını 7 yapan Schuster Şampiyonlar Ligi'nde Roma'ya elenmesine rağmen takımın başında kalıyor ve sezon sonunda Madrid ekibine 31. lig şampiyonluğunu kazandırıyordu. Madrid ligi 85 puan toplayıp rekor kırarak bitiriyordu ve İspanya Süper Kupası' nı da 4 sene sonra müzesine götürüyordu. Herşey süper gidiyor derken 2008'in Aralık ayında 4-3 kaybedilen Sevilla maçı sonrasında yaptığı "Nou Camp'da ubu sene Barcelona'yı yenmemiz hayal" açıklamasından sonra Schuster de acı sonla burun buruna geliyordu. Barcelona kulüp üyesi olması da uzun süre tartışılmıştı.

Schuster'in kovulduğu gün yerine Sevilla'ya zamanının en iyi futbolunu oynatan, bir anlamda bana göre İspanya'nın Ersun Yanal'ı Juande Ramos göreve getiriliyordu. Sevilla'ya 2006 ve 2007 senelerinde arka arkaya2 kere Uefa Kupası'nı kazandıran Juande Ramos bunu başaran 4 İspanyol takımından birini daha yaratmış oluyordu. Diğerleri 1958-1960 Barcelona, 1962-1963- Valencia, 1985-1986 Real Madrid. Ligi Barcelona'nın 9 puan gerisinde 2. olarak bitiren Madrid'de fatura yine teknik direktöre kesiliyor ve bu sefer yönetimle beraber yol alıyorlardı.

Bu sezonun başında yazdığım yazıda bundan sonrasından bahsetmiştim. Pellegrini göreve geliyor, Los Galacticos Dünya'nın en pahalı transferleriyle geri canlanıyor vs... Bu yazıyı yazmanın sebebi de bu sıralar Guti ve Raul gibi takımın efeleriyle sorun yaşayan Pellegrini'nin akıbetinin ne olacağı. Görünüşe göre Guti ve Raul Pellegri'nin başını yiyecekler. Tıpkı Leeds United'a teknik direktör olan Brian Clough'un takım kaptanı Billy Bremner ve bir grup oyuncu tarafından ayağının kaydırılmasına benziyor bu olay. Real Madrid'de göreve son 10 senede toplamda 11 teknik direktör gelmesi ise tamamen yönetimsel sebeplerden dolayı gerçekleşen bir hadise. Bu sebepten dolayı da teklif götürülen Wenger'in "Benim sistemim Madrid'e uymaz, onlar hemen başarı bekliyorlar" demesi bu yüzden olsa gerek.

Benim düşünceme göre devre arasına kadar Real Madrid'de yeni reknik direktör açıklanacaktır. Bu Mancini mi olur Spaletti mi olur yoksa başkası mı olur bilemiyorum. Ama oyuncuların istedikleri bir teknik adam olacağı kesinden de öte. Guti ve Raul'un şu tavırları bile herşeyi ortaya koyuyor...

Hiç yorum yok:

Paylaş