22 Eylül 2009

Bir Garip Gece

Bir garip başladı gece Kasımpaşa' da. Galatasaray rakibini ciddiye almadığını Andre Moritz' in daha ilk dakikada bomboş vurduğu şutla belli ediyordu. Kasımpaşa ise ligin dibine attıkları demiri oradan koparmak istercesine saldırıyordu Galatasaray kalesine. Fakat herkesin de bahsettiği şu meşhur pozisyon var ki, eminim hakem o pozisyonu verse Kasımpaşa ne kendine bu kadar güvenip atak oynayacaktı, ne de hakemi arkasına aldığını düşünüp sert basacaktı.

Ama olmadı, vermedi. Bu hakem hatası olamazdı. Hakem bir pozisyonu göremeyebilir, yanlış yorumlayabilir, ama bu kadar da bariz bir pozisyonu vermemesi masum bir hata sözcüğü ile geçiştirilemez. Maç 1-0 olsa, Kasımpaşa denen takım 10 kişi kalsa maç sonuna kadar kaç tane atardık tahmin bile edemiyorum. Fakat eğer stadınızın adı Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu, eski belediye başkanınız şimdinin Fenerbahçeli başbakanı ve takımınız da ligin dibinde 0 puanlı ise buna bir dur demek gerekir Türkiye' de.Tamam Galatasaray da mükemmel oynamadı ama ortada çalınan emeğin sorumlusu kimdir ? Görüntülere bakıp ceza yağdıranlar bu pozisyon için ne yapacaklar çok merak ediyorum...

Galatasaray kötü oynadı dedik ya, hemen hemen herkes kötüydü, hele hücum hattı ilk yarı ayakta kalamadı. Elano, Baros, Arda ve Kewell yokları oynadılar. İkinci yarının başında Kewell Baros - Keita Nonda değişikliği bekliyordum ama Rijkaard Kewell' ı oyunda tutup Elano' yu kenara çekti. Elano da Ali Güneş' in planjon pozisyonundan başka bir yerde görülmedi desem yeridir. Zaten o pozisyonu atsa Pana maçındaki gibi takımı ateşleyen oyuncu olacaktı ama olmadı. Leo Franco yine kritik kurtarışlar yapıp maçın gizli kahramanı oldu. Önce Moritz' in sonra da Azar Karadas' ın çok müsait pozisyonda vurduğu iki şutu başarıyla kurtardı, bu iki toptan biri gol olsa maç daha farklı bir boyuta taşınabilirdi. Sabri önceki maçlara rağmen tutuk bir oyun sergiledi, Sancak ve Moritz de o kanatı koridor yaptılar. Caner daha alışma döneminde ama yine de bu kadar kötü oynayacağını kimse tahmin edemezdi sanırım, ama en azından uzun bir süreden sonra orta açan bir sol bekimiz oldu. Servet Emre sağlamcı, Mehmet Mustafa çok tutuktu. Arda için ayrı şeyler yazmak istiyorum. Arda geçen seneden beri pozisyon seçen bir oyuncu kimliğine büründü. Skibbe zamanında sağ kanat oynamak istemediği için Kewell sağa hapsedildi, şimdi de forvetin arkasında oynamak istediği için Elano ve Kewell sağa sola savrulup duruyor. Bu ufak tüyoyu Adnan Sezgin' in vermiş olabileceği ihtimali bile tüylerimi diken diken ediyor, ama Neeskens ve Rijkaard' ın olduğu bir yerde bunun bir tüyodan öteye geçemeyeceğini de adım gibi biliyorum.

Galatasaray' da giren çıkan oyuncuların kalitelerine bakmaksızın, sırtlarında yazan isimlere aldırmadan değişiklik yapıyor Rijkaard. Zaten bu yönünün yanında oyuna erken müdahale etmesine bayılıyorum. Yedek kulübesinde oturup, başını öne eğip, ya da ayağa kalkıp boş boş alkış tutacağına yönettiği takım için birşeyler yapma isteği duyup hemen müdahale ediyor. Ben sanmıyorum Galatasaray' a daha bugüne kadar böyle maçı rakibin elinden alıp kendi lehine çeviren bir hoca geldiğini. En azından benim izlediğim zaman diliminde Fatih Terim ne kadar iyi bir psikolojik destek uzmanıysa o kadar da oyuncu değişikliklerinde fevri davranıyordu. Arif' i oyundan alıp Berkant' ı, istediğini yapamadı diye aynı Berkant' ı 5 dakika sonra oyundan aldığını hatırlıyorum. Lucescu biraz bu tarzda bir hocaydı ama onun oynattığı oyun da insanı fıtık ederdi. Gerets ise tamamen bir kaos futbolu temsilcisiydi, maçlarda tek defansif ortasaha ile 3 forvet çıkardığını hatırlıyorum, harakiri yapardı çoğu zaman. Skibbe ise oynatmaya çalıştığı oyun stili olarak belki de Rijkaard' a en yakın hocaydı ama ismi Rijkaard olmadığı için daha ilk günden eleştirilmeye başlandı, tabi bunda kendi etkisi de çoktu, sırf isimle alakalı değil. Her işine Adnan Sezgin salça oldu, hatta yardımcıları kendisine sorulmadan gönderildiğinde sesini çıkarmayarak resmen teslim oldu.Neyse konuyu iyice dağıttım sanırım, Rijkaard gibi değildi bu isimlerden hiçbiri, Kalli' yi yazmayı unutmuşum, keza o da sağlamcı bir hocaydı, taktiği sabitti fakat oyuncuların yerleriyle oynardı o da, Servet' i önlibero oynattığı Antep maçı hala gözlerimin önünde. Rijkaard ve Neeskens son yıllarda bu takımın başına gelen en güzel iki şey diyebilirim. Takım performansı bu kadar düşükken bile oyuna soktukları 2 oyuncu ile maçı çevirmeyi biliyorlar, tek yapılması gereken doğru zamanda doğru yerde bu oyuncuları pozisyonun içine taşıyabilmek, Kasımpaşa gibi zayıf bir rakip karşısında zaten bunu yapamasaydık hiçbir maçta yapamazdık. Nonda' ya da buradan sevgilerimi iletiyorum, bu kadar profesyonel ve bu kadar iyi niyetli bir oyuncuya sahip olmak Galatasaray için bir gurur, Kewell gibi o da Galatasaray tarihinde anılacak olan önemli isimlerinden biri olma yolunda büyük adımlarla ilerliyor.

Bu arada yıllarca Rüştü ile aynı takımda top oynayan Ali Güneş' in ondan çok şey öğrendiği kesin, hatta ondan daha iyi bile olabilirmiş. 2 kırmızı kart görmesi gereken maçı da bir sarı kartla bitirmeyi başardığı için kendisini kutluyorum. Durmak yok şikeye devam, sen Kasımpaşa' sın Büyük Düşün!!!

1 yorum:

berat dedi ki...

zaten sen galatasaraysan ve türkiye'de şampiyon olmak istiyorsan medyayı, hakemleri de yenmen gerek.

Paylaş