25 Temmuz 2009

09/10 Madrid vs. Barca

Bu aralar herkesin ağzına sakız oldu La Liga. Belki de hiçbir zaman olmadığı kadar popüler bu lig artık. Geçen sene şampiyon olan Barcelona oynadığı futbolla kendini herkese hayran bırakmıştı, sadece ligde değil Avrupa' da da fırtına gibi esen Barcelona Şampiyonlar Ligi' ni de kazandı. Zaten farklı birşey beklenemezdi herhalde. Ayrıca Real Madrid' i de Barnebau' da 6 - 2 gibi bir skorla da mağlup edince iş çığrından çıktı. Ne olduysa işte o maçtan sonra oldu bence...



Sezon bitmiş, Ramon Calderon istifa etmiş, teknik direktör Juande Ramos kovulmuş ve yerine Şili' li Manuel Pellegrini gelmişti. 2004' te Villarreal' e gelen Pellegrini takımı ilk sezon 3. yaparak Şampiyonlar Ligi' ne çıkardı ve o sezon UEFA Kupası' nda çeyrek final oynattı, diğer sezon Villarreal' i Şampiyonlar Ligi' nde yari finale kadar çıkarma başarısı gösterdi, ve son iki sezonda da takımı ligde 2. ve 5. yaptı. Real Madrid bu sefer iyi bir seçim yapmış gibi görünüyordu.



Hemen arkasından transfer dönemi başladı, ama ne başladı... Florentino Perez Los Galacticos' u kurmaya yeminliydi. İlk olarak, sezon ortasında Araplar' ın 150 milyon euro gibi çılgın bir teklif yaptığı Kaka' yı Milan' dan 65 milyon euro gibi cüzi bir paraya aldı. Cüzi diyorum çünkü hemen ondan sonraki transfer tabiri caizse futbol dünyasında depreme yol açacaktı. 2003 yılında henüz 17 yaşındayken Ferguson' un keşfedip 17,5 milyon euroyu gözünü kırpmadan verdiği Cristiano Ronaldo, takımına 6 senelik süre içerisinde aldığı paranın hakkını fazlasıyla ödeyerek ve üzerine de 96 milyon euro kazandırarak Los Galacticos' un bu sezonki ikinci bombası oldu. Takıma katılan Raul Albiol ve bence bu sezonun en büyük transferlerinden biri olduğunu kanıtlayacak olan Benzema' nın adı bu transferin gölgesinde kaldı.



Bu süre zarfında Katalunya semalarından pek haber çıkmıyordu. Ellerindeki sistemi çok iyi kullanan Barcelona büyük transfer peşinde değildi. Hatta Laporta biz yıldız transferi yapmayız, onları kendimiz yetiştiririz diyordu. Ama kazın ayağı öyle değildi. Valencia' ya Mata ve David Villa için 50 milyon euronun üzerinde teklif yapan Barcelona boğazına kadar batakta olan Valencia' nın beklenmeyen ret cevabı üzerine tekliflerini sadece Villa için 50 milyon euroya kadar çıkardılar. Valencia başkanı da bizim Recep Mamur gibi bilboardlar kiraladı Valencia' da. Üzerine de Barcelonalılar anlasın diye Katalanca Nosaltres No Venem yazdırdı :) Şaka bir yana Villa' dan beklediği cevabı alamayan Barcelona 2003' te yaptığının aynısını yapıyordu aslında. O sene Beckham için deli gibi kapışan iki kulüpten Barcelona gizliden gizliye PSG' den Ronaldinho' nun işini bitirmişti. Bunun sportif olarak ne kadar büyük bir hamle olduğunu Ronaldinho 5 sene içerisinde sadece Real Madrid' e değil Rijkaard yönetiminde bütün Dünya' ya gösterecekti. Tabi O sene Beckham' ı alan Madrid' de kârlı çıktı, fakat sadece maddi olarak.



Villa' dan istediği yanıtı alamayan demiştim ama dalmışım gitmişim nerelere :) Zaman hafiften ilerliyor, Madrid bir sezon önce toplamda 100 milyon eurodan fazla transfer bedeli ödediği Hollandalılar' dan hiçbirini gönderemiyor ve Ribery' yi de o kadar istemelerine rağmen transfer edemiyordu. Barcelona' da ise tabir- i caizse yaprak kımıldamıyordu. Çünkü şu anda elinde olan oyuncuların hem yaş ortalamaları hem de sisteme olan bağlılıkları Barcelona' yı en az 3 sene daha götürür düşüncesi herkeste hakimdi. Fakat yeni yüzler her zaman hem kulüp için hem de taraftar için vizyon göstergesi olarak kabul ediliyordu, bunu Laporta' da biliyordu...



Geçen seneden beri Guardiola' yla sorunu olan Ronaldinho ve Eto' dan sadece Ronaldinho' yu gönderebilmişti Laporta. Eto' ya da denize düşen yılana sarılır diyerek sarılmıştı Guardiola. O yılan Barca için Ligde 36 maçta 30 gol atmıştı ama Guardiola' yla hiçbir zaman can ciğer kuzu sarması olamadılar. Guardiola' nın gidecekler listesinde ilk sırada onun adı yazıyordur eminim.



Geçen hafta İspanyol basınına düşen İbrahimovic Barca' da haberi Cristiano Ronaldo haberi kadar olmasa da büyük yankı uyandırdı. Artık Barca' nın da Los Galacticos' a ufak da olsa cevap vermesi gerekiyordu. Bundan daha iyi bir cevap da veremezlerdi çünkü Cristiano Ronaldo transferini gölgede bırakacak tek oyuncu zaten kendi kadrolarındaydı. Fakat Ibra için verilecek rakam açıklandığında iki farklı düşünce ortaya çıktı. Aynı yaşta iki oyuncu için Barcelona üzerine 40 milyon euro + Aleksander Hleb kiralık ve Eto' yu bonservisiyle veriyordu. Her ne kadar problemli de olsa Barca' nın makine gibi işleyen 4 3 3' ünde önemli katkılar sağlayan bir oyuncuya karşılık bu kadar fedakarlık yapmak kimine göre ( Mourinho dahil ) aptallıktı, kimilerine göre ise Dünya' nın sayılı forvetlerinden birini takıma kazandırmak ve bunu sorunlu bir oyuncuyu göndererek yapmak ( yaptıkları gözardı ediliyor burada ) ve takıma yeni bir yüz, yeni bir çehre kazandırmak akıllı bir işti. Para zaten kulübün kasasında fazlasıyla mevcuttu. Ben ise ilk grupta yer alıyorum. Eto ne kadar sorunlu bir oyuncu olursa olsun bunu takıma hiç yansıtmadı, sahaya çıktı çatır çatır topunu oynadı ve sisteme de cuk diye oturuyordu. Fakat Guardiola ipini zaten çekmiş olduğu için inadından Inter' e imza atmadan önce bence bilerek zorluk çıkardı ama sonuçta istediğini alarak Barca' dan ayrıldı...



Bu kadar olay olması La Liga' yı belki de 2009 - 20010 yılında Premier Lig seviyesine getirecek. İzlenme oranları ve futbolcu kalitesinden bahsediyorum tabiki de. Euro Sterlin paritesi nedeniyle yıldız transferi yapamayan İngilizler ( Abramovic dahil, Arap Cityliler hariç ) La Liga' yı kendi liglerinden daha çok izlerler bu gidişle...

Kısacası bir tarafta sistemiyle Dünya' ya parmak ısırtan Barca, bir tarafta da Los Galacticos ruhunu yeniden canlandırmaya çalışan Madrid. Bu sene herşeye gebe. Bakarsınız olası bir Barca şampiyonluğunda Madrid' in başına bu sene elindeki en önemli oyuncuları kaybeden ve başarılı olması mucizelere bağlı olan Arsenal' in teknik direktörü Wenger gelir ve sportif direktör olarak da Zidane. Zaman herşeyi gösterecek, bizimki sadece tahmin...

1 yorum:

M. Alper dedi ki...

Ben de senin gibi düşünüyorum.
Eto'o sistem adamıydı, her ne kadar sorunlu olsa da.
Ibra da iyidir ama Barça sistemine uyum sağlar mı bilemem. Makinayı biraz bozacak gibi.

Paylaş