25 Mayıs 2009

Beşiktaş 2-1 Galatasaray - Ayrıntılı Sezon/Defans Analizi

Michael Skibbe ile başlayıp Büyük Kaptan ile devam eden bir hikayenin sonuna geliyoruz. Ne umutlarla başlamıştık. Hedefler Lig Şampiyonluğu ve Şampiyonlar Ligi'nde başarı idi.

Ancak beklenilen olmadı... Avrupa'da Steau hüsranının ardından yolumuza UEFA'da devam ediyorduk. UEFA 1.turunda eşleştiğimiz Bellinzona maçlarının ilk ayağı bir kabus gibi geçti. Karşılıklı atılan goller sonucu 4-3 kazanılan maçın rövanşında Yaser ve Milan Baros'un penaltıdan attığı gollerle 2-1 kazandık.

Bu maçlar sonunda UEFA'da Metalist Kharkiv, Benfica, Olympiyakos, Hertha Berlin takımlarının bulunduğu gruba düştük. Sırasıyla Olympiyakos'u 1-0, Benfica'yı 2-0, Hertha'yı 1-0 mağlup ederek grup 2.si olarak bir üst tura çıkmayı garantiledik. Futbolun katili tanımını layık görebileceğimiz Metalist Kharkiv'e Ali Sami Yen'de 1-0 mağlup olmaktan kurtulamadık. Ne var ki, UEFA'da uzun bir zamandan sonra bu denli iyi gitmemize rağmen ligde işler pek iyi gitmiyordu. Kocaeli'ye karşı alınan 5-2'lik mağlubiyet sonrası Michael Skibbe görevi bıraktı(!) Hala içime sinmemiştir, bir mağlubiyet yüzünden teknik direktör mü istifa edermiş! Tam da Bordeaux maçının öncesi öncesi olacak iş yani... Yeni hocamız kim olacak derken, bu isim hiç de istemediğimiz* bir isim oldu. Bülent Korkmaz Galatasaray'ın bu sezon başına geçen 2.hoca oldu.

*İstememizin sebebi şu son haftalarda daha bir belli oldu. Alınan başarısız sonuçlardan öte, bir Galatasaray değerinin daha taraftarlar tarafından acımasızca eleştirilmesi çok üzücü...


Kaptan'ın ilk maçında alınan 4-3'lük galibiyete sevinirken, bir yandan da kendi kendime "ulan o 3 gol yenir miydi be" diye sordum. Takım mükemmel top oynadı ama savunmanın hataları yüzünden arka arkaya 2 gol yedik. Son dakikada Sabri kendinden beklenmeyeni yapmasa, hikaye erken bitecekti.

Alman takımlarına karşı şansımız hep yaver gitmiştir.  Bu defa önümüze Hamburg çıktı. Onları da yeneriz nasılsa diyorduk ama öyle olmadı... Emre Aşık'ın kırmızı kart yediği maçta Hamburg'da aldığımız 1-1'lik beraberlikle dönüyorduk evimize. (İlk maçı Schumy ile birlikte izledik, 2.cisi öyle olmadı, totemi bozmayacaktık) Ümit Karan'ın son dakikada sayılmayan golü kursağımızda kaldı adeta. Üstüne İzmir'in deli yağmurunu yiyince, berbat geçti o gece... Neyse, rövanşa mükemmel başladık ve Kewell'ın penaltıdan attığı golle 1-0'ı, daha sonra Milan Baros'un attığı gol ile 2-0 öne geçtik. Savunma kabusu bu maçta da bırakmadı yakamızı. Her şey güzel giderken yenilen 1 gol, şokundan çıkamadan yenilen 2.golle skor 2-2 oldu. 1 gol yedik mi illa ki 2.cisini de yiyeceğiz ya! 2-2'den sonra Bordeaux mucizesi beklerken Hamburg 3.golü attı. Rüyayı Olic&Guerreiro ikilisi bitirdi...

Elde sadece lig kaldı derken, arka arkaya kaybedilen puanlarla şampiyonluk hayali yerini Uefa kupasına katılamama tedirginliğine bıraktı. Şampiyonluğa oynarken, Ankaragücü ve Hacettepe maçlarındaki kayıplar sayesinde Bursaspor ile yarışır duruma geldik.

Neyseki kendimize gelip Ankaragücü'nü ve Gençlerbirliği'ni mağlup edip Şampiyonlar Ligi şansını devam ettirmek istiyorduk.

Son 2 maç kalmıştı: Beşiktaş ve Sivasspor. Ligin dengesini değiştirecek maçlardı bunlar.

***

Dün akşam Beşiktaş maçında temellerini Skibbe'nin attığı bir futbol izledik. Ayağa pas yapan, sürekli gol arayan bir kimlik sergiledi futbol takımımız. Bu sezonun en iyi futbolu dün akşam oynandı desek yeri var. Milan Baros'un arka arkaya kaçırdığı net pozisyonlar sonrası olmayan pozisyonda Mehmet Topal'ın uzaklaştırmak istediği top ile kendi kalemize attığımız gol, ardından Kewell'ın yerden bazukası... Skor 1-1. Goldeki detay maçı anlatan Melih Şendil'in utanmasa üzüntüden ağlayacak olması... Bu adam hangi takımı tutar hala çözebilmiş değilim. Sabıkası çoktur bende, uğursuz gelir hep bize...




Maça dönelim. Allah'ım sahada müthiş bir futbol... Attığımız gol 2 tane ama skor 1-1. İçimden dualar ederken Yusuf oyuna girdi. Bir kaç dakika sonra dualarımı boşa çıkaran bu sezon alıştığımız klasik Yusuf gollerinden biri... Golde yine Mehmet Topal'ın hatası var evet, ama,bu çocuk ne yapsın ki? Libero'dan devşirme stoper yaratmaya bayılırız biz... Canı sağolsun Mehmedimin... Gol yesek ne olacak? Sezon gitti bu müdafa hatalarından.

Maçın sonunda Beşiktaş taraftarının şampiyonluk zırıltısı kulaklarımı tırmaladı adeta... Bizden başka kim şampiyon olursa olsun dokunur bana... Hoş daha kesin değil ama, haftaya Sivas bizimle oynuyor... Sivas'ı yenmek boynumuzun borcu. Antipatiklikte sınır tanımayan Bülent Uygun'u sevindirecek değiliz ya... Aslında Sivasspor yerine Trabzonspor olsaydı ama onlarda aptallıklarına yansınlar... Fazla uzattım. Maçtaki ilgi çekici bir detay ise hocamız Bülent Korkmaz'ın oyuncu değişikliğine gitmemesiydi...

Bu yazıdan çıkarmak istediğim sonuç: En iyi savunma hücum falan değildir. Luce kusura bakmasın. Hücum ne kadar iyi olursa olsun, savunma oyunun kaderini belirler. Biz de oyunun değil sezonun kaderini belirledi bu sezon...

Haftaya Sivas'ı yenmek boynumuzun borcudur. Biz Galatasaray'ız... Hiç kimseye iyilik yapmayız, iyilik de beklemeyiz... Alın liginiz sizin olsun...  

***
Son bir not: Harry Kewell seneye kaptan olsun. Bunun için ne gerekiyorsa yapmaya hazırım şahsım adına. Bu adam Hagi'den sonra taptığım tek adam... Hep bizimle kal Harry...

Hiç yorum yok:

Paylaş